Sopa!
HAYATIN İÇİNDEN
Şenol Goncagül
İğneada’ya sık sık giden bir ağabey ile sohbet ediyorduk.
“Belediye Başkanı’na söyledim; bana belde girişinde 1.5 m2’lik bir yer tahsis et. Stand kurup, ticaret yapmak istiyorum. Hem de, çok kârlı ve yararlı bir ticaret olacaktır bu” dedim.
Meraklanarak;
“Kavun karpuz mu satacaksın?” diye sordu.
Gülümsedim ve “Hayır” dedim.
Beldede başıboş dolaşan köpeklerden korunmak üzere vatandaşa sopa satacağım. Adam başına 5 köpek düştüğüne ve bu köpeklerin en iyi tahminle uyuz olduğuna bakacak olursak, sopaların bir hayli çabuk tükeneceğine de eminim!” dedim.
“Başkan da gülümsedi” dedi.
Bir diğer isteğim de, sopa satacağım o standın üzerine asacağım tabelaya yazacağım yazıya karışılmaması olmuştu. Tabelaya da;
“Köpekli köye, değneksiz girilmez” yazacaktım.
İşin esprisi bir yana, bu hayvanların toplanarak, ıslah edilmeleri, bakımlarının yapılması, sahip çıkılması, bu kadar zor mudur?
Bir belediye, istediğinde, gerektiğinde sponsorlar da bularak, bunu başaramaz mıydı?
Başarırdı elbette ki ama yeterki içlerinde bir dirhemcik istek olsundu.
Böyle anlatıyordu ağabeyimiz.
Bir de, Sit Alanı ilan edilen Mert Gölü’nde, olta balıkçılığı yapılmasına izin verilmeyişini eleştiriyordu.
Bakalım; birileri bu sitem ve beklentilerden yana kendilerine dersler çıkarabilecekler mi?
Bekleyip, göreceğiz…