"Sosyal Güvenlik Yasası, kadınları "Eve dönüş"e mecbur bırakmıştır"

Kırklareli Demokratik Kadın Platformu 8 Mart Dünya Kadınlar günü nedeniyle 8 Mart 2010 Pazartesi günü saat 12.30'da Dingiloğlu Parkı önünde basın açıklaması yaptı.


HABER MERKEZİ

Kırklareli Kadın Platformu adına konuşan Mehtap Şeker Özırmak; “Yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Yasası, kadınları "Eve dönüş"e mecbur bırakmıştır” dedi.
Özırmak yaptığı açıklamasına şu şekilde davem etti; “100 yıl önce New York'ta dokuma işçisi kız kardeşlerimizin yaktığı direniş meşalesini bu yıl Dünya Kadın Yürüyüşünün "Herkes özgür olana kadar kadınlar yürüyecek" şiarıyla yükseltiyoruz.
Kadınların her türlü sömürüye, şiddete ve ezme/ezilme ilişkisine karşı yürüttüğü mücadelenin 100. yılında herkes için özgürlük, eşitlik, adalet ve barış istiyoruz.
Kapitalist sömürü düzeni, tarihte ataerkillikten de destek alarak kadın emeği üzerinde yükseldi. Halen de kadın emeğinin sömürüsünden besleniyor. Sermayenin sömürü çarkları, dün olduğu gibi bugün de cinsiyete dayalı rol bölüşümü ve ayrımcılık sayesinde daha kolay işliyor. Kapitalizm, bugün de içine girdiği son krizi aşmak için yine cinsiyet ayrımcılığından yararlanmak istiyor. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de, güvencesizleştirme, kayıt dışı çalıştırma uygulamaları, en fazla kadın emekçileri etkiliyor. Dünya genelinde dinsel tutuculuğun, milliyetçiliğin ve savaşların artmasından en fazla kadınlar zarar görüyor.
Eğitim, ekonomi, siyaset ve hayatın diğer birçok alanındaki eşitsizlikler önümüzde duruyor. Militarizm, ataerkil sistem, şovenizm, gericilik ve muhafazakârlık, neoliberal politikalar ve kriz süreci biz kadınların gündeminden ne yazık ki düşmüyor.
Kadın istihdamının düşüklüğü bir yana, istihdamda yer alan 100 kadından 58'i herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmaksızın çalışmaktadır. Siyasette kadınlar hala yerel ve ulusal düzeyde yeteri kadar temsil edilememektedir. KSGM'nin son raporuna göre, evlenmiş kadınların hayatındaki en yaygın şiddet eşlerinden gördükleri şiddettir. Diğer taraftan, yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı %48,5'tir. Her 10 kadından biri gebeliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalırken, eğitim düzeyi daha yüksek olan kadınlar arasında her 10 kadından 3"ü eşleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmaktadır.
Yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Yasası, kadınların sosyal güvenlik haklarını kısıtlamakla kalmamış, kadınları "eve dönüş"e mecbur bırakmıştır. Sistem, sosyal güvenlik haklarını alabildiğine daralttığı kadınlardan kapitalist üretim ihtiyaç duyduğunda güvencesiz bir şekilde çalışmalarını, ihtiyaç ortadan kalktığında da evlerine gitmelerini istiyor. Başbakan kadınlardan üç çocuk doğurmalarını isterken, bir devlet bakanı, kadınlar iş aradığı için işsizlik oranlarının yüksek çıktığını söyleyebiliyor. Ama kadınlar bu sözlerin ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Yüz yıldır gerektiğinde emeğini sömürmek üzere evden çıkaran gerektiğinde de haydi evlerinize üç çocuk doğurmaya diyen egemenlere karşı hakları için, hayatları için, herkesin mutluluğu için direniyorlar.
Demokratik ülke yaratmanın, Cumhuriyeti demokratikleşmenin yolunun patriarkal zihniyete karşı çıkarak 12 Eylül'ün gerici ruhuyla yaratılan Anayasa'nın değiştirilmesinden; çatışma ortamının sonlandırılmasından; operasyonların durdurulmasından geçtiğini tekrarlıyoruz..
100 yıllık mücadelemizin öğrettikleriyle büyümenin, değiştirmenin, kazanmanın sözünü bu tarihi günde bir kez daha veriyoruz. Sizden olmayan herkesin "öteki" olduğu bu ülkede, ülkenin mevcut halini sevmeyen ama terk etmeyen, inatla direnen ve mücadele eden kadınlar var. Bu süreçte farklı görüşlerin zenginlik olduğuna, biz kadınların dayanışmasının ve ortak bir mücadele yürütmesinin bir temenniden öte zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Toplumun her kesiminden ezilen, dışlanan, barış, emek, demokrasi ve kadın mücadelesinin ayrılmaz bütünlüğüne inanan bütün kadınlarla, yaşamın her alanında yan yana, omuz omuza, el ele olduğumuz sürece başarılı olacağımıza inanıyoruz.
Evet, kadınlar, tıpkı 100 yıl öncesinde olduğu gibi bugün de direnmeyi sürdürüyorlar; İşte TEKEL işçisi kadınlar. TEKEL işçisi kız kardeşlerimiz iki buçuk aydır Ankara'nın ayazında direndi. Onların sesine sesini katan binlerce kadın ülkenin her yanında daha eşit bir yaşam, barış içinde bir ülke ve adalet için yürüyor. Kadınların sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıran, onları 'eve dönüş'e mahkûm eden SSGSS'ye (sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası) hayır demek için, Emeğimize, bedenimize, kimliğimize sahip çıkmak için, Kadın katliamına karşı durmak için, Halen kadın cinayetlerine "haksız tahrik" indirimi uygulayan ataerkil yargı sistemine ve Erkek egemen kültürden beslenen ve onu güçlendiren milliyetçiliğe, militarizme karşı barış için kardeşlik için yürüyor. Yaşasın Kadınların Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”
Basın açıklamasının ardından Atatürk Anıtı önüne Kırklareli Demokratik Kadın Platformu adına çelenk konulmasıyla beraber kalabalık olaysız bir şekilde dağıldı. (yy)