Kaç para ediyorsunuz?!
Şöyle bir düşünelim seslice;
Toplum içerisinde, kendinize değer biçmeye veya kantara vurmaya kalksanız, ederiniz neye gelir acaba?!
Zor bir kıyaslamadır.
Sıkıştığınızda ve kendi imkânlarınız yeterli olmadığında, eşe-dosta gidip, para veya yerine geçebilecek ziynet eşyası borç almaktaki sınırınız ne ise, sizin toplum içerisindeki ederiniz de odur mesela!
Size duyulan güven derecesi, toplumdaki ağırlığınızın da derecesidir.
Sadece para ile de ölçmeyelim ağırlığımızı mesela;
Birileriyle başınız derde girdi. Allah vermeye ama, polise veya adliyeye düştünüz.
Kaza yaptınız da, kala kaldınız ortalık bir yerde.
Aracınızın benzini veya mazotu bitti TEM’de…
Yardım için arayabileceğiniz kaç kişi çıkar, düşündünüz mü hiç?
Arayabileceklerinizden kaçı koşup gelir yardımınıza?
İşte, bu sorunun cevabı, bir yerde de, sizin toplumdaki ve çevrenizdekiler üzerindeki ağırlığını gösterir aslında.
İşin bir de öteki yanı vardır;
Size güvenenlerin yaptıkları yardım ve destekler her ne derecede çok veya büyük olsa da, sizin onlara geri dönüşlerinizin zamanı ve mesafesi belirleyicidir toplumda.
Başınız veya eliniz sıkışıp, 10 lira aldınız birinden amma, ne söz verdiğiniz tarihte ödediniz ve hatta ne de arayıp, ödeyememe mazereti bildirdiniz!
Bir dahaki sefere başınız sıkıştığında, o dostunuzu arama lüksünüz de kalmamıştır.
Toplumdaki değeriniz yerlerde sürünüyordur.
Bu duruma getirmemek lazımdır olayı
Beş kuruş paranız yoktur cebinizde amma, birçok sermaye sahibinden daha çok krediniz ve sermayeniz vardır aslında!
Önemli olan; bu ağırlığı iyi tartabilmek ve kaybetmek yerine, olabildiğinde çoğaltmaktır.
Gerisinin pekte fazla önemi ve değeri yoktur sonuçta…