<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.trakyagundemi.com/saglik/</link>
         <description>En güncel {kategoribaslik} Haberleri.Son dakika {kategoribaslik} haberlerini buradan takip edebilirsiniz. En son {kategoribaslik} haberleri anında burada.</description><item>
			<title><![CDATA[Kanser kan testinde belli olur mu? Kanserin ilk belirtisi nedir?]]></title>
			<description><![CDATA[Kanser insanlığın karşılaştığı en karmaşık sağlık sorunlarından biridir. Bu hastalık sinsi bir şekilde hayatlarımıza girebilir ve birçok insanın yaşamını etkileyebilir. Ancak kanserle baş etmek yalnızca bir tıbbi mücadele değil aynı zamanda insan dayanıklılığının ve bilimin sınırlarının keşfi anlamına gelir. Kanser sadece bir hastalık değil aynı zamanda bir toplumsal bilinçlenme ve dayanışma çağrısıdır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kanser sadece fiziksel sağlığı değil aynı zamanda ruhsal ve duygusal dengeyi de zorlar. Ancak bu mücadele sadece bireylerin değil aynı zamanda ailelerin, arkadaşların ve toplumun birlikte hareket etmesini gerektirir. Kanser yaşamı tehdit eden bir hastalık olabilir ancak aynı zamanda insanların birbirine olan bağlılığını güçlendiren bir deneyim hâline de gelebilir.

Kanser nedir?

Kanser vücut hücrelerinin normal kontrol mekanizmalarını kaybederek hızlı ve kontrolsüz bir şekilde büyümesi ve yayılmasıyla oluşan bir hastalıktır. Bu süreçte normal hücre dengesi bozulur ve anormal hücreler oluşarak tümörler meydana gelir. Kanser çeşitli faktörlerin etkisiyle başlayabilir ve vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabilir. Tedavi edilmediği takdirde kanser hücreleri yayılarak vücudun farklı bölgelerine sıçrayabilir (metastaz) ve hayati organları etkileyebilir ve bu da ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Kanserin ilk belirtisi nedir?

Kanserin belirtileri türüne vücut bölgesine ve kanserin evresine göre değişebilir. Ancak genellikle kanserin erken belirtileri arasında anormal şişlik veya yumru, sürekli yorgunluk, kilo kaybı, ani ve açıklanamayan kilo değişiklikleri yaşanabilir. Kanser belirtileri ayrıca sürekli ateş, uzun süren öksürük veya ses kısıklığı, sindirim sorunları, deri değişiklikleri veya yara iyileşme problemleri gibi belirtileri içerebilir. Bu belirtiler kişiden kişiye değişebilir ve herhangi biri tek başına kanser belirtisi olmayabilir ancak bu tür belirtiler uzun süre devam ediyorsa veya endişe verici ise, bir sağlık profesyoneline danışmak önemlidir.

Kanser kan testinde belli olur mu?

Kanser teşhisi genellikle bir dizi test ve tanı yöntemi kullanılarak konulur. Kan testleri kanser belirtilerini veya kansere işaret edebilecek bazı belirteçleri tespit etmede yardımcı olabilir ancak kanserin kesin teşhisi için kan testleri tek başına yeterli değildir. Kan testleri kanser hücrelerinden salınan bazı maddelerin seviyelerini ölçerek belirli kanser türleri hakkında bilgi sağlayabilir.

Örneğin kanser belirteçleri olarak adlandırılan bazı proteinler veya diğer moleküller, kanser türlerinin varlığını veya tedaviye verdiği yanıtı göstermek için kullanılabilir. Ancak kanser teşhisi genellikle kan testi sonuçlarına ek olarak görüntüleme testleri, biyopsi, ve diğer laboratuvar testleri gibi farklı yöntemlerin birleşimiyle konulur. Bu testlerin bir arada değerlendirilmesi tanı sürecinde kullanılırken daha kesin ve doğru sonuçlar elde edilmesini sağlar.

Kanser hastalığı nasıl başlar?

Kanser normal sağlıklı hücrelerde meydana gelen genetik değişiklikler veya mutasyonlar sonucu ortaya çıkar. Bu mutasyonlar hücrelerin normal büyüme ve bölünme kontrolünü kaybetmelerine neden olur. Hücreler normalden daha hızlı büyümeye başlar ve normalden daha uzun süre yaşarlar. Bu durum biriken anormal hücrelerin tümör oluşturmasına yol açabilir.

Tümörler kanserli veya kanserli olmayan (iyi huylu) olabilir. Kanserli tümörler vücudun farklı bölgelerine yayılarak diğer dokulara veya organlara sıçrayabilir (metastaz yapabilir). Kanserin başlaması birçok faktörün etkileşimi sonucu ortaya çıkar; genetik yatkınlık, çevresel etmenler (örneğin, sigara içme, ultraviyole ışınlarına maruz kalma, kötü beslenme), virüsler veya kimyasallar gibi çeşitli faktörler kansere neden olabilir veya riskini artırabilir. Ancak kanserin gelişimi çok karmaşık bir süreçtir ve her kanser türü farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Rektum kanseri belirtileri nelerdir?

Kanser olup olmadığımızı nasıl anlarız?

Kanser olup olmadığınızı belirlemek için kesin bir yöntem bulunmamaktadır. Ancak belirli belirtiler veya değişiklikler fark edildiğinde sağlık profesyonelleri tarafından yapılacak muayene, testler ve görüntüleme teknikleri ile kanser olasılığı değerlendirilebilir. Kanser belirtileri arasında şu belirtiler sayılabilir:

Ani kilo kaybı Anormal şişlikler veya yumrular Sürekli yorgunluk Ciltte değişiklikler Yara iyileşme problemleri Uzun süren öksürük veya ses kısıklığı Sindirim problemleri

Bu tür belirtileri fark ederseniz veya endişeleriniz varsa bir doktora veya uzmana danışmak önemlidir. Doktorunuz fiziksel muayene ve gerekli testlerle birlikte durumu değerlendirir ve gerekli gördüğü durumlarda kesin teşhis için ek incelemeler veya biyopsi gibi prosedürler önerebilir. Erken teşhis kanser tedavisinde başarı şansını artırabilir, bu yüzden belirtileri ciddiye almak ve düzenli sağlık kontrollerini yapmak önemlidir.

İlerlemiş kanser belirtileri nelerdir?

İlerlemiş kanserin belirtileri genellikle kanserin ileri aşamalarında ortaya çıkar ve bu belirtiler kanserin yayıldığı bölgelere ve vücudun hangi bölümlerini etkilediğine bağlı olarak değişebilir. Kanser ilerledikçe şiddetli ve kronik ağrılar görülebilir. Bu ağrılar tümörün büyüdüğü veya vücudun diğer bölgelerine yayıldığı bölgelerde hissedilebilir. İleri evre kanserde genellikle ciddi yorgunluk, bitkinlik ve halsizlik hissi oluşabilir. Bu kanserin vücudun normal işlevlerini etkilemesiyle ilişkilidir.

Akciğer kanseri veya diğer organlara metastaz yapmış kanserlerde nefes darlığı, öksürük, kanlı balgam veya solunum güçlükleri gibi solunum sorunları ortaya çıkabilir. Karaciğer veya bağırsak kanseri gibi durumlarda sindirim sorunları, iştah kaybı, kilo kaybı, mide ağrısı, bulantı, kusma, kabızlık veya ishal görülebilir. Kanserin vücutta lenf bezleri veya diğer organlarda tümörlerin büyümesine neden olmasıyla şişlikler veya yumrular hissedilebilir. Kanser kemiklere metastaz yaptığında kemik ağrısı, kırıklar veya kemik zayıflığı oluşabilir.

Sinsi kanser belirtileri nelerdir?

Sinsi kanser belirtileri genellikle başlangıç aşamasında fark edilmesi zor olabilir ve diğer sağlık sorunlarına benzerlik gösterebilir. Ani oluşan ve sürekli devam eden yorgunluk hissi, bazı kanser türlerinin erken belirtisi olabilir. Aniden ve açıklanamayan şekilde kilo kaybı, iştah kaybı veya vücut ağırlığında belirgin bir düşüş, bazı kanser türleriyle ilişkili olabilir.

Sürekli mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik veya sindirim sorunları, özellikle mide veya bağırsak kanseri gibi kanser türleri ile ilişkili olabilir. Sık sık tekrarlayan enfeksiyonlar veya bağışıklık sistemi zayıflığı, bazı kan kanserleri veya lenfoma gibi kanser türleriyle ilişkili olabilir. Deride yara iyileşme problemleri, benlerde değişiklikler, deride yeni oluşan kabarıklıklar veya benzeri değişiklikler dikkat çekebilir.

Kanser belirtileri erkek için farklı mı?

Genellikle kanser belirtileri kadınlar ve erkekler arasında büyük ölçüde benzerlik gösterir ancak bazı kanser türlerinde belirtilerde cinsiyete göre farklılıklar olabilir. Erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanseri genellikle erken evrelerde belirti vermez. İlerlemiş durumlarda idrar akışında zorlanma, sık sık idrara çıkma ihtiyacı, idrar yaparken ağrı veya yanma hissi gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Testis kanseri de genellikle testiste şişlik veya ağrı olarak fark edilebilir. Ancak erken evrelerde bazen belirti vermeyebilir.

Hem erkeklerde hem de kadınlarda akciğer kanseri benzer belirtilere sahip olabilir. Bunlar arasında nefes darlığı, öksürük, kanlı balgam, göğüs ağrısı veya sık sık tekrarlayan zatürre gibi solunum problemleri sayılabilir. Kolon kanseri de hem erkeklerde hem de kadınlarda benzer belirtiler gösterebilir. Bu belirtiler arasında sürekli karın ağrısı, kabızlık veya ishal, dışkıda kan veya renginde değişiklik, kilo kaybı ve yorgunluk yer alabilir.

Kanser belirtileri kadın için farklı mı?

Kanser belirtileri genellikle kadınlar ve erkekler arasında benzerlik gösterir ancak bazı kanser türlerinde cinsiyete özgü belirtiler veya kanser tipleri olabilir. Kadınlarda özellikle meme kanseri ve jinekolojik kanserler dikkate alınmalıdır. Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden birisi meme kanseridir. Meme kanserinin belirtileri arasında meme veya meme ucunda ele gelen bir yumru veya şişlik, meme derisinde değişiklikler, meme ucundan akıntı veya meme dokusunda değişiklikler yer alabilir.

Rahim kanseri belirtileri arasında vajinal kanama veya dışkıda kan, pelvik ağrı, kilo kaybı ve vajinal akıntı gibi belirtiler yer alabilir. Yumurtalık kanserinin erken belirtileri genellikle belirsiz olabilir ve bu nedenle sinsi seyreder. Karın şişliği, karın ağrısı, sindirim sorunları, sık idrara çıkma gibi belirtiler görülebilir. Serviks kanserinin erken belirtileri genellikle yoktur, ancak ilişkisiz vajinal kanama, ağrısız kanama veya ilişki sırasında ağrı gibi belirtiler fark edilebilir.

En tehlikeli kanser türü nedir?

Kanser türleri arasında hangisinin en tehlikeli olduğunu belirlemek zordur çünkü kanserlerin agresifliği, yayılma hızı ve tedaviye yanıtı kişiden kişiye ve kanserin türüne göre değişir. Bazı kanser türleri daha hızlı yayılır veya daha zor tedavi edilir olabilir, bu da tedavi başarısını etkileyebilir. Örneğin pankreas kanseri, akciğer kanseri gibi bazı kanser türleri genellikle erken aşamalarda teşhis edilmediğinde daha ileri seviyelere ulaşabilir ve tedavisi daha zor olabilir.

Kanserin tehlikeli olup olmadığı, hangi organda olduğu, kanserin evresi, yayılma durumu ve tedavi seçenekleri gibi birçok faktöre bağlıdır. Erken teşhis ve uygun tedavi yaklaşımı, kanserle mücadelede önemli bir faktördür ve bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri ve belirtiler fark edildiğinde bir doktora başvurmak büyük önem taşır.

En hızlı öldüren kanser hangisi?

Kanser türleri arasında hangisinin en hızlı ölümcül olduğunu belirlemek zor ve kesin bir durum değildir. Bazı kanser türleri tanısı konulduğunda genellikle daha ileri aşamalarda bulundukları için daha hızlı ilerleyebilir ve tedaviye daha az yanıt verebilirler. Bu kanser türleri genellikle pankreas kanseri, akciğer kanseri, beyin tümörleri gibi agresif ve hızlı yayılan kanserler olarak bilinir.

Kanser türleri ve hastalığın seyri her bireyde farklılık gösterebilir. Erken teşhis doğru tedavi yaklaşımı ve kişiye özel bir tedavi planı, kanserle mücadelede hayati öneme sahiptir ve genellikle hastalığın seyrini önemli ölçüde etkileyebilir. Bu nedenle kanser teşhisi konulduğunda uzman tıbbi yardım almak ve uygun tedavi planını belirlemek büyük önem taşır.

 

 

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ İYİ Parti'de bir isim daha istifa etti! O ile ilk kar düştü! Sabah saatlerine kadar sürecek Gazze'de neler yaptığını tüm dünya gördü
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/kanser-kan-testinde-belli-olur-mu-kanserin-ilk-belirtisi-nedir-2690.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/kanser-kan-testinde-belli-olur-mu-kanserin-ilk-belirtisi-nedir-2690.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/kanser-kan-testinde-belli-olur-mu-kanserin-ilk-belirtisi-nedir-2690_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/kanser-kan-testinde-belli-olur-mu-kanserin-ilk-belirtisi-nedir-2690.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/kanser-kan-testinde-belli-olur-mu-kanserin-ilk-belirtisi-nedir/394002591/</link>
			<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 16:55:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Saçları dökülenler çaresizliğe kapılmasın! Çöp diye atıyorduk, oysa o da çare oluyormuş...]]></title>
			<description><![CDATA[Stres, düzensiz beslenme, kimyasal maddeler içeren kozmetik ürünler ve mevsim değişikliği gibi birçok unsur saç dökülmesine yol açabiliyor. Aşırı saç dökülmesi kelliğe ya da bölgesel seyrekliğe  yol açabiliyor. Fakat evde düzenli bir şekilde bakım yaparak saç dökülmesi sorununun önüne geçilebilir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya çapında 56 milyon kişinin saç dökülmesi sorunu yaşadığı biliniyor. Uzmanlar, 50 ve 100 adet arasındaki dökülen saç sayısının normal olduğunu ifade ediyor. Öte yandan birçok kişi evde hazırladıkları doğal kürlerle saçlarına bakım yapıyor. Çöp diye attığımız ceviz kabuğunun zamana karşı yenilen ve hızla seyrekleşmeye başlayan saçlara iyi geldiği ortaya çıktı. İşte detaylar...

 

UZMANLAR, SAÇ İÇİN FAYDALI OLDUĞUNU SÖYLÜYOR!

uzmanlar, ceviz kabuğunun saç için faydalı olduğunu vurguluyor.

 

İşte ceviz kabuğunun faydaları:

-Kepeği önler,

-Saç diplerini onarır,

-Saç beyazlamasını önler,

-Saç dökülmesini azaltır ve saç köklerini güçlendirir,

Saçların daha parlak gözükmesini sağlar,

-Saçları nemlendirir,

-Saça doğal renk vericidir.

CEVİZ KABUĞU SAÇA NASIL UYGULANIR?

10-15 ceviz kabuğunu bir tencereye alın ceviz kabuklarını biraz geçecek şekilde su ilave edin. Ocakta kaynamasını bekleyin. Kaynadıktan sonra ocağın altını kapatıp soğumaya bırakın. Islak saçınıza soğuyan ceviz kabuğu suyunu sürün veya bir şişeye koyup sıkın. Saç diplerine nüfuz ettiğine emin olun. Saçınızı bir sonraki duşa kadar durulamayın. Herhangi bir koku veya yağlılık yapmayacaktır. Kısa sürede saçınıza etkisini göreceksiniz.

 

CEVİZİN FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR!

Ceviz beyin için faydalıdır. Uzmanlar, keskin bir hafıza için ceviz öneriyor. Doyurucu olmasıyla da bilinen bu besinin başka faydaları da var.

Ceviz tüketmek aşırıya kaçılmadığı takdirde zayıflamaya yardımcı olur,

Sindirim sorununa iyi gelir,

Tansiyonu düzenler

İyot eksikliğini mgiderir,

Prostat kanserine karşı koruyucu olması ile bilinir,

Stres seviyesini düşürür,

Yaşlanma belirtilerinin erken ortaya çıkmasını engeller,

Diş tartarını giderir.

 

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ İYİ Parti'de bir isim daha istifa etti! O ile ilk kar düştü! Sabah saatlerine kadar sürecek Gazze'de neler yaptığını tüm dünya gördü
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/saclari-dokulenler-caresizlige-kapilmasin-cop-diye-atiyorduk-oysa-o-da-care-oluyormus-2690.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/saclari-dokulenler-caresizlige-kapilmasin-cop-diye-atiyorduk-oysa-o-da-care-oluyormus-2690.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/saclari-dokulenler-caresizlige-kapilmasin-cop-diye-atiyorduk-oysa-o-da-care-oluyormus-2690_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/saclari-dokulenler-caresizlige-kapilmasin-cop-diye-atiyorduk-oysa-o-da-care-oluyormus-2690.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/saclari-dokulenler-caresizlige-kapilmasin-cop-diye-atiyorduk-oysa-o-da-care-oluyormus/394002590/</link>
			<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 16:55:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İbrahim Saraçoğlu'ndan çarpıcı uyarı! Grip ve nezle olanlar dikkat, boğaz ağrısına iyi geliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Kasım ayı ile birlikte soğuk algınlığı belirtilerinde artış görülmeye başlandı. Bilhassa yaşam kalitesini düşüren boğaz ağrısı için uyarıda bulunan uzman isim, bu sorunun nasıl üstesinden gelinebileceğini açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, grip ya da nezleye yakalanan vatandaşlar için açıklamada bulundu. Özellikle kış aylarında birçok kişide görülen boğaz ağrısına dikkat çeken uzman isim doğal pastil tarifi verdi. İşte, ev yapımı doğal pastil tarifi...

 

GRİP VAKALARINDA ARTIYOR!

Mevsim şartlarının değişmesi ve havaların giderek soğuması üst solunum yolu rahatsızlıklarında beraberinde getiriyor. Saraçoğlu, boğaz ağrısı çekenler için doğal pastil tarifi verdi.

 

İBRAHİM SARAÇOĞLU'NDAN DOĞAL PASTİL TARİFİ

Malzemeler:

1 bardak su 1 bardak doğal bal 3 yemek kaşığı taze sıkılmış limon suyu 2 yemek kaşığı toz zencefil 10 adet karanfil 1 çay kaşığı zerdeçal 1 çay kaşığı karabiber

Yapılışı:

Malzemeleri tencereye doldurup karıştırarak kaynatın. Köpükleşene kadar karıştırın. Ardından karanfilleri çıkarıp tepsiye yağlı kağıt serin ve karışımı yuvarlak şekillerle tepsiye dizerek 20 dakika buzdolabında beklemeye alın.

Hazırlanan pastilleri uygun bir kavanoza koyarak buzdolabında muhafaza edin.

 

SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN MUTLAKA DENEYİN!

Soğuk algınlığı belirtilerinin etkisi bitkisel ve doğal yöntemler ile azaltılabilir.

Ihlamur, Adaçayı ve Kekik soğuk algınlığı sebebiyle tahriş olan boğazı rahatlatmak için birebirdir.

Zerdeçal ise ılık süte eklendiği takdirde rahatlık sağlar. Kuşburnu çayı ve portakal suyu C vitamini sebebiyle vücut direncini artırır.

Nane-limon karışımı soğuk algınlığından muzdarip kişinin rahatlamasını sağlar.

Sarımsak ise soğuk algınlığının giderilmesinde oldukça etkili doğal bir üründür ve iyileşme sürecini hızlandırır.

Karanfil de ağrıyı kesebilme özelliği sayesinde kişiyi rahatlatır.

 

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ Bakan Güler duyurdu: 40 adet Eurofighter alınacak Kadının başını ezip evine gitti! Kan donduran detaylar Cep telefonları tarih mi oluyor? Yeni teknoloji: Yaka telefonları! Avuç içi projeksiyon detayı...
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/ibrahim-saracoglu-ndan-carpici-uyari-grip-ve-nezle-olanlar-dikkat-bogaz-agrisina-iyi-geliyor-2690.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/ibrahim-saracoglu-ndan-carpici-uyari-grip-ve-nezle-olanlar-dikkat-bogaz-agrisina-iyi-geliyor-2690.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/ibrahim-saracoglu-ndan-carpici-uyari-grip-ve-nezle-olanlar-dikkat-bogaz-agrisina-iyi-geliyor-2690_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/ibrahim-saracoglu-ndan-carpici-uyari-grip-ve-nezle-olanlar-dikkat-bogaz-agrisina-iyi-geliyor-2690.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/ibrahim-saracoglu-ndan-carpici-uyari-grip-ve-nezle-olanlar-dikkat-bogaz-agrisina-iyi-geliyor/394002589/</link>
			<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 16:55:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erken teşhis hayat kurtarıyor! Sakın görmezden gelmeyin, kanserin bu belirtilerine dikkat!]]></title>
			<description><![CDATA[Kanser çağımızın tehlikeli hastalıkları arasında üst sırada yer alıyor. Karaciğer kanserine dair uyarıda bulunan uzmanlar, erken teşhisin oldukça önemli olduğunu vurgulayıp 3 belirtiye dikkat çekti. İşte o semptomlar...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[2022 yılında yayımlanan verilere göre Türkiye'de yaklaşık 96 bin 200'ü erkek, 67 bin 200'ü de kadın olmak üzere her sene 163 bin 400 kişi kansere yakalanıyor. Karaciğer kanserinin karaciğerde bulunan hücrelerin kontrolsüz ve anormal şekilde büyümeleri sonucu meydana geldiğini belirten bilim insanları uyarıda bulundu. Uzmanlar, karaciğer kanserinin başka rahatsızlıklarla karıştırılan belirtilerini sıraladı.

KARACİĞER KANSERİ BELİRTİLERİ

 

Cancer Research UK'ye göre karaciğer kanserinin karında (mide) görülebilen üç belirtisi vardır.

Şişmiş bir karına sahip olmak Karında ağrı Karnın sağ tarafında yumru

Cancer Research UK, karaciğer kanserinin neden karnı etkileyebileceğini açıkladı ve şişmenin iki potansiyel nedenini listeledi. “Bunun nedeni şunlar olabilir: Büyüyen kanser nedeniyle karaciğer de büyür ve karnınızın sağ tarafında şişmeye neden olur;
Kanser (veya siroz) karaciğerdeki basıncı artırarak kanın damarlarda (damarlarda) birikmesine neden olur. Bu, sıvıyı damarlardan karına (asit) zorlar."

 

YEMEK ESNASINDA BUNLARI YAŞIYORSANIZ DİKKAT!

“Damarlardaki artan basınç, karın yüzeyinin altında görülebilecek şekilde şişmelerine neden olabilir. Assit, karaciğer yeterli kan proteini (albümin) yapmadığında da gelişebilir." Bu daha sonra bir ağrı etkisi yapabilir. Cancer Research UK, "Şişmiş bir karın rahatsızlığa, ağrıya, iştah kaybına veya çabuk tok hissetmeye neden olabilir" diyor.

 

“Şişmiş (büyümüş) bir karaciğer, sağ omzunuzda ağrıya neden olabilir. Bunun nedeni, genişlemiş karaciğerin omuzdaki sinirlere bağlanan sinirleri uyarmasıdır. Buna yansıyan ağrı denir.”

DİĞER SEMPTOMLAR!

Karaciğer kanserinin diğer semptomları ise şu şekilde:

Sağ omuzda ağrı Kilo kaybı Derinin ve gözlerin beyazının sararması (sarılık) Kaşıntı Hasta hissetmek Az miktarda yemek yedikten sonra iştah kaybı veya tokluk hissi
 

 

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ İYİ Parti'de bir isim daha istifa etti! O ile ilk kar düştü! Sabah saatlerine kadar sürecek Gazze'de neler yaptığını tüm dünya gördü
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/erken-teshis-hayat-kurtariyor-sakin-gormezden-gelmeyin-kanserin-bu-belirtilerine-dikkat-2690.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/erken-teshis-hayat-kurtariyor-sakin-gormezden-gelmeyin-kanserin-bu-belirtilerine-dikkat-2690.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/erken-teshis-hayat-kurtariyor-sakin-gormezden-gelmeyin-kanserin-bu-belirtilerine-dikkat-2690_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/erken-teshis-hayat-kurtariyor-sakin-gormezden-gelmeyin-kanserin-bu-belirtilerine-dikkat-2690.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/erken-teshis-hayat-kurtariyor-sakin-gormezden-gelmeyin-kanserin-bu-belirtilerine-dikkat/394002588/</link>
			<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 16:55:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Faydaları saymakla bitmiyor! Bildiklerinizi unutun, etten daha fazla protein içeren o besin kilo vermenizi sağlayacak]]></title>
			<description><![CDATA[Protein vücut direncimiz ve kas gelişimimiz için oldukça önemlidir. Fazla kilolarından muzdarip olan kişiler karbonhidrattan kısıp protein ağırlıklı beslendiklerinde bunun etkilerini kısa sürede görüyorlar. Öte yandan birçok kişi en yüksek protein kaynağının kırmızı et olduğunu düşünüyor. Aslında bu pek de doğru değil. İşte, etten daha fazla protein içeren o besin...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Protein denildiğinde ilk akla kırmızı et geliyor. Ancak vejetaryen ve veganların favorisi olan kinoa, protein ihtiyacı olanların yardımına koşuyor.

 

TAM BİR PROTEİN KAYNAĞI

Kinoa birçok tahıldan daha yüksek lif içeriğine sahiptir. Lifler düzenli bağırsak hareketlerini destekler ve bağırsaklardaki faydalı bakterileri besleyerek sindirim sağlığınıza olumlu etki eder ve kabızlığı önlemek için gereklidirler. Ayrıca lifler, diğer besinlere kıyasla daha az kalori içerse de tokluk hissini artırmaya yardımcı olurlar. Kinoa gibi yüksek lifli yiyecekleri yüksek proteinli yiyeceklerle eşleştirmek tok hissetmenize ve porsiyon boyutlarını kontrol altında tutmanıza yardımcı olurlar.

Kinoa tam bir protein kaynağıdır. Proteini oluşturan amino asitlerin bazıları vücudumuz tarafından üretilmez ve besinlerden alınması gerekir. Birçok bitkisel besinin tüm amino asitleri içermemesine karşın kinoa 8 temel amino asidin tamamını da içerir. Kinoada özellikle lizin ve metionin amino asitleri yüksek miktarda bulunur. Bitkisel protein kaynağı olması sebebiyle vegan ve vejeteryan diyetlerde sıklıkla kullanılır.

Doyuruculuğu yüksek olan kinoa dengeli bir öğünde yer aldığında uzun süre tokluk sağlar. Kilo koruma programlarında kullanılmaya elverişli bir besindir.

 

Kinoanın Vitamin ve mineral içeriği yüksektir. A,B,C ve K vitaminlerini içeren kinoa bu zengin içeriğinin yanı sıra hiç kolesterol ihtiva etmez. Kalp hastalıkları için koruyucudur. Magnezyum, kalsiyum, fosfor, çinko, demir açısından da zengin olan kinoa kansızlık riskini azaltır.

Kinoa gluten içermez. Gluten hassasiyeti olanların ve çölyak hastalarının kullanabileceği zengin bir besindir. Öğün sonrası kolay sindirilir ve şişkinlik yapmaz.

Kinoa birçok antioksidan içerir ve bu sayede yaşlanmaya karşı geciktirici etkiye sahiptir. Bunun yanında kansere karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır.

Yüksek besin içeriğine karşın çok az yağ içeren kinoa kolay sindirilen ve kalori içeriği çok yüksek olmayan bir besindir.

Kinoa glisemik indeksi düşük bir besindir. Kan şekerini yavaş yükseltip düşüren kinoa uzun süre tokluk sağlar.

 

SALATALARIN VAZGEÇİLMEZİ!

Salatalarınıza ekleyebilirsiniz. Kinoayı pişirip soğuttuktan sonra salatalarınıza ekleyerek doyurucu salatalar elde edebilirsiniz. Besin içeriği zengin ve besin öğeleri dengeli olan bu salatalar öğün yerine de geçebilir.

KİNOA NASIL TÜKETİLİR?

Yulaf lapası yerine kullanabilirsiniz. Yine pişmiş kinoa tercih ederek üzerine sevdiğiniz meyveleri ekleyebilirsiniz. Doyurucu ve hafif bir kahvaltı seçeneği olacaktır.

Kinoanın bağlayıcı yapısı ve dolgun dokusu ile köfte yapımında kullanmak ta oldukça idealdir. Sebze köfteleri için harika bir temel olan kinoa yine burada da pişmiş tercih edilmelidir.

Kinoayı herhangi bir içeceğinize karıştırabilirsiniz. Yaptığınız smoothielere biraz kinoa ekleyerek onları daha sağlıklı hale getirebilirsiniz. Bu sizin gün boyunca enerjik olmanızı sağlayacak, protein açısından zengin doğal bir içecek ortaya çıkaracaktır.

En sevdiğiniz tavuk veya sebze çorbasının içine diğer malzemeler gibi biraz kinoa ekleyebilirsiniz, oldukça basit ve çok sağlıklı bir başlangıç yemeği olacaktır.

Menülerinizde hiç pirinç yerine kinoa kullanmayı denediniz mi? Bir daha pilav yapmayı planladığınızda, beyaz pirinci, protein açısından zengin kinoa ile değiştirebilirsiniz, ona taze bir dokunuş vermek için sevdiğiniz tüm mevsim sebzelerini de içine ekleyebilirsiniz.

 

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ Cep telefonları tarih mi oluyor? Yeni teknoloji: Yaka telefonları! Avuç içi projeksiyon detayı... Beşar Esad, Suriye'de 25. kez af ilan etti İsveç'e NATO üyeliği için onay çıkmadı!
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/faydalari-saymakla-bitmiyor-bildiklerinizi-unutun-etten-daha-fazla-protein-iceren-o-besin-kilo-vermenizi-saglayacak-2690.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/faydalari-saymakla-bitmiyor-bildiklerinizi-unutun-etten-daha-fazla-protein-iceren-o-besin-kilo-vermenizi-saglayacak-2690.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/faydalari-saymakla-bitmiyor-bildiklerinizi-unutun-etten-daha-fazla-protein-iceren-o-besin-kilo-vermenizi-saglayacak-2690_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/faydalari-saymakla-bitmiyor-bildiklerinizi-unutun-etten-daha-fazla-protein-iceren-o-besin-kilo-vermenizi-saglayacak-2690.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/faydalari-saymakla-bitmiyor-bildiklerinizi-unutun-etten-daha-fazla-protein-iceren-o-besin-kilo-vermenizi-saglayacak/394002587/</link>
			<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 16:55:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Akciğer kanserinin en sinsi 9 belirtisi: Akciğer kanseri evreleri nasıl anlaşılır?]]></title>
			<description><![CDATA[Akciğer kanseri dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biridir ve genellikle ölümcül bir seyir izler. Gelişmiş ülkelerde özellikle sigara içme alışkanlığıyla doğrudan ilişkilendirilen bu hastalık sağlık alanında önemli bir sorun teşkil etmektedir. Akciğer kanseri, akciğerlerdeki hücrelerin kontrolsüz büyümesi ve çoğalması sonucunda ortaya çıkan bir tümördür. Hem aktif sigara içicileri hem de pasif içiciler bu risk altındadır bu da hastalığın yaygınlığını artırır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Akciğer kanseri genellikle erken aşamalarda belirti vermez ve genellikle ilerlemiş evrelerde teşhis edilir. Bu nedenle erken teşhis ve bilinçli bir farkındalık, akciğer kanseriyle mücadelede kritik bir rol oynamaktadır. Tütün ürünlerine maruz kalan bireylerin düzenli sağlık kontrolleri yapmaları ve olası belirtileri göz ardı etmemeleri bu hastalığın yayılmasını sınırlayabilir. Akciğer kanserinin önlenmesi açısından toplumda tütün kullanımının azaltılması ve sigara içilen ortamlarda korunma önlemlerinin artırılması gereklidir. Kamuoyu bilinci ve eğitim kampanyalarıyla insanların tütün ürünlerine karşı bilinçlenmesi ve bu alışkanlıklardan uzak durması teşvik edilmelidir.

Akciğer kanseri nedir?

Akciğer kanseri akciğerlerdeki hücrelerin kontrolsüz büyümesi sonucu oluşan bir kanser türüdür. Bu durum normalde akciğerlerde bulunan hücrelerin DNA'larındaki anormal değişiklikler veya mutasyonlar sonucu ortaya çıkar. Kontrolsüz büyüme ve bölünme akciğerde tümör oluşumuna ve bu tümörlerin zamanla diğer vücut bölgelerine veya organlara yayılmasına neden olabilir.

Sigara içmek, pasif içicilik, hava kirliliği, radyasyona maruz kalma, genetik faktörler gibi çeşitli risk faktörleri akciğer kanserinin gelişimine katkıda bulunabilir. Akciğer kanseri çeşitli alt tiplere ayrılır ve tanı konulduğunda tedavi yöntemleri tümörün tipine, evresine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak belirlenir. Akciğer kanserinin belirtisi birden fazla olabilir ancak akciğer kanserinin en sinsi 9 belirtisi için şu sıralamayı yapabiliriz:

Uzun süre devam eden veya kötüleşen öksürük, özellikle kanlı balgamla birlikte olabilir. Normal aktiviteler sırasında anormal derecede zorlanma hissi veya nefes almakta güçlük çekme. Göğüs bölgesinde sürekli veya şiddetli ağrı hissi. Aniden iştahsızlık, kilo kaybı ve zayıflama. Ses tonunda değişiklikler veya sürekli ses kısıklığı. Ani ve sürekli halsizlik, yorgunluk hissi. Sık sık tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları veya zatürre. Kanserin kemiklere metastaz yapması durumunda kemik ağrıları. Kanserin beyne veya sinirlere metastaz yapması durumunda baş ağrısı, denge bozukluğu veya vücutta güçsüzlük gibi belirtiler görülebilir.

Akciğer kanseri belirtileri kanser türüne, yayılma durumuna ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilir. Belirtiler genellikle kanserin ileri aşamalarında ortaya çıkar. Bu nedenle bu tür şüpheli belirtiler fark edildiğinde bir sağlık profesyoneline danışmak önemlidir.

İlginizi Çekebilir İlerlemiş kanser belirtileri nelerdir? Rektum kanseri belirtileri nelerdir? Böbrek kanseri ağrısı nereye vurur? Mesane kanseri nerelerde ağrı yapar?

Akciğer kanseri evreleri nasıl anlaşılır?

Akciğer kanserinin evreleri genellikle kanserin ne kadar ilerlediğini ve vücutta ne kadar yayıldığını gösterir. Evreler, kanserin tanısını koymak ve tedavi seçeneklerini belirlemek için önemlidir. Akciğer kanseri evreleri genellikle şu şekildedir:

Evre 0 (Kanser başlangıcı): Bu evrede, kanser hücreleri yalnızca birkaç hücre tabakası veya küçük bir alan içerisinde bulunur ve çevre dokulara yayılmamıştır. Evre I (Yerel): Kanser, akciğerdeki dokuda veya bronşlarda bulunur ve daha büyük bir alana yayılmamıştır. Yakındaki lenf bezlerine veya diğer organlara metastaz yapmamıştır. Evre II (Yerel İleri): Kanser akciğerde büyümüş olabilir ve yakın lenf bezlerine yayılmış olabilir. Ancak, hala diğer organlara metastaz yapmamıştır. Evre III (Bölgesel): Kanser akciğerde büyümüş ve yakın dokulara veya organlara yayılmış olabilir. Aynı zamanda lenf bezlerine de metastaz yapmış olabilir. Evre IV (Uzak): Bu evre, kanserin vücudun diğer bölgelerine veya organlarına yayıldığını gösterir. Genellikle uzak organlara (beyin, karaciğer, kemikler) metastaz yapmıştır.

Akciğer kanseri evreleri işlemi genellikle görüntüleme testleri (örneğin bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme), biyopsi sonuçları ve diğer testler ile yapılır. Bu evreler kanserin yayılma derecesini ve tedavi seçeneklerini belirlemekte önemli bir rol oynar.

İlginizi Çekebilir Lenf kanseri ne zaman belirti verir? Kemik kanseri röntgende belli olur mu? Prostat kanseri hızlı ilerler mi? Gırtlak kanseri nasıl ortaya çıkar?

Akciğer kanseri nerelerde ağrı yapar?

Akciğer kanseri genellikle akciğerlerde başlar ve büyüdükçe çevredeki dokulara ve organlara yayılabilir. Bu nedenle akciğer kanseri belirli bölgelerde ağrıya neden olabilir. Kanser, akciğerlerin içinde veya yakınındaki dokularda büyüdükçe göğüs bölgesinde şiddetli veya sürekli bir ağrıya neden olabilir. Bu ağrı göğsün iç kısmında veya omurganın arkasında hissedilebilir.

Akciğer kanseri ilerledikçe sırt bölgesinde veya omuzlarda ağrıya sebep olabilir. Özellikle kanser omurgaya veya kaburgalara yayıldığında bu tür ağrılar görülebilir. Özellikle kanserin sinirlere veya lenf bezlerine yayıldığı durumlarda akciğer kanseri omuz veya kolda ağrıya neden olabilir. Kanser, göğüs duvarına veya kaburgalara yayıldığında, nefes almak veya hareket etmekle ilişkili olarak ağrı hissedilebilir.

Akciğer kanseri genetik mi?

Akciğer kanseri genellikle bir dizi faktörün etkileşimi sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Kanser gelişiminin tek başına genetik bir nedeni yoktur. Ancak genetik faktörler de bir rol oynayabilir. Özellikle ailede akciğer kanseri öyküsü olan bireylerde kanser riski artabilir. Bazı genetik değişiklikler veya aile geçmişi, kişinin kansere yatkınlığını artırabilir, ancak bu tek başına kanserin gelişmesine neden olmaz.

 

 

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ 'Yüzde 99 CHP'deyim" demişti! Tanju Özcan yine Kılıçdaroğlu'na takıldı, Özel aldığı kararı canlı yayında açıkladı: Otobüsün önünü kesti, ortalık karıştı! 'Kapıyı aç dövelim şunu' 7 TL'den alınıyor, 200 katı fiyatına satılıyor! Köylülerin ekmek kapısı oldu
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/akciger-kanserinin-en-sinsi-9-belirtisi-akciger-kanseri-evreleri-nasil-anlasilir-2690.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/akciger-kanserinin-en-sinsi-9-belirtisi-akciger-kanseri-evreleri-nasil-anlasilir-2690.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/akciger-kanserinin-en-sinsi-9-belirtisi-akciger-kanseri-evreleri-nasil-anlasilir-2690_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/akciger-kanserinin-en-sinsi-9-belirtisi-akciger-kanseri-evreleri-nasil-anlasilir-2690.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/akciger-kanserinin-en-sinsi-9-belirtisi-akciger-kanseri-evreleri-nasil-anlasilir/394002586/</link>
			<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 16:55:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Faydası 1 tatlı kaşığında gizli: Boğaz ağrısına son! İltihabın kökünü kurutuyor]]></title>
			<description><![CDATA[Havaların soğumasıyla beraber kış aylarında görülen hastalıklar da artmaya başladı. Özellikle boğaz ağrısı ve enfeksiyonlarının olduğu bu dönemde hem ağrınızı hafifletmek hem de hastalıklardan korunmak için doğal çözüm yollarına başvurabilirsiniz. Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, kış mevsiminde görülme sıklığı artan boğaz ağrısına dair doğal çözümleri açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kış mevsiminde artış gösteren boğaz ağrısı hakkında konuşan Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Veysel Ciğerli, ağrıya karşı vücudu koruyan doğal çözümleri açıkladı. Boğaz ağrısının doğal yollar ile de tedavi edilebildiğini aktaran uzman isim boğaz ağrısına ve tahrişine iyi gelen yöntemleri sıraladı.

Enfeksiyonların yol açtığı boğaz ağrısına zaman zaman ateş, öksürük, burun akıntısı, hapşırma, bulantı ve baş ağrısının da eşlik edebiliyor. Veysel Ciğerli, "Boğaz ağrısına, virüslerin varlığı, bakteriyel enfeksiyonlar ve diğer dış etkenler sebep olabilir. Viral enfeksiyonların sebep olduğu boğaz ağrısı, tıbbi tedavi uygulanmakla beraber, bazen de kendiliğinden düzelen bir durumdur. Bakteriyel enfeksiyonlardan kaynaklanan boğaz ağrısı ise antibiyotik ilaçlar veya besinler yardımıyla tedavi edilmektedir. Bunun haricinde yeteri kadar dinlenmek, uyumak, yüksek sesle konuşmamak da boğaz ağrısıyla başa çıkmanın yollarındandır" diye belirtti.

BOĞAZ AĞIRISINA SON

Boğaz ağrısını hafifleten ve ağrıya iyi gelen besinler hakkında bilgi veren Ciğerli, "Sık sık su tüketimi boğazın kurumasını ve tahriş olmasını önlemektedir. Zencefili 1 tatlı kaşığı bal ile karıştırıp sabahları tüketebilir. Asetik asit içeriğinden dolayı sirke boğazdaki bakterileri etkisiz hale getirmeye yardımcı olur. 1 çay bardağı ılık suya atılmış 2 çorba kaşığı sirke ile gargara yapmak yeterli olacaktır’’ diye açıkladı.

 

İyotsuz tuz ile yapılan gargaranın bakteriler ile savaşmada etkili olduğunun altını çizen Ciğerli, "1 fincan ılık suya 1 çay kaşığı iyotsuz tuz atılarak hazırlanabilir" dedi.

 

İLTİHAPLANMAYI ÖNLÜYOR

Antienflamatuvar özelliğiyle ıhlamurun iltihaplanmayı önlediğini sözlerine ekleyen Ciğerli, ’’Ihlamur iltihaplanmayı önler ve doğal antienflamatuvar özellik gösterir. Ihlamur çayı tüketimi de boğaz enfeksiyonlarıyla başa çıkmada etkili olacaktır. Soğan ve sarımsak da en güçlü doğal antibiyotik kaynaklarındandır. Bu besinlerin tüketimi hem viral hem de bakteriyel enfeksiyonlarla başa çıkmada son derece önemlidir" ifadelerine yer verdi.

(İHA)

 

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ 2 aylık bebeğin cesedi poşette bulunmuştu! Dehşete düşüren sözler Gazeteci Barış Pehlivan hakkında karar verildi 6,7 büyüklüğündeki depremin görüntüleri...
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/faydasi-1-tatli-kasiginda-gizli-bogaz-agrisina-son-iltihabin-kokunu-kurutuyor-2690.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/faydasi-1-tatli-kasiginda-gizli-bogaz-agrisina-son-iltihabin-kokunu-kurutuyor-2690.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/faydasi-1-tatli-kasiginda-gizli-bogaz-agrisina-son-iltihabin-kokunu-kurutuyor-2690_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/11/faydasi-1-tatli-kasiginda-gizli-bogaz-agrisina-son-iltihabin-kokunu-kurutuyor-2690.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/faydasi-1-tatli-kasiginda-gizli-bogaz-agrisina-son-iltihabin-kokunu-kurutuyor/394002585/</link>
			<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 16:55:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Her 4 Çocuktan 1'inde Var!]]></title>
			<description><![CDATA[Üsküdar Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem,çocuklarda görülebilen bruksizm hakkında bilgi verdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Üsküdar Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, çocuklarda görülebilen bruksizm hakkında bilgi verdi.

Bilinçsizce diş sıkma veya gıcırdatma olarak bilinen bruksizm tipik olarak stresle bağdaştırılıyor. Yetişkin nüfusun yüzde 20’si gün içinde farkında olmadan dişlerini sıktığını bildiriyor. Ancak bruksizm sadece yetişkinlerin karşılaştığı bir sorun değil.

Çocukluk çağında da diş sıkmanın görüldüğünü belirten Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, “Bu durumun başka hastalıkların da habercisi olabilir. Hızla tedavi edilmeyen diş sıkma sorununun, çocukların yaşam kalitesini düşürdüğünü söyleyebiliriz.” bilgisini verdi.

12 yaşından sonra görülme sıklığı azalıyor

Özellikle çocuklarda görülen bruksizmin ve diş gıcırdatma durumunun her 100 çocuktan 25’inde görülebildiğine dikkat çeken Üçem, “Çocuklarda bruksizm ile uyku halinde veya uyanıkken olmak üzere iki şekilde karşılaşılabiliyor. İki durumun da sebepleri stres, depresif ruh hali ve mutsuzluk olarak biliniyor. Diş gıcırdatması ve diş sıkma tedavi edilmediğinde ise ciddi sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Tedavinin temelinde ise diş sıkan kişinin karşılaştığı sorunun psikolog gözetiminde giderilmesi yatıyor.” dedi.

Çocuklardaki bruksizmin ortalama12 yaşından sonra görülme sıklığının azaldığını ifade eden Üçem, “Genellikle ebeveynler çocukların uykularında dişlerini gıcırdattıklarını ve sesten dolayı fark ettiklerini ifade ederler. Çocuklarda bruksizm nedenleri arasında duygusal ve psikolojik stresin yanı sıra, lokal ve sistemik pek çok neden bulunabilir. Diş sıkma ve gıcırdatma, her yaşta ortaya çıkabilen genellikle uyku sırasında, dişleri bilinçsizce sıkarak yapılan bir eylem. Normal olmayan bu durum, oldukça rahatsız edici bir sesin duyulmasıyla ortaya çıkar. Genellikle bu alışkanlık, kişinin kendisi tarafından pek algılanmaz. Ancak aileler, çocukların uyku sırasında dişlerini gıcırdattığını rahatça fark edebilir. Diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığı gündüz saatlerinde, gece uykuda veya hem gece hem gündüz ortaya çıkabilir.” şeklinde konuştu.

Çocuklarda bruksizmi tetikleyebilecek durumlara değinen Üçem, “Özellikle dişlerin değişme dönemlerinde, çok miktarda diş çürüğü oluştuğunda ve yapılmış olan dolgu gibi restorasyonların eskiyerek uyumunu kaybettiğinde ortaya çıkan dişsel nedenlerle, solunum ve sindirim sisteminin kronik rahatsızlıklarında veya hormonsal bozukluklarda görülen sistemik sorunlarda, çocuğu strese sokan kardeşinin doğması, aile içi geçimsizlik, okul problemleri gibi durumların varlığında oluşan psikolojik etkenler nedeniyle diş sıkma ve gıcırdatma görülebilir.Diş sıkma ve gıcırdatma problemi dişlerde aşınma ve çürüklere, uyku sorunlarına, özellikle de alt çene ekleminde aşınma ve kazanılmış yapı bozukluğuna neden olması sebebiyle çok önemlidir.” açıklamasını yaptı.

Çocuğunuzda bruksizm varsa önce diş hekimine gitmelisiniz

Diş gıcırdatma problemi olan çocuklarda yapılması gereken ilk uygulamanın, gece çocuğu izlemek olduğunu ifade eden Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, “Böylece çocuk diş gıcırdatmaya başladığında hafif dürterek derin uykudan normal uykuya geçmesi sağlanabilir. Bu uygulamayı diş gıcırdatma sıklığı azalana ya da tamamen bitene kadar her gece sabırla yapmak gerekir.” dedi.

Bu yöntemle zaman içinde çocuğun diş gıcırdatmasının azalmasının beklendiğini belirten Üçem, sözlerini şöyle tamamladı:

“Medikal plakların çocuklarda kullanımı gelişim döneminde önerilmez. Çocuğunuzun diş gıcırdatma ve diş sıkma problemi varsa öncelikle bir çocuk diş hekimine gitmelisiniz. Çocuk diş hekiminiz muayene sırasında dişlerde hasar olup olmadığını kontrol edecektir. Ayrıca muayene sırasında çocuğunuzun stresli olup olmadığını anlamak için bazı sorular sorulabilir. Gerekli görülmesi durumunda çocuk psikoloğuna veya psikiyatristine başvurmanız tavsiye edilebilir.” 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/her-4-cocuktan-1-inde-var-6857.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/her-4-cocuktan-1-inde-var-6857.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/her-4-cocuktan-1-inde-var-6857-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/her-4-cocuktan-1-inde-var-6857.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/her-4-cocuktan-1-inde-var/8924/</link>
			<pubDate>Wed, 23 Aug 2023 10:51:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dikkat! Sonbahar Ve Kış Aylarında Doğan Bebeklerde Risk Daha Yüksek!]]></title>
			<description><![CDATA[Besin alerjisinin dünya nüfusunun %2 ila %10'unu etkilediği tahmin ediliyor. Son yılarda besin alerjisi olan çocukların sayısında hızla artış yaşandığı görüldü. Bu yüzden bilim insanları besin alerjisini önleyecek çalışmalara odaklandı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Besin alerjisinin dünya nüfusunun %2 ila %10'unu etkilediği tahmin ediliyor. Son yılarda besin alerjisi olan çocukların sayısında hızla artış yaşandığı görüldü. Bu yüzden bilim insanları besin alerjisini önleyecek çalışmalara odaklandı. Ebeveynlerde alerjik hastalık olması çocuklarında besin alerjisi için risk oluştururken, besin alerjisi gelişimine katkıda bulunan çevresel risk faktörleri ile bu risk daha da artıyor. Sonbahar ve kış aylarında doğan bebeklerde besin alerji riski ilkbahar-yaz aylarında doğanlara göre daha yüksek. Doğum şeklinin de besin alerjisi gelişiminde önemli bir risk faktör olduğunu belirten Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Sait Karaman sezaryen doğumların da besin alerjisi riskini artırdığı söylüyor. Benzer şekilde sigara dumanı ve hava kirliliğine maruz kalan gebelerin bebeklerinde besin alerjisi riskinin arttığını ifade eden Sait Karaman:“Alerjisi olan birçok anne, bebeğinde de alerji gelişebileceği endişesiyle gebelik sırasında alerji potansiyeli yüksek olan bazı besinleri tüketmemektedir. Ancak günümüzde gebelik sırasında bu tür besin kısıtlamalarının çocuklarda besin alerjisi gelişimini önlediğine dair bilimsel kanıt yoktur. Aksine, bu tür besin kısıtlamaları anne ve bebeğini olumsuz etkileyen beslenme eksikliklerine yol açabilmektedir. Günümüzde bebeklerinde besin alerjisini önlemek için anne adaylarına önerilen kanıtlanmış bir diyet programı olmasa da gebelik ve emzirme döneminde meyve sebze ve balık tüketiminin bebeklerde alerji gelişimini önlediğine dair bilimsel kanıtlar var” diye konuştu.

“Anne adayları meyve, sebze ve balık içeren sağlıklı ve besleyici bir diyet yapmalı”

Günümüzde besin alerjisini önlemek için gebelikte önerilen çok sayıda takviye edici vitamin, mineral, yağ asitleri ve probiyotiklerin olduğunu ifade eden Karaman, yetersiz miktarda D vitamini alan veya serum D vitamin seviyeleri düşük tespit edilen gebelerde takviye D vitamini gerekli olsa da yüksek doz D vitamini alımının bebeklerde besin alerjisinin gelişimine karşı koruyucu etkisi olmadığını ifade etti. Bunun yanında bağırsak florasını değiştirerek etki eden probiyotik, prebiyotik veya simbiyotiklerin takviyesi atopik dermatit gibi bazı alerjik hastalıkların gelişimine karşı koruyucu etkisi olduğunu belirtti. Tüm bunlardan farklı olarak kanıt düzeyi zayıf olsa da gebelik sırasında omega-3 yağ asidi, bakır ve C vitamini takviyesi alan annelerin bebeklerinde besin alerjisinin önlendiğini bildiren çalışmalar olduğunu da ifade eden Karaman, “anne adayları bebeklerinde besin alerjisini önlemek için alerji potansiyeli yüksek olan besinleri diyetlerinden çıkarmalarına gerek yoktur. Bu tür besinler normal diyetlerinin bir parçası değilse, gebelik sırasında bu besinleri tüketmelerine de gerek yoktur. Anne adayları meyve, sebze ve balık içeren sağlıklı ve besleyici bir diyet yapmalıdır” diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-sonbahar-ve-kis-aylarinda-dogan-bebeklerde-risk-daha-yuksek-1088.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-sonbahar-ve-kis-aylarinda-dogan-bebeklerde-risk-daha-yuksek-1088.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-sonbahar-ve-kis-aylarinda-dogan-bebeklerde-risk-daha-yuksek-1088-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-sonbahar-ve-kis-aylarinda-dogan-bebeklerde-risk-daha-yuksek-1088.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/dikkat-sonbahar-ve-kis-aylarinda-dogan-bebeklerde-risk-daha-yuksek/8920/</link>
			<pubDate>Wed, 23 Aug 2023 09:56:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dikkat! Fazla Kullanmak Büyük Sorun!]]></title>
			<description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, klima kullanımının yol açabileceği sağlık sorunları hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, klima kullanımının yol açabileceği sağlık sorunları hakkında açıklamalarda bulundu.

Modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan klima kullanımına bağlı olarak bir takım sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Sıcak havalarda serinlemek için kullandığımız klimaların yanlış kullanımı sonucunda vücut ısısının dengelenmesi için vücudumuzun fazladan efor sarf ettiğini belirten Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bunun sonucunda kas ağrıları, kramplar, baş dönmesi, bulantı ve kusma gibi şikayetler olabilir. Vücudumuzun belirli bir ısı derecesinde tutulması gerekir. Vücut ısı üretir ve ısı kaybeder. Eğer klima nedeniyle çok soğuk ortama girersek vücudumuz hemen adapte olamaz. Isıyı dengelemek için bir süre geçer ve buna bağlı olarak da şikayetler ortaya çıkar.” dedi.

Klima havası direkt vücuda çarpmamalı

Klima kullanılmasına başlamadan önce klimanın bakımının ve düzenli kontrollerinin yapılması gerektiğine dikkat çeken Atamer, “Hem enerji tasarrufu açısından hem de bulaşıcı hastalıklar için bakım ve temizlik oldukça önemli. Sanılanın aksine klimanın derecesini çok düşürmek 18 dereceye ayarlamak faydadan ziyade zarar getirir. Klimanın ortalama sıcaklığının gündüz saatleri için 20 ve 24  derece gece ise 25 ve 26 derece olması gerekir. Terli olarak klimanın önüne geçerek terimizi kurutmak doğru bir yöntem değildir.Klimanın havasının direkt vücudumuza çarpmaması gerekir. Klima havası ortam içerisinde dolaşmalı. Klima havanın nemini azaltacağı için 3-4 saat aralıklarla havanın temizlenmesi, hava dolaşımı için kapının açılması gerekir.” uyarılarında bulundu.

Klima ve vantilatör açıkken uyunmamalı

Klimaların en sağlıklı kullanımının gündüz vakitleri olduğunu dile getiren Atamer, “Geceleri yatarken klima açık yatmak uygun değil. Sürekli olarak soğutma nedeni ile sabah uyandığımızda vücudumuzda kas ağrıları, kas krampları, boğazımızda kuruma, bazen öksürük, bulantı ve kusmaya neden olabilir. Uygun olan, gündüz vakitlerinde klimayı kullanmak.Geceleri yatarken ise klima önünde yatmak sağlık sorunlarına neden olur. Aynı durum vantilatör gibi hava sirkülasyonunu sağlayan aletler için de söz konusudur. Sürekli havayı sirküle etmek havanının kurumasına neden olduğu için sürekli olarak vantilatör önünde uyumak da uygun değildir. Belli aralıklarla klima ve vantilatör kullanmak daha uygundur.” diye konuştu.

Klima kullanımına bağlı olarak ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarına değinen Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Klima nedeniyle oluşan soğuk hava, üst solunum yollarında bakterilerin ve virüslerin üremesi için uygun bir ortam oluşturur. Düzenli bakımı yapılmayan klimaların içerisinde bazı bakteriler üreyebilir. Bunlar içerisinde en önemlisi lejyoner epilomanisine neden olan bakteridir. Nadir görülse de çok ciddi ve bulaşıcı bir hastalıktır.” dedi.

Uzun süre klimaya maruz kalmanın tonsilit, faranjit, öksürük, bronşit ve akciğer enfeksiyonuna da neden olabileceğine dikkat çeken Atamer sözlerini şöyle tamamladı:

“Özellikle yaşlı akciğer hastalığı veya KOAH hastalığı olan kişiler, sigara kullanan, diyabet hastası olan kişiler klima kullanırken son derece dikkatli olmalı. Uygun şartlarda ve uygun kullanımı yapılınca hayatımızı son derece rahatlatan ferahlatan bir araç olan klima düzensiz kullanıldığı taktirde akciğer enfeksiyonlarına ciddi lejyoner lapiyonamisine neden olabilir, bazen çok ağır seyredebilir. Yaygın kas ağrıları, kramplar ve viral enfeksiyonlara da zemin hazırlayabilir.” 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-fazla-kullanmak-buyuk-sorun-789.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-fazla-kullanmak-buyuk-sorun-789.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-fazla-kullanmak-buyuk-sorun-789-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-fazla-kullanmak-buyuk-sorun-789.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/dikkat-fazla-kullanmak-buyuk-sorun/8885/</link>
			<pubDate>Tue, 22 Aug 2023 10:59:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İsmi de Kendi De Zor Hastalık!]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yüzünüzün bir yarısında şiddetli bir ağrı mı hissediyorsunuz! Yanağınıza, çenenize, dişlerinize, dudaklarınıza, alnınıza ya da gözaltınıza vuran bir ağrı! Üstelik bu ağrının tetiklenmesi için; yüzünüze dokunmanız, yüzünüzü yıkamanız, yemek yemeniz, diş fırçalamanız hatta su içiyor olmanız bile yeterli! Toplumda bilinmeyen bu hastalığın adı; Trigeminal Nevralji! Acıbadem Taksim Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Pulat Akın Sabancı “Hastalar Trigeminal Nevraljinin yol açtığı ağrıyı genellikle hayatlarında tecrübe ettikleri en şiddetli ağrı olarak tanımlıyorlar. Daha önceleri bu yüz ağrısına tahammül edebildiklerini fakat zamanla çok şiddetlendiğini belirtiyorlar. Ağrının diş kaynaklı olduğu düşünülerek uzun dönem diş tedavisi gören ve birden fazla dişi bu yüzden çekilen hastalar bile oluyor. Hatta Trigeminal Nevralji sebebiyle intihar girişiminde bulunan hastalar bulunmaktadır.Yüzünde çakma tarzında bir ağrı şikayeti olan hastaların zaman kaybetmeden bir beyin ve sinir cerrahına başvurması gerekir” diyor. Bu hastalığın ülkemizde her 100 bin kişiden 5’inde görüldüğünü ancak ileri yaş grubunda 100 bin kişide 23’e çıktığını belirten Prof. Dr. Pulat Akın Sabancı Trigeminal Nevralji hakkında bilinmesi gereken 7 bilgiyi açıkladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

Bu belirtilerle kendini belli ediyor!

Trigeminal nevralji, yüzün bir yarısında, çakma tarzında şiddetli ağrıyla belirti veren bir hastalık. Hastalar genellikle yüzün sağ ya da sol yarısında, sıklıkla yanağa, çeneye, dişlere, dudaklara nadiren de göz altına veya alnına doğru yayılan ağrı sebebiyle doktora başvuruyorlar. Şiddetli ve bezdirici olan bu ağrı, gün içinde defalarca anlık meydana geliyor ve elektrik çarpması şeklinde kendini gösteriyor. Prof. Dr. Pulat Akın Sabancı “Bazı hastalar bu şiddetli ağrı sırasında her iki elini ağrının olduğu bölgeye doğru götürmek şeklinde bir hareket yaparlar. Ataklar birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar uzayabilir. Tek noktada ya da yayılan tarzda, ilk başlarda hafif olup zamanla giderek şiddetlenebilir. Bazı hastalarda yüze dokunmak, yüzünü yıkamak, yemek yemek, sıvı tüketmek ya da diş fırçalamak gibi gündelik davranışlar ağrıyı tetikleyebilir. Bu ağrı atakları dönemler halinde görülebilir, bazen günlerce ya da haftalarca atak yaşanmayıp sonrasında tekrar sık ataklar yaşanabilir” diyor. 

Toplumsal farkındalık olmaması tedaviyi geciktiriyor!

Trigeminal nevraljinin hipertansiyon ve diyabet gibi toplum içinde sıklıkla gözüken ya da topluma yönelik sağlık bilgilendirmelerinde sıklıkla adı geçen bir hastalık olmadığını belirten Prof. Dr. Sabancı şöyle konuşuyor: “Hatta diğer branşlarda sağlık çalışanları arasında dahi akla kolay kolay gelmiyor. Doğru tanı ile çözümü kolay bir hastalık olmasına karşın uygun yönlendirme yapılmayan hastalar zorlu bir ön tedavi sürecinden geçiyorlar. Örnek olarak; trigeminal nevralji nedeniyle tedavi ettiğimiz hastaların önemli bir kısmının hikayesinde, bu hastaların öncesinde diş kaynaklı ağrı olduğu düşünülerek uzun dönem diş tedavisi gördüğü ve birden fazla dişinin bu yüzden çekildiğini duyuyoruz.”

Erken sinyal vermiyor! 

Hastalık başlangıcından itibaren kendisine özgü ağrı şikâyeti ile kendisini gösteriyor. Kendini önceden belli etmesi ya da ortaya çıkmasının önüne geçmek için önlem almak gibi bir durum mümkün değil. Erken teşhisin bir faydası olmuyor.

 

Bu etkenler yol açabiliyor! 

Prof. Dr. Pulat Akın Sabancı, hastalığın nedeninin, rahatsızlığa ismini veren Trigeminal Sinirin herhangi bir sebeple (damar basısı, tümör basısı vb) etkilenmesi olduğunu belirterek “Bu hastalığa sahip kişilere yapılan tetkikler sonucunda; çoğu zaman beynin o bölgesinde bulunan ana atar damar yapılarından birisinin yüz duyusunu alan sinire bası yaptığı görülür. Ancak nadiren multiple skleroz (MS) ve benzeri hastalıkların varlığında ve trigeminal sinire komşu bir beyin tümörü varlığında da trigeminal nevralji ortaya çıkabilir. MS hastalığında ortaya çıkan trigeminal nevralji, yüzün iki tarafını da tutabiliyor” diyor. 

Hastanın anlattıkları çok önemli!

“Bu hastalığın tanısında en önemli unsur hastanın hikâyesini ve şikayetlerini doktora anlatmasıdır” diyen Prof. Dr. Sabancı sözlerine şöyle devam ediyor: “Hastanın bu sinirin duyusunu aldığı alan içinde sınırlı kalan ve yüzün karşı tarafına geçmeyen, elektrik çarpması şeklinde anlık ortaya çıkan şiddetli ağrıyı tarif etmesi genellikle tanısını koymakta yeterli olmaktadır. Tanıyı koyduktan sonra sebebini araştırmak üzere beyin sapını görüntülemeye yönelik özel beyin MR tetkiklerini tamamlamak gerekir. Eğer hastalık, MS’in ilk bulgusu olarak karşımıza çıkarsa, o zaman MS tanısına yönelik ileri tetkikler yapmak gerekir.”

Önce ilaç tedavisi uygulanıyor! 

Trigeminal nevralji tanısı koyulan hastalarda öncelikle bu ağrıyı kesmeye yönelik kullanılan özel ilaçlar sayesinde hastanın yüzündeki çakma şikayetlerinin anlamlı olarak azaldığını belirten Prof. Dr. Sabancı tedavi sürecini şöyle anlatıyor: “Tipik trigeminal nevraljide ilk yıllarda ilaçla geçen ağrı hastaların bir kısmında zamanla artar. İlaç dozu arttırılsa dahi ağrılar dayanılmaz hale gelir. Eğer hastanın ilaç kullanımına rağmen ağrısı devam ediyorsa ya da ilaç kullanımına bağlı ciddi yan etkiler(baş dönmesi, dengesizlik gibi) oluyorsa ameliyat ile tedavi gündeme geliyor. Ameliyat kararı alınan hastalarda iki farklı yöntem kullanılır; perkütan yöntem ve açık mikroskopik cerrahi. Perkütan yöntemde yüz bölgesinde bir iğne ile sinirin kafatasından çıkış noktasına ulaşılır. Bu bölgeden girildikten sonra balon şişirme(kompresyon) ya da radyofrekans yöntemi kullanılarak ağrı kesilir. Başka bir ifadeyle; trigeminal sinirin düğümü duyarsızlaştırılır. Açık mikroskopik cerrahi yönteminde ise kulak arkasından kafatasına bir pencere açılarak sinirin beyin sapından çıktığı noktaya ulaşılır ve sinir, çevresindeki bası yapan damardan uzaklaştırılır. Damarın sinire yaptığı bası kaldırılır.”

Ağrılar dayanılmaz oluyor!

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Pulat Akın Sabancı “Trigeminal nevraljide ağrı ataklarının şiddeti ve sıklığı zamanla artma eğiliminde oluyor. Ağrının uygun tedavisinin yapılmaması veya geciktirilmesi uzun dönemde kişiyi giderek kötüleşen bezdirici sinir ağrılarına maruz bırakır. Uygun tedavi geciktikçe bu şiddette her gün ağrı yaşamak, hasta için oldukça ağır duygusal yükü beraberinde getiriyor. Bu tipte sürekli ağrı şikâyeti yaşayan ve uygun tedavi uygulanamamış hastalarda özellikle majör depresyon ve intihara meyil ile karşılaşabiliyoruz. Ayrıca trigeminal nevraljiye, MS grubu hastalıkların ve beyin tümörlerinin de sebep olabileceği unutulmamalıdır. Trigeminal nevralji hastalığı olan kişilerin sağlık kuruluşuna başvurmaması sonucunda MS ya da beyin tümörü gibi sebeplerin atlanacağı ve tedavi edilmesi hayati olan bu hastalıklara müdahalenin gecikeceği ya da yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır” diyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ismi-de-kendi-de-zor-hastalik-6485.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ismi-de-kendi-de-zor-hastalik-6485.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ismi-de-kendi-de-zor-hastalik-6485-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ismi-de-kendi-de-zor-hastalik-6485.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/ismi-de-kendi-de-zor-hastalik/8850/</link>
			<pubDate>Mon, 21 Aug 2023 10:46:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[On Binlerce Hastaya Anında Müdahale]]></title>
			<description><![CDATA[Kırklareli’nde hastane öncesi acil sağlık hizmetleri kapsamında 2022 yılı içerisinde acil vaka olarak 35.546 hastaya ambulans hizmeti sağlanırken hastanelerdeki 7.717 vatandaşın ileri tedavi alabilecekleri sağlık kuruluşlarına ambulans ile nakilleri gerçekleştirildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü geçen yıl toplamda 46.132 vatandaşa, 2023 yılı ilk 7 ayında ise 22.925 hastaya acil ambulans hizmeti verildiği bilgisini aktardı. Yapılan açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “2023 yılı ilk 7 ayında vatandaşlarımıza sunulan ambulans hizmetlerinde kentsel vakalara ilk 10 dakikada ulaşım oranı ve kırsal vakalara ilk 30 dakikada ulaşım oranı %96 olarak gerçekleşmiştir. “
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/on-binlerce-hastaya-aninda-mudahale-7339.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/on-binlerce-hastaya-aninda-mudahale-7339.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/on-binlerce-hastaya-aninda-mudahale-7339-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/on-binlerce-hastaya-aninda-mudahale-7339.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/on-binlerce-hastaya-aninda-mudahale/8844/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Aug 2023 13:00:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Geçmeyen Omurga Ağrılarınız Varsa…]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Günlük yaşamda travmatik ve travma dışı bir çok nedenle omurga hasara uğrayabiliyor ve bütünlüğü bozulabiliyor. Bu durumda geçmeyen omurga ağrıları ortaya çıkabiliyor. Omurga eğrılarından kurtularak hareket özgürlüğünü geri kazanabilmek için omurga vidalama ameliyatları gündeme geliyor. Omurga kırıkları, tümörleri, enfeksiyonlarının yanı sıra bel kayması, omurilik kanal darlığı,  deformiteler (kifoz ve skolyoz) omurga vidalamanın sık kullanıldığı hastalıklar arasında yer alıyor. Omurganın anatomik dizilimini sağlamak ve sabitlemek için yapılan ameliyatlar 20. yüzyılın başlarından bu yana gittikçe artan sayılarda yapılıyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Selim Hacısalihoğlu, geçmeyen omurga ağrıları ve omurga vidalama ameliyatları hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. 

Ameliyatla sağlanan hareketsizlik ağrıyı önlüyor

Omurga vidalama ameliyatlarında amaç; yapısı ve/veya işlevlerinde bozulma olan işlevsel segmental üniteyi sabitleme veya hareketlerini izin verilen ölçüde azaltma, yükü azaltma, hareketlerini kısıtlama veya mekanik destek sağlayarak ağrının giderilmesine yardımcı olmaktır. Omurga vidalama, omurganın herhangi bir yerindeki iki veya daha fazla kemiği birbirine bağlar. Bunları birbirine bağlamak, aralarındaki hareketi engeller. Hareketi önlemek ağrıyı önlemeye yardımcı olur. 

Günlük yaşantıda daha ağrısız hareketlilik sağlanıyor

Günümüzde omurga vidalamaları çoğunlukla sırttan yapılmaktadır. Aynı seansta önden ve arkadan yapılan yaklaşımlarla da omurga cisimlerine ve omurlar arasına konan kafesler, kemik veya benzeri greftler ile vidalamayla güçlü bir stabilizasyon sağlanmaktadır. Omurga vidalama cerrahisi sonrası iyileşme süresi hastadan hastaya önemli ölçüde değişir. Hastanın günlük rutinine dönmesi ortalama üç ila altı ay sürer. Çalışmak, seyahat etmek ve hatta egzersiz yapmak ameliyat öncesine göre çok daha rahat olmaktadır.   Çoğu hasta yaklaşık 1 yıl sonra tamamen iyileştiğini hisseder, her zamanki aktivitelerine geri döner ve hiç acı çekmez.

Doğru ürünlerin tercihi önem taşıyor

Genellikle spinal implantlar; paslanmaz çelik ve titanyum alaşımlarından yapılmaktadır. Son yıllarda daha artan sayıda karbon alaşımları da kullanılmaya başlanmıştır. Teknolojik değişiklikler ve gelişmeler gün geçtikçe cerrahinin birçok alanında kullanılmak üzere yeni enstrümanlar üretmektedir. Spinal cerrahi gibi biyomekanik unsurların önemli olduğu patolojilerde yeni aletlerin kullanıma girmesi kaçınılmazdır. Patolojiye en uygun ve biyogüvenirliliği ispatlanmış ürünlerin tercihi cerrahi başarıyı ve hasta memnuniyetini doğrudan etkilemektedir.

Sırt ağrısı ve disk sorunlarında büyük fayda sağlıyor

Omurga vidalama ameliyatı sırt ağrısı veya disk sorunları yaşayan hastalar için çok yardımcı olabilir. Ancak her ameliyatta olduğu gibi ameliyatın da bazı riskleri vardır. Gelişebilen komplikasyonlar arasında; vidanın uygun olmayan pozisyonda yerleştirilmesi,  enstrüman yetersizliği (vida sıyrılması, vida kırılması), metal alerjisi, damar yaralanması, toplardamar tıkanıklığı, pnömoni, omurilik zarı yırtılması, pnömotoraks ve hemotoraks, interkostal nevralji yer almaktadır. Vidalama esnasında nörolojik yaralanma oranı %0.6-%11 arasında olup kalıcı nörolojik hasar oluşması oldukça düşük bir orandır.

 

Omurga vidalama ameliyatları aşağıdaki durumlarda önerilmemektedir;


	Omurga veya sistemik enfeksiyonları olanlarda
	Şiddetli osteoporoz durumunda
	Gebelikte
	Metal alerjisi olanlarda
	Ciddi mental bozukluk durumlarında
	Alkolizm veya ilaç bağımlılığında
	Vidanın emniyetli bir şekilde tutunmasını engelleyecek düzeyde doğumsal omurga anomalilerinde
	Tümör veya ameliyat yerindeki doku örtüsünün yetersiz olması durumunda bu operasyonlar yapılmamaktadır.

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/gecmeyen-omurga-agrilariniz-varsa-7.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/gecmeyen-omurga-agrilariniz-varsa-7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/gecmeyen-omurga-agrilariniz-varsa-7-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/gecmeyen-omurga-agrilariniz-varsa-7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/gecmeyen-omurga-agrilariniz-varsa/8836/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Aug 2023 11:50:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İşte Doğru Beslenmeyle İlgili 5 Yanlış Bilgi]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlıklı beslenme ve diyetle ilgili doğru bilinen yanlış sayısı çok fazladır. Aile, sosyal çevre ve sosyal medya kaynaklı bilgi kirliliği, yanlış ve eksik bilgi aktarımına neden olur. Bu bilgi kirliliği hem diyet programlarında başarılı olmayı engeller hem de sonuç almamızı geciktirerek motivasyonumuzu düşürür. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, beslenme ve diyetle ilgili doğru bilinen 5 yanlış maddeyi sıraladı ve doğru beslenme yöntemleri hakkında önemli ipuçları verdi.

Sağlıklı beslenme ürünleri, diyet listeleri ve detoks programları özellikle havaların ısınmasıyla birlikte gündemden düşmüyor. Milyonlarca insanın zayıflamak ve fit bir görünüme sahip olmak için bilgi edinmeye çalıştığı böylesi bir ortamda, doğru ve dengeli beslenmenin püf noktaları hakkında tavsiyelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, çok sık gündeme gelen 5 yanlış bilgiyi sıraladı.

“Şekersiz içecekler sağlıklıdır”

Doğru beslenmeye çalışırken, yanlış tercihler yapılabildiğine işaret eden Yiğit, soğuk içeceklerdeki ‘şekersiz’ ve ‘kalorisiz’ yazılarına karşı uyarıda bulundu. Yiğit, “Şekersiz ve kalorisiz olan bu içecekler, vücutta şeker gibi insülin salgılatır ve yağ depolanmasını uyarır. Üstelik bağırsak sağlığını da olumsuz etkileme ihtimalleri her zaman vardır.” diye konuştu.

“Detoks suları toksin atar”

Günümüzde çok sık başvurulan detox sularının içeriğine de dikkat çeken Yiğit, “Vücudumuzdaki toksin atma işlemini karaciğerimiz yapar. Bu içecekler eğer taze yapıldıysa, size vitamin, mineral ve posa sağlayıp diyetinize destek olur. Ancak vadettiği arındırmayı yapmayacaktır. Tabii ki şekerli içecekler yerine bu detox içeceklerini içmek karaciğerinize destek olacaktır. Burada önemli olan bu içecekleri tek besin kaynağı haline getirmemektir.” dedi. 

“Glutensiz ürünler ve vegan ürünler sağlıklıdır”

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, toplumda kabul gören glutensiz ve vegan ürünlerin sağlıklı olduğu yönündeki yaygın görüşün aksine, bu ürünlerin çoğunun işlenmiş olabileceğini belirtti. Yiğit, “Glutensiz etiketli ürünlerin aslında çoğu işlenmiştir. Eğer glutensiz undan yapıldıysa, tatlarını güzelleştirmek için daha çok şeker atılmış olma ihtimalleri vardır. Bu nedenle sadece bu ibarelere değil, ürünün etiketindeki içeriğe bakmak gerekiyor. Ürünün vegan olması, hayvansal bir içerik kullanılmadığını ifade etse de bu ürünler daha yağlı olabilmekte, çoğunlukla doymuş yağları da daha çok içermektedir.” diye konuştu. 

“Mısır gevrekleri zayıflamaya yardımcı olur” 

Kahvaltılarda sıkça tüketilen mısır gevreklerinin zayıflama sürecine yardımcı olup olmadığı hakkında da konuşan Yiğit, tüketicilerin hangi ürünleri tercih ettiğinin önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “Eğer ballı, çikolatalı, şeker ilaveli olanlar tercih ediliyorsa aksine daha çok acıktırabilir ve porsiyon kontrolünü daha zor sağlarsınız. Sabahları güne bol peynirli bol yeşillikli yani proteinli ve posalı bir kahvaltıyla başlamak gün içindeki iştah kontrolünüzün sağlanmasına ve kilo kontrolünüze daha çok yardımcı olur.”

“Kalori hesaplamak, doğru beslenmek için yeterlidir”

Dyt. Hülya Yiğit, sadece kalori hesaplayarak doğru beslenmenin mümkün olamayacağına işaret ederek, “Bu konu çoğu kişi tarafından yanlış anlaşılıyor. Bir besinin kalorisine değil, içindeki posa ve protein oranına bakmak gerekiyor. Örneğin bir adet peynirli sandviçin kalorisiyle, bir çikolatanın kalorisi eşittir. Ancak besleyicilikleri farklıdır. Bu nedenle etiketteki kaloriye değil, besinin içindeki protein ve lif oranına bakmamız gerekir.” şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/iste-dogru-beslenmeyle-ilgili-5-yanlis-bilgi-5513.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/iste-dogru-beslenmeyle-ilgili-5-yanlis-bilgi-5513.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/iste-dogru-beslenmeyle-ilgili-5-yanlis-bilgi-5513-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/iste-dogru-beslenmeyle-ilgili-5-yanlis-bilgi-5513.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/iste-dogru-beslenmeyle-ilgili-5-yanlis-bilgi/8828/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Aug 2023 10:27:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Zor Durumdaki Hastalar Zahmetten Uzak!]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, yatağa bağımlı hastalara yerinde sağlık raporu verme projesi ile ilgili açıklamalarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bakan Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; “10 ilde başlayıp 81 ile yaygınlaştırılan ve sağlık kurulu raporu vermeye yetkili tüm hastanelerimizde uygulanan eve, yatağa bağımlı hastalara yerinde sağlık raporu verme projesi sonuçlarını gösteriyor. Zor durumdaki hastalar zahmetten uzak'” ifadelerine yer verdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/zor-durumdaki-hastalar-zahmetten-uzak-8209.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/zor-durumdaki-hastalar-zahmetten-uzak-8209.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/zor-durumdaki-hastalar-zahmetten-uzak-8209-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/zor-durumdaki-hastalar-zahmetten-uzak-8209.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/zor-durumdaki-hastalar-zahmetten-uzak/8821/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Aug 2023 10:11:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[‘Alerjik Hastalıklar’ Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tüm yaş gruplarında yaygın bir sağlık problemi olan alerjik hastalıklar çocukları daha fazla etkisi altına alıyor. Öyle ki her üç çocuktan birinde ‘alerjik reaksiyon’ tespit ediliyor. Üstelik alerjik hastalıkların çocuklarda görülme sıklığının her geçen gün arttığı görülüyor. Ağustos ve eylül aylarında genellikle çayır–çimen polenleri ile yabani ot polenlerinin sorumlu oldukları alerjik hastalıklar çocuklarda ciltte basit bir kaşıntı veya hafif öksürük ya da burun kaşıntısı şeklinde kendini belli edebilirken, şiddetli anafilaksi tablosunda ise hayatı tehdit edebiliyor. Ancak alerjik hastalıkların özellikle erken dönemde tedavi edilmesi ve alınan önlemler daha sonraki yıllarda gelişebilecek pek çok sorunu önleyebiliyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, tedavinin aksamaması için her şeyden önce alerjik reaksiyon konusunda doğru bilgi edinilmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek “Ebeveynlerin eş dosttan öğrendikleri bilgilerin doğruluğunu hekimlerine mutlaka teyit ettirmeleri gerekiyor. Zira, alerjik reaksiyon konusundaki hatalı bilgiler doğrultusunda hareket edilmesi tedaviyi aksatmasının yanı sıra çocuğun hayatını tehdit edebiliyor” diyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, çocuklarda alerjik hastalıklar hakkında toplumda doğru sanılan hatalı bilgileri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! 

Çocuğun alerjik hastalığı zamanla geçer. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Çocuklarda özellikle astım, atopik dermatit ve alerjik nezle erken çocukluk döneminde başlar ve tedavi edilmezse ömür boyu sürebiliyor.

Alerjik olduğu maddeye maruz kalması zamanla duyarsızlaşmasını sağlar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Çocuğun alerjik olduğu maddeye maruz kalmasının ardından zamanla duyarsızlaşarak iyileşeceğine yönelik düşünce kesinlikle doğru değil. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, “Üstelik alerjik etkenin içeriğine göre oldukça tehlikeli bir tablo da oluşabiliyor. Özellikle alerjik besinleri çocuğa ısrarla yedirmek pek çok ciddi sorunun yanı sıra ölümle bile sonuçlanabiliyor. Örneğin süte çok duyarlı olan çocuk bir kaşık yoğurtla anafilaktik şoka girebiliyor” uyarısında bulunuyor. 

İnek sütüne alerjisi olan çocuklara keçi sütü verilebilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumda inek sütüne alerjisi olan çocuklara keçi sütü verilebileceğine yönelik yaygın bir kanı var. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bu bilginin de doğru olmadığını belirterek, “İnek sütüne duyarlı olan çocukların yüzde 90’ından fazlası keçi, koyun ve manda sütüne de duyarlı oluyorlar. Ayrıca süt alerjisinde peynir, yoğurt ve tereyağı gibi sütten yapılan tüm ürünlerin de mutlaka yasaklanması gerekiyor” diyor.

Alerjik hastalığı olan anne babanın çocukları da alerjik olur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumdaki inanışın aksine alerjik hastalıkların tümünde değil bazılarında genetik yatkınlık oluyor. Örneğin, astım ve atopik dermatit daha çok genetik yatkınlık gösteriyor. Hem annede hem babada alerjik hastalık olması durumunda bu hastalıkların çocukta görülme riski daha da yükseliyor. Alerjiye yatkın olan çocukların yüzde 10-12’sinin ailesinde ise alerjik hastalık görülmüyor. 

Alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar zararlıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, tıp dünyasında kullanılan tüm ilaçların az veya çok yan etkisi olduğuna işaret ederek, “Burada önemli olan, ilaçlardan elde edilen yararın zarardan çok daha fazla olmasıdır. Bu prensipten hareketle, hekim kontrolünde ve doğru dozlarda kullanılan alerji ilaçları önemli yan etkiye sahip olmuyor.” diyor. 

Alerji ilaçları bağımlılık yapar. YANLIŞ! 

DOĞRUSU: Alerjik hastalıkların tedavisinde ilaçlar uzun yıllar kullanılsa bile bağımlılık yapmıyor. Çocuklar iyileştiklerinde ilaçlar sorunsuz ve aşamalı olarak kesiliyor.

Alerjik hastalıkların kesin tedavisi aşılardır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bronşiyal astım ile alerjik nezle sorunu yaşayan ve polenler, tozlar ile arılara karşı duyarlı olan bazı çocuklarda tüm korunma önleminin yanı sıra ilaç tedavisine rağmen tam düzelme olmuyor. Alerjik çocukların çok az bir kısmını oluşturan bu tablolarda “immünoterapi” adı verilen aşı tedavisi yararlı olabiliyor.

Çocuklarda alerjik hastalıklar geçince bir daha tekrarlamaz. YANLIŞ! 

DOĞRUSU: Çocuklarda iyileşen alerjik hastalıklar kalıcı bağışıklık bırakmıyor. Özellikle güçlü genetik yatkınlığı veya alerji yapıcı maddelere şiddetli duyarlılığı olan çocuklarda iyileşmeye rağmen kalıcı bağışıklık oluşmuyor. Dolayısıyla bu çocukların kendilerini ömür boyu korumaları ve alerjik tabloyla yaşamayı öğrenmeleri gerekiyor. (
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/alerjik-hastaliklar-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-7388.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/alerjik-hastaliklar-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-7388.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/alerjik-hastaliklar-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-7388-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/alerjik-hastaliklar-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-7388.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/alerjik-hastaliklar-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi/8800/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Aug 2023 11:55:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İhtiyaç Analizi Çalışmaları Başladı ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Kalkınma Ajansı koordinasyonunda, Trakya Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği tarafından Ticaret Bakanlığı desteğiyle yürütülen Trakya Sağlık Turizmi Kümelenme Projesinde çalışmalar devam ediyor. TRAKYAKA’dan son yapılan bilgilendirmede ihtiyaç analizi çalışmalarının başladığı bildirildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ihtiyac-analizi-calismalari-basladi-6789.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ihtiyac-analizi-calismalari-basladi-6789.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ihtiyac-analizi-calismalari-basladi-6789-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ihtiyac-analizi-calismalari-basladi-6789.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/ihtiyac-analizi-calismalari-basladi/8790/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Aug 2023 11:07:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bilgi Sistemlerine Yakın Takip ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakan Yardımcısı Huzeyfe Yılmaz, 18 Ağustos Cuma günü zoom üzerinden Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri ile bir araya geldi. Oldukça verimli geçen toplantıda sağlık bilgi sistemleri konusunda ilimizin mevcut durumu ile yaşanılan aksaklıklar ve çözüm önerileri konuşuldu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglik-bilgi-sistemlerine-yakin-takip-3180.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglik-bilgi-sistemlerine-yakin-takip-3180.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglik-bilgi-sistemlerine-yakin-takip-3180-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglik-bilgi-sistemlerine-yakin-takip-3180.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/saglik-bilgi-sistemlerine-yakin-takip/8789/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Aug 2023 11:00:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Olumsuz Duygular Hissedildiğinde Çözüm Buzdolabında Değil!]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu belirten uzmanlar bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörlerin çeşitli beslenme sorunlarına yol açtığını söylüyor. Bunlar arasında en sık olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen duygusal yeme sorunuyla karşılaşıldığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke, hüzün gibi duygu yoğunluklarının duygusal yemeyi tetiklediğini söylüyor. Olumsuz duygular yaşanırken sorunun çözümünün buzdolabı olmadığının altını çizen Taşkın, duyguları ele almanın daha sağlıklı yollarının bulunabileceğine vurgu yapıyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, duygusal yeme davranışının altındaki sebeplere dair açıklamalarda bulundu.

Duygusal yeme, olumsuz duygularla bağlantılı

Sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu kontrolü, bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeniyle kaybettiğimizde, çeşitli beslenme sorunları yaşamaya başlıyoruz. Bunlar arasında en sık karşımıza çıkansa duygusal yeme.” dedi. 

Duygusal yemenin aslında olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen aşırı yeme eğilimini ifade eden bir davranış bozukluğu olduğuna vurgu yapan Taşkın, “Ruh halinde gelişen olumsuzlukları kontrol etme dürtüsüyle ortaya çıkan bu yeme davranışında normalden çok daha fazla yemek yemek, gerekenden daha yağlı, daha tuzlu veya daha şekerli yemek davranışlar gözlemlenir.” şeklinde konuştu.

Düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygusu duygusal yemeyi tetikliyor

Bilim insanlarının, farklı duygu durumlarının yemek yeme sürecinde bireylerin yeme davranışını nasıl etkilediğini araştırdıklarını aktaran Taşkın, bunun sonucunda da duygusal yemenin, özellikle ‘olumsuz emosyonlar’ denilen yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke, hüzün gibi duygu yoğunlukları yaşandığında tetiklendiğinin görüldüğünü aktardı.

Duygusal yemenin düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygularıyla da ilişkili olduğunun saptandığını dile getiren Taşkın, “Kişilerin hayatlarında yaşadıkları olumsuzluklar yeme alışkanlıklarını ciddi anlamda etkiliyor. Ayrılıklar, aldatılmalar, kayıplar, işsizlik gibi yaşanan olumsuzluklar kişide ciddi anlamda bir boşluk yaratıyor. Yalnızlık duygusuyla baş edememe başlıyor. Aidiyet duygusunu yitiriyorlar ve işte tam bu noktada boşluğu bir şeyler yiyip içmekle doldurmaya çalışıyorlar.” diye konuştu.

Yemek bittiğinde olumsuz duygular yok olmaz

“Üzgün, öfkeli, yalnız, bitkin ya da sıkılmış olduğumuzda sorunun çözümünü bulacağımız adres buzdolabı değil.” diyen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, bilinmesi gereken en önemli noktanın duygusal açlığın yiyeceklerle doyurulamayacağı olduğunu söyledi. 

İnsanın yediği anda kendini iyi hissedebileceğini ama yemek bittiğinde duyguların gitmeyeceğini vurgulayan Taşkın sözlerini şöyle tamamladı:

“Üstelik o kötü duyguların üstüne bir de fazladan alınan kalori eklenir. Duygularınızı ele almanın daha sağlıklı yollarını bulabilir, bilinçsizce yemek yerine bilinçli yemeyi öğrenebilir, kilonuzu kontrol altına alıp duygusal gıda tüketimine son verebilirsiniz. Eğer siz de duygusal yeme noktasında kendinizi durduramıyorsanız, mutlaka psikolojik destek almalısınız.” 

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil-8263.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil-8263.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil-8263-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil-8263.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil/8786/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Aug 2023 10:38:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ücretsiz Psikolojik Danışmanlık Hizmetine Talep Artıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Edirne Belediyesi tarafından ücretsiz hizmete sunulan Psikolojik Danışmanlık Hizmetine talep gün geçtikçe artıyor]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde Uzman Psikolog Bahar Yıldız tarafından verilen Psikolojik Danışma Hizmetinden, 2023 yılının ilk 6 ayında 203 vatandaş yararlandı.

Edirne Belediyesi Psikolojik Danışma hizmetiyle Çocuk Danışmanlığı, Ergen Danışmanlığı, Yetişkin Danışmanlığı, Aile Terapi ve Grup Terapisine gibi birçok alandan vatandaşlar ücretsiz olarak yararlanabiliyor.

Psikolojik Destek Hizmetine olan ilginin her geçen gün daha da arttığını belirten Uzman Psikolog Bahar Yıldız, “Bireyler günümüzde karşı karşıya kaldığı birçok problem için psikolojik danışmanlık hizmeti almak istemektedir. Gün içerisinde yaşanılan sorunlar, insanlarla iletişim kuramama gibi birçok sorun bireylerin psikolojik hizmet alma isteğini çoğaltmaktadır. Özellikle son günlerde yaşanan ekonomik zorluklar, hayat şartlarının her geçen gün zorlaşması gibi nedenlerle psikolojik danışmanlık hizmetlerine olan talebin daha artmasına neden oldu. Bizler de vatandaşlarımızın yanında oluyor, yaşadıkları sorunları birlikte çözüme kavuşturuyoruz” ifadelerine yer verdi.

Edirne Belediyesi Psikolojik Danışma Hizmetinin ücretsiz bir şekilde vatandaşların hizmetine sunulduğunu belirten Bahar Yıldız, “Psikolojik destek konusunda çocuk, ergen, yetişkin her vatandaşımıza hizmet veriyoruz. Çocuklarımıza masal ya da oyun terapisi ile yardımcı oluyor, sorunların kaynağına hep birlikte iniyoruz. Psikolojik Danışmanlık seanslarımız hafta içi her gün 08:30 - 17:30 saatleri arasında gerçekleştiriyoruz. Edirne Belediyesi’nin ücretsiz olarak sunduğu bu Psikolojik Danışmanlık hizmetlerinden yararlanmak için isteyenler 0 (284) 213 41 02 numaralı hattan başvuruda bulunabilirler” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmetine-talep-artiyor-2793.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmetine-talep-artiyor-2793.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmetine-talep-artiyor-2793-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmetine-talep-artiyor-2793.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmetine-talep-artiyor/8767/</link>
			<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 17:09:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda Diş Sıkma Neyin Habercisi?]]></title>
			<description><![CDATA[Günlük yaşamlarımızın stresi ve hayatlarımızda meydana gelen kontrol edemediğimiz değişimlerin oluşturduğu endişe ve gerginlik, yetişkinleri etkilediği gibi çocuk yaştaki bireyleri ve genç erişkinleri de etkiliyor. Diş sıkma alışkanlığı olarak bilinen bruksizm; çocuk ve gençler arasında yaygın olarak görülüyor. Çocuk Diş Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Demir yaşı küçük olan hastalarda farkındalık yaratmak çok daha zor olduğu için asıl ebeveynlere büyük sorumluluk düştüğünü belirtiyor…]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çocuklarınızda sebebini bilmediğiniz veya hastaneye gittiğinizde de sebebini bulamadığınız ağrıların sebebi bruksizm olabiliyor. Diş sıkma ve veya gıcırdatma olarak da bilinen Bruksizm, tedavi edilmediğinde ciddi sorunlara yol açabiliyor. “Bruksizm, hastalarımızın çoğu zaman farkında olmadan, normal fonksiyonlar dışında çalıştırdıkları çene ve çiğneme kaslarının, çene eklemine yaptırdığı kuvvetli hareketler sonucu oluşuyor” açıklamasında bulunan Dr. Nurgül Demir sözlerine şöyle devam etti: “Bruksizm uyku sırasında oluşabileceği gibi, gün içinde de tekrarlayabilir. Bazı hastalarımızda diş sıkmaya diş gıcırdatma da eşlik eder. Aktif spor hayatı, sınav dönemleri, okula uyum problemleri, ev/okul/öğretmen değişikliği, ebeveynler arasındaki sorunlar ve ev ortamındaki huzursuzluk, kardeş varlığını kabullenme süreci, diş çıkarma dönemleri, yaşlarına uygun seçilmeyen bilgisayar oyunları/tv programları, arkadaşlar arasındaki iletişim problemleri, ifadelendirilemeyen öfke gibi etkenler diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığını tetikler.”

Çocuğumun diş sıktığını nasıl anlarım?

Diş sıkmaya eklenen diş gıcırdatması sayesinde ebeveynlerin çocuklarda ortaya çıkacak durumu fark edebileceğini ifade eden Dr. Nurgül Demir “Uyku sırasında diş sıkmaya diş gıcırdatma da eşlik ediyorsa ebeveynler diş yüzeylerinin sürtünme sesi ile problemin farkına varabilir. Diş sıkma alışkanlığı olan hastalarımızda ancak teşhis genellikle kulak ağrısı, baş ağrısı, uyku düzensizlikleri gibi şikayetler oluşmaya başladığında konulur. Henüz şiddetli şikayetleri olmayan bruksizm hastalarımızda ilk teşhis ise, diş muayenesi sırasında konulabilmektedir. Diş yüzeylerinde aşınmalar, çatlaklar, dolgu ve diş yüzeylerinde kırılmalar ile bruksizm tanısı erkenden konularak, ileride oluşabilecek ciddi problemlerin önüne geçilebilir. Hastadan alınan detaylı bir tıbbi hikâye ile etkene ve hastaya yönelik bir takip planlaması yapılarak, ileride oluşacak problemlerin önüne geçilebilir.”

Çocuklarda bruuksizme neden olan etmen ortadan kaldırılmalıdır

Özellikle yetişkinlerde uygulanan diş sıkmasını önleyici bruksizm plağı ile botoks uygulamasının çocuklar için kesinlikle uygun olmadığının altını çizen Nurgül Demir, diğer başlıkları şu şekilde sıraladı;


	Bu nedenle, çocuklarda bruksizmin tedavisi, daha çok etkeni ortadan kaldırmaya yönelik olarak yapılmalıdır.
	 Bruksizm alışkanlığı olan hastalarımızda ebeveynlerin çocuklarını izlemesi çok önemlidir. Gece uyurken duyulan diş gıcırdatma sesi, çocuktaki bruksizm alışkanlığının ebeveynler tarafından fark edilebilecek bir göstergesidir ve geç kalınmadan bir diş hekimine danışılmalıdır.
	Erken dönemde bruksizme sebep olan etken ortadan kaldırılmadığı takdirde, baş ağrısı, çene eklemi bölgesinde ağrı, kulak ağrısı, diş yüzeylerinde aşınmalar, çiğneme sırasında hassasiyet gibi şikayetler ve bunlara ek olarak, şiddetli bruksizm alışkanlığı olan hastalarımızda çene eklemlerinde hasar oluşmaya başlayabilir.
	Uykuda nefes tutma alışkanlığının çocukluk bruksizmine eşlik edebileceği de bilinmektedir. Dönemsel stres varlığında, gece diş gıcırdatma sesi duyulduğunda çocuğu derin uykudan uyandırmak oluşabilecek şikayetleri ve bruksizm sıklığını azaltabilir; ancak uzun süreli problemlerde, çocuk diş hekiminin yanı sıra bir çocuk psikoloğuna veya psikiyatristine danışmak gerekebilir.

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/cocuklarda-dis-sikma-neyin-habercisi-1596.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/cocuklarda-dis-sikma-neyin-habercisi-1596.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/cocuklarda-dis-sikma-neyin-habercisi-1596-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/cocuklarda-dis-sikma-neyin-habercisi-1596.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/cocuklarda-dis-sikma-neyin-habercisi/8755/</link>
			<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 10:39:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Tesislerinin İhtiyaçları Görüşüldü ]]></title>
			<description><![CDATA[Kırklareli İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit başkanlığında yapılan toplantıda sağlık tesislerinin bilişim, donanım ve altyapı ihtiyaçları görüşüldü. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Destek Hizmetleri Başkanlığı koordinasyonunda, bağlı sağlık tesislerinin bilgi işlem sorumluları ile bir araya gelinerek gerçekleştirilen toplantıda aynı zamanda yapılması gerekenler hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglik-tesislerinin-ihtiyaclari-gorusuldu-2451.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglik-tesislerinin-ihtiyaclari-gorusuldu-2451.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglik-tesislerinin-ihtiyaclari-gorusuldu-2451-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglik-tesislerinin-ihtiyaclari-gorusuldu-2451.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/saglik-tesislerinin-ihtiyaclari-gorusuldu/8746/</link>
			<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 17:20:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Beyin Ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Hasta Kabulüne Başladı ]]></title>
			<description><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yeni Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanının hasta kabulüne başladığını duyurdu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yeni Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanının hasta kabulüne başladığını duyurdu. Yapılan duyuruda; "Hastanemizde Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doktor Merve Yazıcı Cengiz hasta kabulüne başlamıştır" dendi. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/beyin-ve-sinir-cerrahisi-uzmani-hasta-kabulune-basladi-8270.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/beyin-ve-sinir-cerrahisi-uzmani-hasta-kabulune-basladi-8270.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/beyin-ve-sinir-cerrahisi-uzmani-hasta-kabulune-basladi-8270-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/beyin-ve-sinir-cerrahisi-uzmani-hasta-kabulune-basladi-8270.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/beyin-ve-sinir-cerrahisi-uzmani-hasta-kabulune-basladi/8724/</link>
			<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 11:46:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Güneş Gözlüğünde Hangi Renk Tercih Edilmeli ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Acıbadem Fulya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, güneş gözlüğünde cam renklerinin farklı özellikler taşıdıklarını belirterek, “Örneğin, bazı renkler kontrastı artırırken bazıları ise mavi ışığı süzerek göze yansıtıyor. Bu tür özellikleriyle de çeşitli avantaj ve dezavantajlara sahip oluyorlar. Dolasıyla gözlük camlarının rengini seçerken hangi amaçla kullanılacağının mutlaka dikkate alınması gerekiyor” diyor.  Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, ayrıca güneş ışığının sudan ve kardan da yansıdığına, dolayısıyla güneş gözlüklerinin sadece yaz aylarında değil her mevsim kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor!
Gözlerde kalıcı hasar bırakabiliyor!
Güneşin ultraviyole ışınları denildiğinde aklımıza ilk olarak ciltte oluşturduğu zararlar geliyor. Oysa güneş ışınlarına korunmasız maruz kalmak ciddi göz hastalıklarına yol açabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, üstelik cildin aksine gözlerde oluşan hasarların genellikle kalıcı olduğu uyarısında bulunarak, şöyle devam ediyor: “Ultraviyole ışınları kimyasal bağlarda hasar oluşturarak molekülleri iyonize edebiliyor. Ayrıca DNA'nın yapısını da bozarak kontrolsüz mutasyona sebep olduğu için kanserojen etki oluşturabiliyor. Bu mekanizmalarla gözlerde katarakt (lensin şeffaflığını yitirmesi), maküla dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı), solar retinopati, pterjiyum (göze et yürümesi), fotokeratokonjonktivit, göz kapağı cildinde squamoz hücreli karsinom ve melanom gibi cilt kanserlerine de neden olabiliyor.”

Ne zaman hangi renk kullanmalı?

Güneş gözlüklerinin cam renginin ultraviyole ışınlarına karşı koruyucu bir etkisi olmuyor. Ancak camlar renklerine göre farklı işleve sahipler. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, güneş gözlüklerinde renklerin hangi özelliklere sahip olduklarını şöyle anlatıyor:
Yeşil cam: Parlak ışıkta mavi ışığı süzerek iyi kontrast sağlıyor. Bir başka deyişle, daha detaylı ve keskin bir görüntü oluşturuyor. Bu etkisiyle ışıktaki parlamaları azaltırken, gölgeli ortamları belirginleştiriyor. Günlük kullanımın yanı sıra tenis ve golf gibi açık hava sporları için öneriliyor.
Sarı cam: Sisli ve bulutlu havalarda, ışığın az olduğu alacakaranlıkta kontrastı artırıyor. Bu özelliği nedeniyle özellikle akşam araç kullanırken tercih ediliyor. Ayrıca bilgisayar ve elektronik cihazlardan süzülen mavi ışığı bloke ettiği için göz yorgunluğu ile baş ağrısı gibi sorunları hafifletebiliyor. Ancak diğer renkleri algılayışı bir miktar bozabiliyor.

Gri - siyah cam: Tüm renkleri eşit şekilde  süzüyor ve bu etkileriyle iyi bir görüş sağlıyor. Dolayısıyla genel amaçlı kullanım için öneriliyor. Kontrast arttırıcı etkisi olmadığı için koşu, bisiklet ve golf gibi sporlarda tercih ediliyor.
Kahverengi cam: Güneş gözlüğünde en sık tercih edilen kahverengi cam günlük genel kullanıma uygun özelliğe sahip. Kontrastı arttıran etkisiyle parlak ışıklı ortamlarda parıltıların önüne geçebiliyor.
Kırmızı veya pembe cam: Mavi ışığı filtre ediyor ve derinlik algısını artırarak nesnelerin detaylı görünmesini sağlıyorlar. Genel kullanım için uygun olan bu camlar bulutlu havalar ve kış sporlarında tavsiye ediliyor.
Parlak (aynalı) cam: Göze gelen ışığı ve parlamayı azaltıyor. Bu nedenle ışığın ve yansımanın yoğun olduğu plajda, kış sporları ile havacılıkta sıklıkla kullanılıyor. Gelen ışığın çoğunu yansıtması nedeniyle nesnelerin normalinden daha karanlık görünmesini sağlıyor. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/gunes-gozlugunde-hangi-renk-tercih-edilmeli-6290.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/gunes-gozlugunde-hangi-renk-tercih-edilmeli-6290.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/gunes-gozlugunde-hangi-renk-tercih-edilmeli-6290-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/gunes-gozlugunde-hangi-renk-tercih-edilmeli-6290.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/gunes-gozlugunde-hangi-renk-tercih-edilmeli/8720/</link>
			<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 10:30:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yaş İlerlerken Diş Sağlığını Korumak Önemli]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, genç yaşlardan itibaren ağız ve diş sağlığının korunmasının önemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Temelde ağız ve diş sağlığını korumanın, her gün etkili ağız temizliğini yapmak ve 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimi kontrolüne gitmekten geçtiğini belirten Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Ağız temizliğinden kasıt; etkili diş fırçalama ve diş hekiminin gerekli görmesi durumunda diş ipi kullanımı, arayüz fırçası kullanımı ya da ağız duşu kullanımı gibi temizleme etkinliklerinin yanı sıra, dişler üzerinde plak birimini kolaylaştıran, çürük ve diş eti hastalıklarının artışına neden olan karbonhidrat içerikli gıdaları olabildiğince az tüketmek, sert ve çiğneme gerektiren pişmemiş ürünlere ağırlık vermektir.” dedi.
Ağız ortamının temizliğinin aksaması hastalıkların da başlangıcıdır
Ağzın milyarlarca mikroorganizma barındıran bir ortam olduğunu hatırlatan Güler, “Bu mikroorganizmalar ortam temiz tutulduğu sürece güzel komşuluk ilişkileri içinde yaşarlar. Ne zaman ki ağız ortamının temizliği aksar işte o zaman bu güzel komşuluk ilişkileri bozulur ve bazı mikroorganizmalar diğerlerinden daha fazla çoğalmaya başlar. Çoğalmaları hastalık başlangıcı anlamına gelir ve diş eti kanamaları ya da daha yavaş gerçekleşen bir durum olsa da, diş çürüğü ortaya çıkar.” dedi.
Mikroorganizmalar ile ilişkili olmayan ama ağız sağlığını bozan bir başka durumun da bruksizm olduğunu sözlerine ekleyen Güler, “Bu durum hastalarda rutinde karşılaştığımız bir tablo haline geldi. Maalesef ki çiğneme kası ya da diş ağrı-hassasiyeti yapmadığı takdirde hastalar genelde diş sıktıklarının farkında olmayabiliyor. Diş hekimi kontrolü sırasında diş yüzeylerindeki aşınmalar fark edilir. Bu aşınmalar zamanla çene ekleminde probleme neden olabilmekle birlikte, dişlerin şeklinin bozulmasına ve daha koyu renkli görünmesine sebep olabiliyor.” uyarısında bulundu.
İleri yaşlarda etkili ağız hijyeni sağlanamayabiliyor
İleri yaştaki hastalarda uygulanan tedavi protokollerinin çok fazla farklılık göstermediğine değinen Güler, sistemik bir takım hastalıklar da yaşlı bireylere eşlik edebildiğinden, dikkat edilen noktanın kısa randevularla hastayı çok yormadan ağız içi işlemlerinin tamamlanması olduğunu ifade etti.
Güler, “Çok ileri yaştaki hastalarımızda kas kuvveti ve tükürük akışı azalmış olabileceğinden manuel fırçalama ile etkili ağız hijyeni sağlayamayabiliyorlar. Bu hastalara ağız hijyen metodu olarak döner başlıklı diş fırçaları ve ağız duşları gibi elektronik aletler tavsiye edilebilir. Ağız kuruluğu diş yüzeylerine plak birikimini kolaylaştırdığından, ağız kuruluğundan şikayeti olan hastaların ara ara yudumla su alıp ağız ortamını ıslatmaları veya sakız çiğnemeleri tavsiye edilebilir. Suyu her seferinde içmek zorunda değiller, gargara yapıp tükürebilirler. Çünkü normalden fazla su tüketmek de zararlı olabilir.” diye konuştu.
İleri yaşa gelmeden önce diş sağlığını korumak için düzenli diş hekimi kontrolüne gidilmesi gerektiğine dikkat çeken Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “6 ayda bir rutin diş hekimi kontrolleri bir çok ağız içi hastalığın erken dönemde tespit edilip tedavi edilebilmesini ya da daha güzeli, hastalıkların oluşmadan önlem alınabilmesini sağlar. Tüm ağız içi hastalıklar ağrı ya da kanama şeklinde bulgu vermeyip sessizce ilerleyebilir. Bu nedenle kontrol önemlidir. Bunun yanı sıra ağız temizliğine dikkat etmek ve özenli bir temizlik yapmak gerekir. Günümüzde yiyecek ve içecekler oldukça yumuşak ve yapışkan bir hal almıştır ki bu da diş yüzeylerine ve diş aralarına tutunmalarını kolaylaştırır. Yemesi kolay olan yiyeceklerin genel olarak temizliği daha zordur denebilir.” dedi.
Dişlerin ve diş etlerinin uzun yıllar kullanımı sonucu aşınmalar oluşabildiğini belirten Güler sözlerini şöyle tamamladı:
“Zamanla diş yüzeylerinde minör aşınmalar ve diş etinde 1-2 milimetreyi geçmeyen çekilmeler görülmesi normaldir. Bunun için ortalama bir yaş aralığı verilemeyecek olmakla birlikte 60 yaşından sonra görülebilir, denebilir. Bu durum bir hastalık ifade etmez. Diş etinde kanama ya da diş yüzeyinde çürük olmadığı sürece ağız ortamı sağlıklıdır.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli-7839.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli-7839.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli-7839-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli-7839.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli/8716/</link>
			<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 19:24:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Vatandaşa Ücretsiz Sağlıklı Beslenme Danışmanlığı]]></title>
			<description><![CDATA[Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın talimatıyla Edirnelilere sunulan ücretsiz Sağlıklı Beslenme Danışmanlığı hizmeti devam ediyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın talimatıyla Edirnelilere sunulan ücretsiz Sağlıklı Beslenme Danışmanlığı hizmeti devam ediyor. Edirne Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde verilen diyetisyenlik hizmetinde, kilo alma-kilo verme, sporcu beslenmesi, çocukluk döneminde beslenme, kilo kontrolü gibi birçok konuda her yaştan vatandaşa ‘Sağlıklı Beslenme’ konusunda destek veriliyor.
2022 yılının Mayıs ayından itibaren toplam 610 vatandaşın yararlandığı ve Diyetisyen Buket Aslı Tezcan tarafından ücretsiz olarak verilen diyetisyenlik hizmetiyle danışanlara ömür boyu sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılıyor. Danışmanlık hizmetine gün geçtikçe talebin arttığını belirten Diyetisyen Buket Aslı Tezcan, tüm vatandaşların ücretsiz sunulan bu hizmetten yararlanabileceğini söyledi.
Seanslarda asıl hedeflerinin danışanlara sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak olduğunu belirten Diyetisyen Buket Aslı Tezcan, “Seanslarımızda asıl hedefimiz sizlere sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırarak ömür boyu sürdürülebilir olmasını sağlamak. Merkezimizde kilo alma-kilo verme, sporcu beslenmesi, çocukluk döneminde beslenme, kilo kontrolü gibi hizmetler vermekteyiz. İlk önce danışanlarımızın 3 ay içerisinde yapılmış olan güncel kan tahlilleri ile merkezimize gelmelerini istiyoruz. Daha sonra burada kişisel beslenme alışkanlıkları hakkında konuşuyoruz. Ve profesyonel ölçüm cihazları ile ölçümler yapıyoruz. Bunların sonucu doğrultusunda uygun beslenme programı hazırlıyoruz. 2 hafta arayla kontrol seansları gerçekleştiriyoruz. Ve sürecin gidişatını hep birlikte değerlendiriyoruz. Sizlerde bu hizmetlerden yararlanmak istiyorsanız 0 (284) 213 41 02 numaralı hattı arayarak bizlerden randevu alabilirsiniz” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/vatandasa-ucretsiz-saglikli-beslenme-danismanligi-7105.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/vatandasa-ucretsiz-saglikli-beslenme-danismanligi-7105.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/vatandasa-ucretsiz-saglikli-beslenme-danismanligi-7105-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/vatandasa-ucretsiz-saglikli-beslenme-danismanligi-7105.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/vatandasa-ucretsiz-saglikli-beslenme-danismanligi/8696/</link>
			<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 15:58:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dikkat! Vakalar Artıyor, 1 Yaş Altı Bebekler Risk Altında ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 31 Mayıs tarihinde yayınlandığı Avrupa Bölgesi Kızamık Raporuna göre, Mayıs 2022'den Nisan 2023'e kadar olan dönemde Avrupa genelinde en çok kızamık vakasının Türkiye'den bildirildiği görüldü. Mayıs 2022'den Nisan 2023'e kadar bildirilen 4 bin 544 kızamık vakasının yüzde 95'i, Türkiye, Rusya ve Tacikistan'da saptandı. Türkiye'nin 1543 kızamık vakası ile ilk sırada yer aldığı belirtilirken, Rusya 1129 vaka ile ikinci sırada, Tacikistan ise 568 vaka ile üçüncü sırada yer aldı.
 
Kızamık vakalarında aşısız ya da eksik aşılıların çoğunlukta olduğu görüldü. Özellikle kızamık komplikasyonları ve ölüm açısından en riskli 5 yaş altında aşılanma durumu açısından vakalar değerlendirildiğinde 1 yaş altında vakaların neredeyse tümünün, 1-4 yaşta ise yarısından fazlasının aşısız olduğu ortaya çıktı. 
 
“Alerjik çocukların aşıları önlemler alınarak yapılabilir”
 
Konuyu yakından takip eden Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) yaptığı basın açıklamasında, aşılamanın önemini vurguladı. Aşının içinde bulunan süt ve yumurta proteinlere karşı alerjik reaksiyon gösterebilme ihtimali olan çocuklar için de bu aşının mümkün olduğunun altını çizdi ve şu açıklamalarda bulundu:
 
“Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısından sonra alerjik reaksiyonlar oldukça nadirdir. İnek sütü ve yumurta dışında başka bir besine alerjisi olan çocuklarda, alerjisi olmayan çocuklarda alınan önlemler eşliğinde kızamık aşısı yapılabilir. Kanlı, mukuslu kakası veya egzaması olup inek sütü alerjisi ya da yumurta alerjisi teşhisi konan çocuklara, alerjisi olmayan çocuklarda alınan önlemler eşliğinde kızamık aşısı yapılabilir. İnek sütü veya yumurta ile karşılaştıktan kısa bir süre içinde ciltte kızarıklık, kaşıntı, şişlik, kusma gibi yakınmaları olan çocuklara çocuk doktoru gözetiminde aşı yapılmalıdır.   Şiddetli inek sütü veya yumurta alerjisi olup veya daha önce bu besinlerle alerjik şok (anafilaksi) geçirmiş çocuklar, aşı yapılmadan önce mutlaka çocuk alerji immünoloji uzmanına sevk edilmelidir.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-vakalar-artiyor-1-yas-alti-bebekler-risk-altinda-7355.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-vakalar-artiyor-1-yas-alti-bebekler-risk-altinda-7355.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-vakalar-artiyor-1-yas-alti-bebekler-risk-altinda-7355-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-vakalar-artiyor-1-yas-alti-bebekler-risk-altinda-7355.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/dikkat-vakalar-artiyor-1-yas-alti-bebekler-risk-altinda/8692/</link>
			<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 15:36:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kırklareli OSB’ye Ambulans]]></title>
			<description><![CDATA[Kırklareli Organize Sanayi Bölgesinde kurulan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda kullanılmak üzere OSB Müdürlüğü tarafından İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağışlanan Acil Yardım Ambulansı düzenlenen törenle teslim edildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırklareli Organize Sanayi Bölgesinde kurulan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda kullanılmak üzere OSB Müdürlüğü tarafından İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağışlanan Acil Yardım Ambulansı düzenlenen törenle teslim edildi. Törene; Kırklareli Valisi Birol Ekici, AK Parti Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, OSB Bölge Müdürü Sebahattin Dönmez, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Bilal Kuşoğlu, İl Jandarma Komutanı J.Kd. Alb. Cemalettin Akyüz İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit, İl Emniyet Müdürü Sinan Çamuroğlu,  AK Parti İl Başkanı Yunus Ercan Dağtaş, MHP İl Başkanı Şaban Savaşan, Merkez İlçe Başkanı Cihan Alkan, Kırklareli Ticaret Borsası Başkan Vekili Hikmet Yıldırım, İl Müdürleri, protokol mensupları ve davetliler katılım gösterdiler.  

İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan bilgilendirmede; “İlimiz acil sağlık hizmetleri il genelinde 280 sağlık personeli, 53 acil yardım ambulansı ve 23 adet 112 acil sağlık hizmetleri istasyonu ile sürdürülmektedir. Ayrıca Acil/Afet durumlarında hizmet vermek adına alanında eğitimli sağlık personelinden oluşan UMKE ekibimiz 85 personel ve 3 adet 4x4 hizmet aracı ile hizmet vermektedir. Acil sağlık hizmetleri kapsamında 2022 yılı içerisinde 35.546'sı olmak üzere toplamda 46.132 vatandaşımıza, 2023 yılı ilk 7 ayında 22.925 vatandaşımıza acil ambulans hizmeti verilmiştir. 2023 yılı ilk 7 ayında vatandaşlarımıza sunulan ambulans hizmetlerinde kentsel vakalara ilk 10 dakikada ulaşım oranı ve kırsal vakalara ilk 30 dakikada ulaşım oranı %96 olarak gerçekleşmiştir. İlimiz envanterindeki 1'i Obez/Yoğun bakım ambulansı, 2'si 4x4 Kar paletli ambulans ve 50'si cadde tipi acil yardım ambulansı olmak üzere 53 adet olan ambulans filomuza, OSB müteşebbis heyeti tarafından 1 adet daha sıfır ambulans eklenerek ambulans filomuzu 54 adete çıkmıştır” dendi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kirklareli-osb-ye-ambulans-1088.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kirklareli-osb-ye-ambulans-1088.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kirklareli-osb-ye-ambulans-1088-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kirklareli-osb-ye-ambulans-1088.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/kirklareli-osb-ye-ambulans/8661/</link>
			<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 10:35:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Tansiyon Hastaları Aşırı Sıcaklarda Bunlara Dikkat Etmeli ]]></title>
			<description><![CDATA[Birbiri ardına gelen sıcak hava dalgaları, her 10 kişiden 3’ünün yüksek tansiyon hastası olduğu ülkemizde kalp ve damar sağlığını zorlayacak sonuçlara yol açıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Birbiri ardına gelen sıcak hava dalgaları, her 10 kişiden 3’ünün yüksek tansiyon hastası olduğu ülkemizde kalp ve damar sağlığını zorlayacak sonuçlara yol açıyor. 

Acıbadem Taksim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan vücudun atar damarlarını etkileyen yüksek tansiyonun (hipertansiyon), kalbin kan pompalamak için daha çok çalışmasını gerektirdiğini ve bunun da kalbin zorlanmasına neden olduğunu belirterek ülkemizde erişkin nüfusun yüzde 31,2’sinde hipertansiyon görüldüğüne dikkat çekiyor. 

Hava şartları, belirli sağlık sorunlarının tetiklenmesinde rol oynuyor. Yüksek sıcaklıklar ve yüksek nem, yüksek tansiyon hastalığı olan kişiler için ciddi sağlık sonuçlarına neden olabiliyor. En büyük riskler ise, sıcaklığın 21 derecenin üzerinde ve nemin yüzde 70'in üzerinde olduğu durumlarda ortaya çıkıyor. 50 yaşın üzerinde, fazla kilolu veya kalp, akciğer veya böbrek rahatsızlıkları olanlar başta olmak üzere bazı insanlar nemden etkilenme açısından daha yüksek riskle karşı karşıya kalıyor. 

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, sıcak havaların yüksek tansiyonu nasıl etkilediğini şu sözlerle anlatıyor: “Kan basıncı vücudun ısıya maruz kalmasından etkileniyor; yüksek sıcaklıklar ve yüksek nem cilde daha fazla kan akışına neden oluyor. Bu da, kalbin normal bir güne göre dakikada iki kat daha fazla kan pompalamasına ve daha hızlı atmasına yol açıyor; sıcak havalarda vücut ısı kaybetmek için cilde giden kan akımını artırıyor. Bu da damarlarda gevşeme sağlayarak gerçekleşiyor. O yüzden yaz aylarında kan basıncı normal insanlarda daha düşüktür. Ancak hem terleme hem de damar yatağının gevşemesi tansiyonu özellikle ilaç alan hastalarda ileri derecede düşürebilir. Ayrıca bazı hipertansiyon ilaçları güneşe duyarlılığı artırır. Sonuç olarak, daha yüksek güneş yanığı riskine ve ciltte kabarcıklara veya kızarıklığa neden olabilen aşırı duyarlılık reaksiyonlarına sebep olabilir”. 

Isı ve terleme ise ayrıca vücuttaki sıvı miktarını ve kan hacmini azaltarak vücudun susuz kalmasına yol açabiliyor. Bu durum da, vücudun soğuma kabiliyetine müdahale ederek kalp üzerinde stres yaratabiliyor. Ayrıca ilaçların vücutta dağılımlarına ve etkisinin değişmesine neden oluyor. 

Peki, bu kadar yaşamsal süreçleri tetikleyen sıcak havalardan nasıl korunmalıyız? Kardiyolog Prof. Dr. Murat Turfan, kalp ve damar sağlığımızı korumak için alınabilecek 10 öneriyi şöyle sıralıyor:  


	Bol su veya sağlıklı içecekler içerek susuz kalmayın. Su en iyisidir ama kalp yetmezliğiniz olduğu için sıvı alımınızı kısıtlamanız söylendiyse, doktorunuzla konuşmalısınız. 



	Alkollü içkiden kaçının. Alkol su kaybına neden olduğundan vücudunuz susuz kalabilir. 



	Yüksek su içeriğine sahip, iyi vitamin ve mineral kaynağı olan salata ve meyve gibi soğuk yiyecekleri tüketin. 



	Evinizi serin tutmaya çalışın. Direkt güneş ışığı alan pencereleri varsa panjur veya perde ile kapatın. Dışarısı evinizden daha soğuksa pencereleri açın. Evinizi daha sıcak hale getirebileceklerinden, ihtiyacınız olmayan tüm ışıkları veya elektrikli ekipmanı kapatın.
	Uyumak için evinizin en serin yerini seçin.



	Hafif, bol giysiler giyin.



	Gündüz 11:00 ile 15:00 saatleri arasında günün en sıcak saatlerinde güneşten uzak durun. Çıkacaksanız güneş kremi sürün, şapka takın ve yanınızda su taşıyın. 



	Aşırı fiziksel egzersizden kaçının.



	Bazı ilaçlar, vücuttaki su oranını ve yüksek sıcaklıklara tepki verme yeteneğinizi etkileyebilir. Eğer şu ilaçları kullanıyorsanız yaz aylarında doktorunuza danışın: Beta blokerler ve diüretiklerdahil olmak üzere yüksek tansiyon için kullanılan ilaçlar; antihistaminikler veya dekonjestanlar gibi alerji ilaçları ile antipsikotikler gibi psikiyatri ilaçları. 



	Tıpkı yüksek sıcaklıklarda vücudunuzu serin tutmanın yollarını bulmanız gerektiği gibi, ilaçlarınızı da aşırı sıcağa maruz kalmamaları için uygun şekilde saklayın. Diyabet tedavisi için kullanılan insülin de dahil olmak üzere bazı ilaçlar sıcaklık değişimleri sırasında bozulabilir. İlaçları serin ve kuru bir yerde saklayın. İlaçları banyoda, pencere pervazında veya bir araçta saklıyorsanız, aşırı ısı ve nemden etkilenme oranını düşürmek için ilacı orijinal kabında saklayın.

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/tansiyon-hastalari-asiri-sicaklarda-bunlara-dikkat-etmeli-9477.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/tansiyon-hastalari-asiri-sicaklarda-bunlara-dikkat-etmeli-9477.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/tansiyon-hastalari-asiri-sicaklarda-bunlara-dikkat-etmeli-9477-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/tansiyon-hastalari-asiri-sicaklarda-bunlara-dikkat-etmeli-9477.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/tansiyon-hastalari-asiri-sicaklarda-bunlara-dikkat-etmeli/8659/</link>
			<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 09:45:38 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Personele Beyaz Kod Eğitimi ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü kurum içi eğitim çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Bu kapsamda Demirköy İlçesinde görev yapan Sağlık Personeli için 11.08.2023 tarihinde Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı koordinasyonunda, İl Sağlık Müdürlüğü Beyaz Kod İl Koordinatörü Av. Anıl Nadir Aktaş tarafından 113 Beyaz Kod eğitimi verildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/personele-beyaz-kod-egitimi-6814.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/personele-beyaz-kod-egitimi-6814.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/personele-beyaz-kod-egitimi-6814-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/personele-beyaz-kod-egitimi-6814.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/personele-beyaz-kod-egitimi/8642/</link>
			<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 15:43:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalp Hastaları Sevk Sıkıntısından Kurtuluyor]]></title>
			<description><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Çağdaş Derdiyok, kalp damar hastalarına hizmet verdiklerini bildirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Çağdaş Derdiyok, kalp damar hastalarına hizmet verdiklerini bildirdi.

Derdiyok, yaptığı yazılı açıklamada, anjiografi servisinde kardiyoloji doktoru Prof. Dr. Murat Gençbay, Kardiyoloji Uzmanı Doktor Yücel Uzun, Didar Elif Akgün, Abdurrahman Naser ile Aslı Kurtar Mansıroğlu görev yaptığını belirtti. Hastanede kalp damar anjiografisi, stent, bacak damarlarına anjografi stent ve diğer damarlara aynı şekilde anjiografi stent uygulamalarının yapıldığını ifade eden Derdiyok, kalp pili de takılabildiğini kaydetti.

Bu tür hizmetlerin çok önemli olduğunu aktaran Derdiyok, açıklamasında şunları kaydetti: "Hastanemizin bu hizmeti vermesi vatandaşlarımız için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Birçok ailenin acil ya da poliklinik hastasını getirdikten sonra kalp problemleri için başka illere, hastanelere sevk ederken yaşadığı sıkıntıları, anılarını bilerek bu hizmeti başlatmanın gururunu yaşıyoruz."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kalp-hastalari-sevk-sikintisindan-kurtuluyor-2444.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kalp-hastalari-sevk-sikintisindan-kurtuluyor-2444.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kalp-hastalari-sevk-sikintisindan-kurtuluyor-2444-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kalp-hastalari-sevk-sikintisindan-kurtuluyor-2444.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/kalp-hastalari-sevk-sikintisindan-kurtuluyor/8632/</link>
			<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 11:37:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yazın Çocuklarda Bu Hastalıklara Dikkat! ]]></title>
			<description><![CDATA[Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Yenidoğan Uzmanı Dr. Aşkın Güra Bayık, yaz mevsiminin beraberinde getirdiği hastalıklar ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Yenidoğan Uzmanı Dr. Aşkın Güra Bayık, yaz mevsiminin beraberinde getirdiği hastalıklar ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Artan sıcaklıklarla ve okulların tatil olmasıyla; deniz, havuz, güneş, soğuk içecek tüketimi ve dışarıda geçirilen sürenin fazla olması gibi etkenler, çocukları hasta edebilirken anne babaların birtakım önlemler alması gerektirmektedir. Çocuklardaki yaz hastalıkları arasında güneş çarpması, ishal ve kusma ile giden bağırsak enfeksiyonları, hepatit A, havuz enfeksiyonları; dış ve orta kulak enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, üst solunum yolu enfeksiyonları, deride mantar, böcek sokmaları, alerjik reaksiyonlar ve kırık çıkık gibi travmalar yer almaktadır. Bu hastalıkları önlemek için risk faktörlerini bilmek ve buna göre önlem almak hastalıklardan uzak bir yaz tatili olmasında büyük önem taşımaktadır. 

1-Kulak enfeksiyonlarına dikkat!

Kulağa dışardan giren mantar, bakteri, virüs gibi mikroplar, önce kaşıntı, ardından iltihaplı, pis kokulu akıntılara neden olabilir. Kulakta zaten normal olarak salgılanan sarı-kahverengi buşon kirli suyu çeker, şişer, içindeki mikrobun hastalık yapmasını kolaylaştırır.  Kötü kokulu, beyaz, sarı veya yeşil akıntı görüldüğü takdirde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.

2- Deniz ve havuz hasta edebilir

Damlacık enfeksiyonu olarak nefes yoluyla vücuda giren mikroplar, üst solunum yolu, boğaz enfeksiyonu yapabilir. Ateş, kırgınlık, halsizlik, boğaz ağrısı ile başlar, çok daha ağır tablolara dönüşebilir. Ayrıca suya dalma, boğazdaki potansiyel hastalık mikroplarının daha derinlere taşınmasına ve sinüzit oluşmasına yol açabilir.  

3- İdrar yolu enfeksiyonuna engel olun

Özellikle kız çocuklarında daha sık görülür. Islak mayo ile bekleme, yeterli temiz olmayan suya girme veya su kenarında yerlere oturarak oynama, mikropların girişini kolaylaştırır.  İdrar yolu enfeksiyonu, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, karın ağrısı, ateş veya kusma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Bazen bunların birçoğu birlikte olur. Erken tanı ve tedavi, ilerde oluşabilecek daha ciddi ve kalıcı rahatsızlıkları önleyecektir.

4- Güneş çarpmasına dikkat edin

Çocuk uzun süre etkili güneş altında kaldığında, oyuna dalıp yeterli sıvı tüketmediğinde, bir süre sonra ateş, halsizlik gibi belirtiler başlayabilir. Vücuttan kaybedilen suyun içindeki sodyum, potasyum gibi elementlerin eksikliği de belirtileri şiddetlendirir. Su kaybının şiddetine göre şoka kadar varan tablolar oluşabilir. Bu durumda serin bir yerde dinlenmesi sağlanmalı, bol su verilmeli ve şikayetle devam ettiği takdirde bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.

5- Güneş yanıkları ileriki yıllarda kanser tehlikesine neden olmasın

Yazın en sık görülen rahatsızlıklardan biri de güneş yanıklarıdır. Güneş ışınları 45 dereceden daha dik iken güneş altında kalınmaması gerekir. Kişi suyun içindeyken de güneş yakıcı etkisini sürdürmektedir. Bu nedenle çocuklarda, 30 faktör civarındaki koruyucu güneş kremleri kullanılması uygundur. Bu ürünlerin güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmesi, her 3 saatte bir de tekrarlanması önemlidir. Özellikle yüzü korumak için de kıyıda oynayan çocuklara geniş kenarlı şapka takmak yararlı olabilir.   

6- Sinek-böcek sokmalarının önüne geçin

Sinek böcek sokmaları da kaşıntıya, ardından deride iltihaplı yaraya neden olabilir.  Geceleri mümkünse koruyucu tül perdeli yatak kullanmalıdır. Özellikle bebeklerde ciltten emilim çok olacağı için cilde sık sık kimyasal sinek kovucu sürmek doğru değildir. Yaz akşamlarında uzun kollu, ince, hava alan pamuklu giysilerle sineğin sokabileceği alanı azaltmak gerekir. Geceleri, sineklikli odanın ilaçlanıp yatmadan önce iyice havalandırılması da uygun bir yöntemdir. Sinek, böcek sokmasında antihistaminik ve ek ilaçlar içeren kaşıntı önleyici krem, merhem ve losyonlar kullanılabilir.

7- Çocuğunuzu deri alerjilerinden koruyun 

Çocuk açık alanda oynarken bazı bitkilerin temasına bağlı kızarma, kaşınma olabilir. Direkt güneş ışığına bağlı deride kızarma, kaşınma, hatta ödem gelişebilir. Bazen soğuk su, hatta sadece su bile deride ürtiker ve anjioödem denen kızarıklık, kabarıklık, kaşıntı yapabilir.   

8- Ortak kullanılan eşya ve yiyecekler Hepatit A’ya neden olmasın 

Hepatit A denilen bulaşıcı sarılık türü, özel bir virüsün bulaşmasıyla olur. Kirli su, gıda, kirli el en önemli bulaşma araçlarıdır. Basit bir enfeksiyon gibi halsizlik, ateş şikayetleriyle başlayıp, kusma, karın ağrısı eklenebilir. İdrar renginde portakal kabuğu gibi koyu sararma, göz akında sararma ile belirginleşir. Bulaşıcıdır, iyileşmesi uzun zaman alabilir.  Artık çocuklar bu hastalıktan da aşı ile korunabilmektedir. 1,5 yaşından itibaren yapılabilen, 6 ay ara ile 2 doz aşı korumada önemli rol oynar. Hepatit A’dan korunmanın diğer yolları arasında Hepatit A geçiren kişilerin mikrobu bulaştırmalarını önlemek için el ve tırnak temizliğine son derece dikkat etmek gerekir. İç çamaşırlarını, çarşaflarını ve tuvaletlerini solüsyonlar ile temizlemek, hastaya bakan hemşire, doktor, hasta bakıcı ve aile bireylerinin de ellerini sık sık mikrop önleyici sıvılarla yıkamaları bu hastalıktan korunmada son derece önemlidir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yazin-cocuklarda-bu-hastaliklara-dikkat-6788.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yazin-cocuklarda-bu-hastaliklara-dikkat-6788.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yazin-cocuklarda-bu-hastaliklara-dikkat-6788-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yazin-cocuklarda-bu-hastaliklara-dikkat-6788.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/yazin-cocuklarda-bu-hastaliklara-dikkat/8628/</link>
			<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 10:48:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[COVID-19 Yeniden Yayılabilir]]></title>
			<description><![CDATA[COVID-19’un Omicron varyantının yeni bir alt tipi olan Eris varyantı son zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Çin başta olmak üzere tüm dünyada sık görülmeye başlandı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[COVID-19’un Omicron varyantının yeni bir alt tipi olan Eris varyantı son zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Çin başta olmak üzere tüm dünyada sık görülmeye başlandı. Eris varyantının daha önceki varyantlardan daha hızlı üremesi ve bağışıklık sisteminden kolay kaçması gibi farkı olmasına rağmen klinik olarak aynı belirtilere neden olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Elif Hakko, “Uzun zamandır hayatımızda olan Omicron tipi gibi daha çok üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde kendini gösteriyor. Boğaz ağrısı, burun akıntısı, hafif kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve hafif ateş yapabiliyor. Önceki COVID-19 salgınları gibi büyük bir salgın beklenmese de okulların açılmasıyla beraber daha çok vaka görülebilir” açıklamasında bulundu.

Eris varyantının sık görülmeye başlanması, üreme kapasitesinin fazla olması ve bağışıklık sisteminden kaçma özelliği olmasına rağmen daha ağır bir tablo yapmadığını paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Elif Hakko, “Bağışıklık sorunu olan kişiler, diyabet, böbrek yetmezliği, kalp hastalıkları gibi kronik hastalığı olanlar, ileri yaştaki kişiler hastalığı daha ağır geçirebilir” dedi.

Kış aylarında hastalık yayılabilir

Eris varyantının diğer COVID-19 varyantları gibi solunum yoluyla bulaştığını hatırlatan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Elif Hakko, “Kapalı ortamlarda, yakın temasta hastalığın bulaşma olasılığı artıyor. Vaka sayısında bir artış beklenmesine karşın büyük bir tehlikeye neden olacağı düşünülmüyor. Korunmak için önceki COVID-19 varyantları gibi kalabalık ve kapalı alanlarda maske kullanımı ve el hijyeni en iyi önlem. Risk grubundaki kişilerin Omicron varyantını içeren COVID-19 aşılarını düzenli olmaları iyi olacaktır ancak maalesef bu aşılar ülkemizde bulunmuyor” diye konuştu.

Okulların açılmasıyla beraber bu varyantın daha sık görülebileceğini paylaşan Doç. Dr. Elif Hakko, “Riskli kişiler için Omicron varyantını içeren aşının ülkemize gelmesi ve bu kişilerin grip aşısıyla beraber aşılanmaları gerekiyor. Elbette kişisel korunma önlemlerine uymak da çok önemli” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/covid-19-yeniden-yayilabilir-3419.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/covid-19-yeniden-yayilabilir-3419.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/covid-19-yeniden-yayilabilir-3419-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/covid-19-yeniden-yayilabilir-3419.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/covid-19-yeniden-yayilabilir/8625/</link>
			<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:54:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[“Başarı Belgesi” İle Ödüllendirildi ]]></title>
			<description><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Çağdaş Derdiyok, görevi süresince sunduğu hizmetlerin etkinlik ve kalitesinin yükseltilmesinde gösterdiği başarılardan dolayı Kırklareli Valisi Birol Ekici tarafından “Başarı Belgesi” ile ödüllendirildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uzm. Dr. Çağdaş Derdiyok’a “Başarı Belgesi”, 11 Ağustos 2023 Cuma günü Kırklareli İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit tarafından verildi.

Aldığı belge ile ilgili düşüncelerini aktaran Uzm. Dr. Çağdaş Derdiyok, Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinin her geçen gün gelişen ve iyileşen hizmetleri ile hem Kırklareli’ne hem de çevre il ve ilçelerden gelen hastalara şifa dağıtmasından gurur duyduğunu ifade etti. Konuşmasının devamında “Gerek hastanemizin temizliği gerek işleyişi açısından insanlara daha hızlı ve kaliteli sağlık hizmeti verebilmek amacıyla ekip arkadaşlarımız ile birlikte büyük bir özveriyle çalışıyoruz. Sayın Valimiz, hizmetlerimizden dolayı bu belgeyi bize layık görmüş. Kendilerine sonsuz teşekkür ediyorum. İl Sağlık Müdürümüz Çiğdem Cerit’e de hastanemize yapmış ve yapmakta olduğu destekler için şükranlarımı sunuyorum” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/basari-belgesi-ile-odullendirildi-5921.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/basari-belgesi-ile-odullendirildi-5921.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/basari-belgesi-ile-odullendirildi-5921-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/basari-belgesi-ile-odullendirildi-5921.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/basari-belgesi-ile-odullendirildi/8609/</link>
			<pubDate>Sun, 13 Aug 2023 11:40:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erken Teşhis İçin Çok Önemli!]]></title>
			<description><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Radyoloji Uzmanı olarak görev yapan Doktor Halis Harun Öztürk biyopsi hakkında bilgilendirmede bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özellikle kanseri tespit etmede ve erken tedavi olanaklarından faydalanmak için kesin tanı yöntemi olarak biyopsi yapıldığının altını çizen Doktor Öztürk, “Biyopsi işlemi farklı doku ve organlardan tanı amaçlı parça alınması işlemidir. Şüpheli hastalıkların tanısında, özellikle kanseri tespit etmede ve erken tedavi olanaklarından faydalanmak için kesin tanı yöntemi olarak biyopsi yapılır. Hastanemizde; tiroid, meme, akciğer ve diğer yumuşak doku organlarında saptanan şüpheli kitle ve lezyonların iyi veya kötü huylu kitle ayrımının yapılabilmesi için biyopsi işlemi uygulanır. Ayrıca akciğerde saptanan  kitlelere yönelik tomoğrafi kılavuzluğunda biyopsi işlemi yapılabilmektedir. “ dedi.

Biyopsinin korkulacak bir işlem olmadığını belirten Halis Harun Öztürk, “Biyopsi kulağa korkutucu gelse de düşük riskli ve basit bir işlemdir. Biyopsi  öncesinde hastaneye yatış veya bir hazırlık yapmak gerekmez. İşlem öncesinde yapılan lokal anestezi ile ağrı hissi büyük bir oranda azalmaktadır. İşlem süresi yaklaşık 15-20 dk sürmektedir. Biyopsiden sonra hasta günlük rutin işlerine herhangi bir kısıtlama olmadan devam edebilmektedir.” ifadelerine yer verdi.  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/erken-teshis-icin-cok-onemli-4601.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/erken-teshis-icin-cok-onemli-4601.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/erken-teshis-icin-cok-onemli-4601-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/erken-teshis-icin-cok-onemli-4601.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/erken-teshis-icin-cok-onemli/8602/</link>
			<pubDate>Sun, 13 Aug 2023 10:20:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[“Salgın Hastalık Riski Halkın Sağlığını Tehdit Ediyor”]]></title>
			<description><![CDATA[Dünya Doktorları, Türkiye’nin güneydoğusu ile Suriye'nin kuzeybatısını vuran korkunç depremden altı ay sonra konjonktivit, alerjik astım ve cilt reaksiyonlarında artış gözlemlediğini belirterek, çadır kentler ve konteynerler gibi kalabalık yaşam alanlarında tifo, kolera ve verem gibi salgın hastalık risklerinin halen devam ettiği uyarısında bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[6 Şubat'ta meydana gelen 7,8 ve 7,6 büyüklüğündeki iki büyük depremin ardından altı ay geçti. Depremin ilk günlerinden itibaren doğrudan sahada çalışmalarını sürdüren Dünya Doktorları, Hatay’da ve Suriye’de depremlerden etkilenen insanlara uzun vadeli ve sürdürülebilir insani yardım sağlamak için desteğini sürdürüyor. Dünya Doktorları, depremlerden altı ay sonra afetten etkilenen 15 milyon insanın sağlığının ciddi bir tehdit altında olduğu uyarısında bulunarak bir basın açıklaması yaptı. Bölgede; enkaz kaldırma süreci nedeniyle oluşan asbest ve toza bağlı hastalıkların yanı sıra risk altındaki sağlıklı kişilerin kansere yakalanma olasılığında uzun vadede artış potansiyeli bulunuyor.

Asbest, bölgedeki insanlar için ciddi tehlikeler oluşturuyor 

Halk sağlığının korunması adına önemli görevler üstlenen Dünya Doktorları, depremden etkilenen bölgelerde konjonktivit, alerjik astım ve cilt reaksiyonlarında artış gözlemlendiğine dikkati çekiyor.  Dünya Doktorları, sıcak hava ve temiz su eksikliği, mikroorganizma ve böceklerin üremesine yol açarak uyuz ve gastroenterit vakalarında artışa neden olduğu konusunda uyarıyor. Dünya Doktorları, depremden bu yana çoğu insanın yerleştirildiği çadır kentler ve konteynerler gibi kalabalık yaşam alanlarında tifo, kolera ve verem gibi salgın hastalık risklerinin ise halen devam ettiğini açıkladı.

Dünya Doktorları Deprem Acil Müdahale Operasyonları Saha Yöneticisi Cuma Ali Özbek deprem bölgesi saha çalışmalarından şu gözlemleri aktardı: “Isınan hava ile birlikte ciddi şekilde hasar gören ve çökme riski olan binalar aşamalı olarak yıkılmaya başladı. Bu yıkım sürecinin sonucunda asbest tehdidi ortaya çıktı. Asbest, insan sağlığına zararlı olan tehlikeli bir madde. Çevre Mühendisleri Odası tarafından yapılan bir çalışma, her iki binadan birinde asbest tespit edildiğini ortaya koyuyor. Bu, özellikle bu bölgedeki insanlar için ciddi tehlikeler oluşturuyor. Üst solunum yolları rahatsızlıklarında artış hala devam ediyor ve mobil ekiplerimiz kırsal ve merkezi bölgelerde temel sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor”.

 39 bin kadının önümüzdeki hafta doğum yapması bekleniyor

 Dünya Doktorları, deprem bölgesinde yaşamlarını sürdürmek durumunda kalan kadınların genişleyen, ancak barınma koşulları iyice kötüleşen aileleriyle ilgilendiğini söyledi. Depremzede kadınların, yiyecek bulma, su bulduklarında yemek pişirme, yıkama ya da temizlik yapma gibi işlerle uğraştığı bilgisini verdi. Depremden etkilenen bölgelerde 356 bin hamile kadın tespit edildiğini belirten Dünya Doktorları, bunlardan 39 bininin önümüzdeki haftalarda doğum yapmasının beklendiğini, tuvalet ve temizlik imkânlarının eksikliği gibi durumların büyük bir stres kaynağı olmaya devam ettiğini aktardı.

117 binden fazla kişiye sağlık hizmeti verildi

Depremin ardından ilk günlerden itibaren Dünya Doktorları, sağlık sisteminin desteklenmesi ve temel sağlık hizmetlerindeki eksikliklerin giderilmesi için medikal ekiplerini seferber etti. Şubat 2023'ten bu yana Dünya Doktorları, Hatay’da 17 bin kişiye destek olurken, 12 binden fazla tıbbi danışmanlık verdi. Ayrıca, 5 binden fazla kişiye psikolojik destek sağladı. Bununla birlikte Dünya Doktorları, deprem sonrası Suriye’nin Afrin ve İdlib (Suriye) bölgelerinde bulunan sağlık merkezleri ve mobil ekipleri vasıtasıyla 83 binden fazla kişiye de temel sağlık hizmeti ulaştırdı. Dünya Doktorları, bölgedeki hizmetlerini artırmayı, Hatay’da kurduğu güvenli alanının sayısını yükselterek depremden etkilenen diğer illere de yaymayı ve bunu bölgedeki kamu otoritelerinin yanı sıra diğer sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde yapmayı hedefliyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/salgin-hastalik-riski-halkin-sagligini-tehdit-ediyor-2703.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/salgin-hastalik-riski-halkin-sagligini-tehdit-ediyor-2703.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/salgin-hastalik-riski-halkin-sagligini-tehdit-ediyor-2703-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/salgin-hastalik-riski-halkin-sagligini-tehdit-ediyor-2703.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/salgin-hastalik-riski-halkin-sagligini-tehdit-ediyor/8600/</link>
			<pubDate>Sun, 13 Aug 2023 10:10:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıkta Şiddete Karşı Yeni Uyarı Sistemi ]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Bakan Koca, hastanelerde şiddet olaylarının önüne geçmek için İçişleri Bakanlığıyla, beyaz kod öncesi ara uyarı içeren sistem üzerinde çalıştıklarını açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlıkta başlatılan "İkinci Beyaz Reform" döneminin detayları sorulan Koca, reformla şiddet eylem planının hayata geçeceği dönemin başladığını belirtti.

"Ağırlıklı olarak hastanelerimizde görevli emniyet personeli ve güvenlikçi sayısını arttırmayı hedefliyoruz. Bu en temel işlerimizden biri" ifadesini kullanan Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak bundan daha önemli gördüğümüz İçişleri Bakanlığımız ile tamamlanmak üzere olan bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışma beyaz kod öncesi bir ara uyarı ve ön haber sistemi. Biliyorsunuz beyaz kodda adli ve kolluk süreci derhal başlıyor ama ondan önce bir şiddet eylemi riski olması durumunda ya da bir şekilde daha önce şiddete başvurmuş birinin olma ihtimaline karşı bir öncül kod verilmesini hedefliyoruz. Hastane emniyetini, güvenliğini ve ilgili idarecileri devreye sokacak bir uyarı sistemi üzerinde çalışıyoruz. Bir yazılım hazırlanıyor bunun için. Beyaz kodda hukuki süreç devreye giriyor. Bu süreçle karakol dahil olmak üzere haberdar edilmişolunuyor. Yazılımın bitmesiyle bu durum, öncül şiddet eylemini önleme anlamında yeni bir yaklaşım."

Sağlık çalışanlarına mektup gönderdiği hatırlatılan Bakan Koca, bu mektubun ardından 45 bine yakın mail aldıklarını belirtti.

Çalışanlardan şiddetle mücadele eylem planı başta olmak üzere çalışma şartları ile ilgili önerilerini aldıklarını vurgulayan Koca, tedbir alınması gereken konuları, ilgili bakan yardımcılarına ve genel müdürlere ilettiğini söyledi.

Bazı maillere kendisinin cevap verdiğini, bazılarıyla da doğrudan irtibata geçip o kişiyi dinlediğini belirten Koca, ziyaret ve görüşmeleri daha da yoğunlaştırmak istediğini vurguladı.

Sağlık çalışanlarının taban ücretleri

Sağlık çalışanlarıyla ilgili beyaz reformun ikinci dönemini başlattıklarına dikkati çeken Koca, çalışanlar ve hekimlerle ilgili birçok sorunun bulunduğunu ifade etti.

Yapılması gereken pek çok şeyi hayata geçirdiklerini vurgulayan Bakan Koca, şunları söyledi:

"Malpraktis yasası gibi, sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin katalog suçlara alınması gibi, mahsuplaşmanın artık olmaması gibi, herkesin sabit taban ücreti ve teşvikten alabilir hale gelmiş olması gibi, asistanların nöbet sayısı ve süresinin 24 saatten fazla olmaması dahil olmak üzere birçok düzeltmeleri yaptık biliyorsunuz. Ancak, esas bundan sonra yapılması gereken düzenlemeler var. Çalışanların sabit ücretlerinin emekliliğe yansıması konusu var. Cumhurbaşkanımızın bu konuda müjdesi vardı Tıp Bayramı'nda biliyorsunuz. Emekliliğe sayılacaktı bu henüz yapılmadı. Yapılsın gayreti içindeyiz. Sağlık çalışanlarının taban ücreti katsayısı 0,32'ydi. Uzmanlarda 4,5, pratisyenlerde 2,25, asistanlarda 3,40 gibiydi. Sağlık çalışanlarının ise 0,32 idi. Yani sağlık çalışanlarımızın taban ücreti, hekim arkadaşlarımızın taban ücretinin 10-15'te biriydi. Bu oranın makul bir düzeye çıkarılması gerektiği kanaatindeyim."

Tüm sağlık çalışanları için en azından bu oranın bir kat artırılması gerektiğini, yan dal uzmanlarının da taban ücretinin farklılaştırılması gerektiğini düşündüğünü söyleyen Koca, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hepsi için taban ücretini artırılması ama sabit ücretin emekliliğe sayılması, bunlara ilave olarak da nöbet ücretlerinin hekimler dahil olmak üzere herkesi gözeterek çalışan işçilerin nöbet ücretinin üstüne çıkarılması gerektiği de aşikar bir durum. Ayrıca tavan oranlarının da düzenlenmesi gerekiyor. Aile hekimliğiyle ilgili cari ödemeler sorun olmaya başladı. Aile hekimliği uzmanlarının da uzman gibi görülerek taban ücretlerinin uzman katsayısına çıkarılması. Ayrıca teşvik sisteminin de artırılarak koruyucu hekimlikle ilgili de teşvik sisteminin biraz daha aktif devreye girmesi gerektiği kanaatindeyiz."  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglikta-siddete-karsi-yeni-uyari-sistemi-6950.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglikta-siddete-karsi-yeni-uyari-sistemi-6950.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglikta-siddete-karsi-yeni-uyari-sistemi-6950-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/saglikta-siddete-karsi-yeni-uyari-sistemi-6950.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/saglikta-siddete-karsi-yeni-uyari-sistemi/8594/</link>
			<pubDate>Sun, 13 Aug 2023 08:30:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Danışma Yönlendirme Birimi Kuruldu]]></title>
			<description><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde poliklinik girişinde hastaneyi ziyaret eden hasta ve hasta yakınlarına danışma yönlendirmesi ve ihtiyaç halinde tekerlekli sandalye ihtiyacını karşılamak için danışma ve yönlendirme birimi kuruldu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde poliklinik girişinde hastaneyi ziyaret eden hasta ve hasta yakınlarına danışma yönlendirmesi ve ihtiyaç halinde tekerlekli sandalye ihtiyacını karşılamak için danışma ve yönlendirme birimi kuruldu. Böylece hasta ve hasta yakınlarına hastane içinde ulaşabilecekleri birime yönlendirmesi yapılıp, tekerlekli sandalye ihtiyacında destek olarak sağlık hizmetine erişimi kolaylaştırıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/danisma-yonlendirme-birimi-kuruldu-235.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/danisma-yonlendirme-birimi-kuruldu-235.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/danisma-yonlendirme-birimi-kuruldu-235-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/danisma-yonlendirme-birimi-kuruldu-235.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/danisma-yonlendirme-birimi-kuruldu/8592/</link>
			<pubDate>Sat, 12 Aug 2023 17:20:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kadınları 2 Kat Daha Fazla Etkiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Fibromiyalji; kronik baş ağrıları, depresyon/anksiyete, irritabl bağırsak sendromu, ağrılı mesane sendromu, ağrılı adet dönemi, huzursuz ayak sendromu, Raynaud's fenomeni ve huzursuz ayak sendromu ile birlikte görülebiliyor. Fibromiyaljinin nedeninin tam olarak açıklığa kavuşturulamamış olsa da hastalığın gelişiminde etkili olduğu bilinen birtakım faktörler olduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Sinir sistemindeki ve hormon seviyesindeki değişimler, uyku bozuklukları ve hastalığın bazı ailelerde kümelenme göstermesi genetik olabileceği düşüncesini güçlendiriyor. Fibromiyalji fiziksel veya psikolojik stres ile tetiklenebiliyor” açıklamasında bulundu. 

 Fibromiyaljinin 7 belirtisi

 Yaygın ağrı: Fibromiyaljinin ana belirtisidir. Tüm vücuda yayılmış ağrı hissedilir ve ağrı sırt, boyun gibi bölgelerde yoğunlaşabilir. Ağrı uzun süre devam edebileceği gibi zamanla daha iyi ya da daha kötüye gidebilir. Hissedilen ağrı; yanma, keskin, batıcı tarzda olabilir.

Aşırı hassasiyet: Fibromiyaljide ağrıya karşı duyarlılık artar. Hasta en ufak dokunuşlarda bile ağrı hissedebilir. Ufak dokunuşlarda, hafif çarpmalarda hissedilen ağrının süresi uzayabilir. 

Katılık: Hastalar, özellikle uzun süre aynı pozisyonda kaldıktan sonra katılaşmış hissederler, hareket etmekte zorlanırlar. Örneğin sabah uyandıktan sonra yataktan kalkmada sorun yaşayabilirler. 

Kas krampları: Kaslar sıkı ve ağrılı biçimde kasılarak acıya sebebiyet verebilir.

Yorgunluk: Yorgunluğun seviyesi kişiden kişiye değişebilir. Hafif bir halsizlikten hiçbir şey yapamayacak kadar yorgun hissetmeye kadar geniş bir yelpazede görülebilir.

Uyku kalitesinin bozulması: Hastalar yeterli sürede uyusalar dahi dinlenmiş, rahatlamış hissetmeyebilirler. Bunun sebebi derin uyku olarak adlandırılan, vücudun kendisini yenilemesini sağlayan kısmın fibromiyalji hastalarında kısalmasıdır. Uyku kalitesindeki bu değişim yorgunluk, dikkat dağılması olarak kendini gösterebilir.

Bilişsel problemler: Fibromiyaljisi olan kişilerde düşünme, öğrenme gibi süreçlerde sorunlar yaşanabilir. Hastalarda puslu ya da bulanık olarak tarif edilebilen bir zihin yapısı olabilir. Yeni olayları öğrenmede ve eski olayları hatırlamada zorluk, odaklanamama, yavaşlamış konuşma gibi bazı belirtiler ortaya çıkabilir.

Çok sıcak ya da çok soğuk hissetme: Vücudun uygun sıcaklığı ayarlayamaması sebebiyle olur.

 Nasıl tanı konur? 

Fibromiyalji tanısı için spesifik bir testin olmadığını paylaşan Prof. Dr. Semih Akı, “Görüntüleme yöntemleri de hastalıkla ilgili ipucu vermez. Tanıyı koyabilmek için belirtilere sebep olabilecek diğer hastalıkları ekarte etmek gerekir. Hastanın genel durumunu değerlendirmek, olası hastaların varlığını araştırmak için kan testi veya biyokimyasal testler istenebilir. Hassas noktaların varlığı tanı koymada eskisi kadar kullanılmasa da bu noktaların varlığı hekimi fibromiyalji tanısına yaklaştırır. Vücudun her iki tarafında da görülen, yaygın olarak tariflenen, 3 aydan uzun süren kronik ağrılar başka bir sebep bulunmaması halinde fibromiyalji tanısı alırlar. Fibromiyalji tanısı koyarken, hastalığın birliktelik gösterebildiği diğer sendromlar göz önünde bulundurulmalı, gerekirse ilgili sendrom/hastalık ile ilgili tetkikler de yapılmalı. Bunun sonucunda ağrı kesici, antidepresan, kas gevşetici, uyku hapları gibi ilaç tedavileri uygulanabilir. Tedavi semptomları tedavi etmek, hayat kalitesini iyileştirmek amacıyla verilir” dedi. Prof. Dr. Semih Akı, tedavide atlanmaması gereken noktalardan birinin fibromiyaljiyle birlikte bulunabilen diğer hastalıkların da tedavi edilmesi gerektiği ve fibromiyaljiye ek bu hastalıkların tedavisinin atlanması fibromiyalji tedavisinin de başarısız olmasına neden olabileceğini sözlerine ekledi.

 Yaşam tarzı değişikliği hastalığın semptomlarını azaltmada önemli

Medikal tedavinin yanı sıra yaşam tarzı değişikleri ve bazı terapilerin de fibromiyalji hastalarının semptomlarını gidermede etkili olduğunun görüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Semih Akı, “Hidroterapi olarak da bilinen ılık/sıcak suda oturmak, yüzmek, kişiye özel hazırlanmış egzersiz programları ile yapılan aktiviteler, psikoterapi ile hastaların içinde bulunduğu durumu anlatarak, duygularını paylaşarak rahatlaması, gevşeme teknikleri ve grup terapileri şeklinde sayılabilir. Akupunktur, aromaterapi, masaj gibi yöntemler de fibromiyalji tedavisi için denenen yöntemler arasında yer alıyor. Vücutta yaygın olarak hissettiğiniz uzun süreli ağrınız olması durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı” şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kadinlari-2-kat-daha-fazla-etkiliyor-6195.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kadinlari-2-kat-daha-fazla-etkiliyor-6195.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kadinlari-2-kat-daha-fazla-etkiliyor-6195-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/kadinlari-2-kat-daha-fazla-etkiliyor-6195.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/kadinlari-2-kat-daha-fazla-etkiliyor/8566/</link>
			<pubDate>Sat, 12 Aug 2023 12:27:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Depresyondaki Kişiyi Yalnız Bırakmayın!]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bedenin herhangi bir parçası rahatsız olduğunda bunun bir hastalık olarak tanımlandığı gibi depresyonun da bedensel ve ruhsal bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar depresyonun maddi ve manevi birçok kayba sebep olabileceğini söylüyor. Depresyonu fark edilen kişinin izole kalmasına izin verilmemesi gerektiğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, depresyondaki eşe karşı mümkün olduğunca sabırlı olunması gerektiğine vurgu yapıyor. Çiftçi, eşlerden birinin depresyon yaşaması durumunda profesyonel yardım alınması gerektiğinin zira boşanmalarda tedavi edilmemiş depresyonun etkili olduğunun altını çiziyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, depresyon yaşayan kişilere iş ve özel hayatlarında nasıl davranılması gerektiğiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Depresyon bir hastalıktır

Depresyonun bir karakter zayıflığı ve güçsüzlük olmadığını belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, “Depresyon psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Bedeninizin herhangi bir parçası rahatsız olduğunda bunu bir hastalık olarak tanımlıyorsanız bu da bedensel ve ruhsal bir hastalıktır. Herkes depresyona girebilir. Bazen insanların zor zamanları vardır. Böyle zamanlarda herkes depresyona girmeyebilir ancak kısa süreli de olsa depresif hissedebilir. Eğer bu süre 2 haftayı geçmiş ise o zaman sorunu depresyon olarak adlandırırız.” dedi.

Depresyonu fark edilen kişinin izole kalmasına izin verilmemeli

Depresyonun maddi ve manevi anlamda birçok kayba sebep olabileceğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, “İş yerinde kötü performans sergileyen birinin arka planı incelendiğinde depresyonla karşılaşabilir. Bu durum bazen fark edilmeden devam edebilir. Depresyon ilgi ve enerji kaybı, keyifsizlik, isteksizlik, uyku ve iştah bozuklukları gibi sorunlarla seyreder. Doğal olarak da kişi işine kendini yeterince veremez. Buna bağlı olarak özgüven eksilikleri, sosyal ilişkilerde zayıflıklar ve bazen de öfke problemleriyle karşılaşılabilir. Depresyondaki kişiler için yapılabiliyorsa esnek çalışma saatleri düzenlemek uygun olacaktır. 1980’lerde yapılan çalışma gösteriyor ki, esnek çalışma saatleri kişilerin daha üretken ve daha olumlu ilerleyebilmesini sağlıyor.” dedi.

Depresyonu fark edilen kişinin izole kalmasına izin verilmemesi gerektiğini sözlerine ekleyen Çiftçi, “Depresyondaki kişiler kendilerini yalnızlaştırabiliyor, insanlarla olan bağlarını kopartabiliyor. Depresyondaki sosyal ilişkiler kişi için koruyucu faktörlerden birisidir. Kişiler yalnız kaldıklarında depresyonları derinleşir. Ayrıca iş kapsamları da basitleştirilebilir. Büyük görevler vermek yerine küçük görevler verilebilir. Depresyonda ödül  mekanizması bozulduğu için kişi yaptığı işlerden yeterince zevk almaz. Kişiyi aralıklarla taktir etmek, yaptığı işlerde başarısını arttırma isteği uyandırarak özgüveninin artmasına yardımcı olur.” diye konuştu.

“Eşinizin yaşadığı depresyonu kişisel algılamayın”

Depresyondaki bir eşe nasıl davranılabileceği hakkında tüyolar da paylaşan Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elvan Çiftçi, “Depresyon insanların geri çekilmesine, farklı davranmasına ve sinirli hale gelmesine sebep olabilir. Bu yaygın semptomlar arasında uykusuzluk, değersizlik duyguları, faaliyetlere olan ilgi kayıpları da bulunur. Uzun süre depresyon yaşayan kişinin eşi de belirgin bir şekilde etkilenir.” dedi.

Depresyondaki eşe karşı mümkün olduğunca sabırlı olunması ve akışa uyulmaya çalışılmasının önemine vurgu yapan Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:

“Her iki tarafın da zevk aldığı işler birlikte yapılmaya çalışılabilir. Egzersiz yapmak, yürüyüşe çıkmak, sinemaya gitmek ve sohbet etmek olabilir. Depresyondaki kişi için karanlık gözüken şeyler diğer eş için çok daha basit olabilir ve bu olumlu yaklaşım depresyondaki eşi de etkileyecektir. Umudu aşıladığınızda sürecin daha kolay ilerlediğini fark edeceksiniz. Etrafınızdaki olumsuzlukları çok fazla ciddiye almamanızı ve yorulduğunuz zamanda mutlaka molalar vermenizi öneririm. Eşinizin yaşadığı depresyonu kişisel olarak algılamayın çünkü onun yaşadığı bu zorluklar aslında kendi içinde yaşadığı sürecin bir parçası. Kişisel olarak algılamanız daha öfkeli birine dönüşmenize neden olabilir. Eşinizin depresyon yaşadığı durumlarda mutlaka profesyonel destek almanızı öneririm çünkü boşanan çiftlerin bir kısmında tedavi olmamış depresyon hastaları bulunduğunu biliyoruz.”

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/depresyondaki-kisiyi-yalniz-birakmayin-3296.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/depresyondaki-kisiyi-yalniz-birakmayin-3296.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/depresyondaki-kisiyi-yalniz-birakmayin-3296-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/depresyondaki-kisiyi-yalniz-birakmayin-3296.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/depresyondaki-kisiyi-yalniz-birakmayin/8548/</link>
			<pubDate>Fri, 11 Aug 2023 14:00:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bunlar, Mide Şişkinliğine Birebir ]]></title>
			<description><![CDATA[Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, mide şişkinliğine karşı faydalarıyla öne çıkan 10 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, mide şişkinliğine karşı faydalarıyla öne çıkan 10 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Elma sirkesi

Organik elma sirkesinin içerdiği maya sindirim sistemi için yararlı birçok bakteri bulundurur. Asitli yapısına rağmen alkalize edici bir etkiye sahiptir ve mide asidini tedavi etmeye yardımcı olarak mide yanması ve şişkinliğini rahatlatır. Mide asidinin azalmasıyla oluşan şişkinliğe karşı da fayda sağlar. Yemekten önce bir yemek kaşığı organik elma sirkesini suyla seyreltip içebilir veya salatanıza ekleyebilirsiniz.

Fesleğen

Fesleğen, mide asidi, gaz ve şişkinliğin giderilmesinde ve rahatlamasında etkilidir. Yatıştırıcı özelliğiyle yemeklerde, salatalarda çiğ olarak kullanabilir veya 4-5 fesleğen yaprağını kaynatıp  ılık bir şekilde çayını içebilirsiniz.

Tarçın

Mide yanması, şişkinlik, hazımsızlık gibi rahatsızlıkların tedavisinde antiasit ilaçlar sıklıkla kullanılmaktadır. Benzer etki gösteren tarçın doğal bir antiasit gibi çalışır ve mide şişkinliğinin giderilmesine yardımcı olur. Günde 2 kez tarçın çayı şeklinde içebilir, toz formunu çorba veya ılık laktozsuz süt ile tüketebilirsiniz.

Ananas

Ananas birçok meyveden farklı olarak bir enzim ailesi olan bromelain içerir. Bromelain protein sindirimine yardımcı olur. Sindirimi destekleyerek midede kalma süresini kısaltır ve şişkinlik, hazımsızlık gibi rahatsızlıkların azalmasına katkı sağlar. İki parmak kalınlığında, olgunlaşmış 1 dilim ananas ara öğünlerde tüketilebilir. Kan şekerini yükseltme hızı da düşük olduğundan diyabet, insülin direnci gibi kan şekeri metabolizması ile ilgili hastalıklarda da tercih edilebilir. Gebeliğin ilk 3 ayında olanlar, kan sulandırıcı ilaç, antiepileptik ilaç kullanan kişiler tüketim sıklığı ve miktarına dikkat etmelidir.

Kivi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Proteinden zengin besinlerin sindirimi ve mideden boşalma hızı daha uzundur. Proteinleri sindirmeye yardımcı bir enzim olan actinidin içeren kivi bu sayede sindirime, şişkinlik ve şişkinliğe bağlı meydana gelen semptomların azalmasına yardımcı olur. Potasyumdan zengin bir meyve olan kiviyi böbrek yetmezliği olan, hemodiyaliz alan hastalar hekim veya diyetisyen kontrolünde tüketmelidir” diyor.

Fermente Lahana Turşusu

Enzim içeriği yüksek, probiyotik bakterilerden zengin besinlerden biri olan lahana turşusu sindirim şikayelerini ve buna bağlı gelişen mide şişkinliğini azaltabilir. Ancak hipertansiyonu olan kişiler içerdiği tuz miktarından dolayı tüketiminden kaçınmalıdır. Aşırı tüketimi günlük tuz alımının artmasına ve su kaybına neden olacağından gün aşırı ya da daha uzun aralıklarla az miktarda tüketilebilir. Guatrojenik bir besin olan lahana, guatr ya da tiroit bezi rahatsızlığı olan bireylerde de diyetten çıkarılan besinlerden biridir. Ancak hastalık şiddeti ve bireysel seyri göz önünde bulundurularak hekim veya diyetisyen kontrolünde kullanılabilir. 

Zencefil

Mide bulantısında sıklıkla tercih edilen zencefil içerdiği enzimlerle sindirim sisteminin daha hızlı çalışmasına yardımcı olarak mide şişkinliği ve buna bağlı meydana gelen krampların azalmasını destekler. Midedeki besinlerin ince bağırsağa geçişini hızlandırarak mide şişkinliğinin azalmasına yardımcı olur. Aşırı tüketimi midedeki rahatsızlıkların artmasına, ritim bozukluğuna yol açabileceğinden günde en fazla 2 kupa ılık zencefil çayı şeklinde tüketebilir. Taze olarak ise 1 küçük parça zencefili salatalarınıza rendeleyerek diyetinize ekleyebilirsiniz. Ülser gibi ilerlemiş mide rahatsızlığı olan ve safra kesesinde taş bulunan bireyler tüketiminden kaçınmalıdır.

Yoğurt

Yoğurtta bulunan probiyotik bakteriler midedeki enzimleri destekleyerek sindirimi kolaylaştırır. Kaymaklı yoğurtların yağ içeriği yüksektir ve mide yanması, şişkinlik, reflü gibi semptomları tetikleyebilir. Mide ile ilgili sorun yaşıyorsanız kaymaksız yoğurt tercih etmeniz daha iyi bir seçenek olacaktır. Herhangi bir intoleransınız varsa laktozsuz yoğurt tercih edebilirsiniz.

Rezene

Gaz şikayelerinde sıklıkla tercih edilen rezene sinirim sistemindeki düz kasları gevşeten antispazmodik etkisi ile midedeki şişkinlik, gaz ve krampları azaltabilir. Kronik ilaç kullanımı olmayan, sağlıklı bireyler günde 2 fincan rezene çayı içebilir. Yaşlı, hamile ve çoklu ilaç kullanımı olan hastalar tüketiminden kaçınmalıdır. Uzun vadeli kullanan bireyler içinse alerjik reaksiyon, ciltte döküntü gibi sorunlar yaşanmaması için 1 ay tüketim sonrasında 2-3 hafta ara verilmesi önerilmektedir.

Papaya

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Enzim yönünden zengin besinlerden biri olan papaya, içerdiği papin ile mide şişkinliği, kabızlık ve mide yanması semptomlarını iyileştirebilir. 1 orta boy yaklşaık 150 gr papaya 1 porsiyona denk gelmektedir. Tek öğünde daha fazla tüketmek, sık sık yemek tıkalı solunum, rahat nefes alamama gibi semptomlara yol açabilir. Ayrıca böbrek taşı ve ciltte alerjik reaksiyonlar açısından da tüketim miktarına ve sıklığına dikkat edilmelidir. Gebelikte, özellikle aşırı tüketimi, düşük riskine neden olabileceğinden önerilmez” diyor.  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/bunlar-mide-siskinligine-birebir-4722.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/bunlar-mide-siskinligine-birebir-4722.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/bunlar-mide-siskinligine-birebir-4722-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/bunlar-mide-siskinligine-birebir-4722.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/bunlar-mide-siskinligine-birebir/8536/</link>
			<pubDate>Fri, 11 Aug 2023 09:29:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dikkat, Kadınlarda 4 Kat Fazla Görülüyor]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Varis; gebelik, obezite, duruş bozuklukları, kabızlık, doğum kontrol hapları ve hormon tedavileri gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Kalıtım, riskli yaşam tarzı ve sigara kullanımı önde gelen risk faktörleri olarak gösteriliyor. Ancak kumsal ve deniz mevsimi, birçok kadın için bacaklarındaki varis görüntüsüyle yüzleşmek anlamına geliyor. Estetik kaygıların yanında, ağrı, şişme, kramp gibi sağlık sorunlarına da neden olan varisin ihmal edilmemesi gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsa Coşkun, varisin nedenleri, tedavisi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.   

Kadınlarda 4 kat fazla görülüyor

Varis toplardamarların genişlemesi, uzaması ve kıvrımlı hal alması olarak tanımlanır. Özellikle uzun süre ayakta kalan ya da uzun süre oturarak çalışanların risk altında olduğu varis, yetişkin nüfusun %15-20’sini etkilemektedir. Varis kadınlarda, erkeklere oranla 4 kat daha fazla görülür ve varisin ailesel geçiş oranı %50’den fazladır. Ayrıca varis, 4 saatten fazla ayakta kalanlarda 3 kat daha fazla görülmektedir. 

Yaz aylarında şikayetler artıyor

Yaz aylarında dolaşım sistemi, vücudu soğutmak için daha iyi kan akışı sağlamak amacıyla venodilasyon olarak bilinen bir süreç olan damarların boyutunu artırarak yüksek sıcaklıkların etkileriyle savaşır. Yaz güneşine maruz kalmak, vücuttaki kolajeni parçalayarak ve derinin altındaki kan damarlarını zayıflatır ve elastikiyeti kaybolan ciltte örümcek damarların görünür hale gelmesine neden olabilir. Bazı kişiler bu damarların görünürlüğünü azaltmak için bronzlaşmayı seçer, ancak bu aslında varisli damarları daha belirgin hale getirir. Güneş yeni varis oluşturmasa da, varisli damarların genişlemesine, kötüleşmesine ve şikayetleri artırmasına yol açar. Yakın zamanda damar tedavisi görmüş olanların ciltte pigment değişikliklerine neden olabileceğinden güneşten kaçınmaları gerekir. 

Uzun süre ayakta kalmamaya özen gösterin

Hastaların en yaygın belirtileri; bacaklarının görüntüsünün bozulması, uzun süre ayakta kalmaya bağlı oluşan bacak ağrısı, bacaklarda ağırlaşma ve geceleri bacaklarda hissedilen kramplardır. Bacak varislerinde kronik ayak bileği şişliği, cilt bozuklukları ve bacak ülserleri gelişebilir. Uzun süre ayakta durmak veya obezite tüm bacak varis etkilerinin daha da artmasına neden olur. Varis ayrıca ağrı ve dolgunluk hissi, ayak tabanlarında yanma, kaşıntı, ayak bileğinde şişme, gece krampları, kanamalar, cilt değişiklikleri ve açık yaralara neden olur. 

 Nedenleri ortadan kaldırılmazsa hastalık tekrarlayabilir

Varis tedavisinde amaç, yaşam kalitesini artırmaktır. Hastalık genellikle iyi huylu seyir gösterdiğinden hastaların çoğu ameliyat edilmez. Büyük varisleri olan hastalarda, kanama veya bacak ülseri gibi durumlar gelişirse cerrahi tedavi yöntemleri kaçınılmazdır. Varise neden olan etkenler ortadan kaldırılmadıkça belli bir süre sonra hastalık tekrarlayabilir. 

 Varisten korunmak için aşağıdaki önerileri dikkate alın;


	Bol bol hareket edin. Yürüme, yüzme, bisiklet, gibi sürekliliği olan hareketleri tercih edin. Yaz aylarında uzun süreli güneş banyolarından kaçının. 
	Bir saatten daha uzun süre oturmayın ya da ayakta kalmayın. Gün içerisinde birkaç kez bacakları yüksekte tutmak yararlıdır. 
	Soğuk suyla bacaklara duş yapın. Cilde uygulanan soğuk su kanın kalbe dönüşünü hızlandırır. 
	Bol giysileri tercih edin.
	Topuk yüksekliği 5 cm’den fazla olan ayakkabıları mümkünse giymeyin. 
	Beslenmenize dikkat edin.
	Günde en az iki litre su tüketin.
	Sigara içmeyin. 
	Varisleriniz varsa varis çorabını düzenli giyin.
	Varisleriniz varsa ve bununla ilgili şikayetleriniz bulunuyorsa mutlaka kalp- damar cerrahına başvurun.  


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-kadinlarda-4-kat-fazla-goruluyor-4941.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-kadinlarda-4-kat-fazla-goruluyor-4941.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-kadinlarda-4-kat-fazla-goruluyor-4941-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/dikkat-kadinlarda-4-kat-fazla-goruluyor-4941.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/dikkat-kadinlarda-4-kat-fazla-goruluyor/8513/</link>
			<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 13:06:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yarısı Öğle Yemeğini Atlıyor ]]></title>
			<description><![CDATA[Değişen iş yaşamı ve çalışma biçimi, beslenme alışkanlıklarını da etkiliyor. Sodexo Insight 2023 araştırmasına göre, beyaz yakalıların yüzde 13’ü günde iki ya da daha az öğün tüketirken, en çok yüzde 55,4 ile öğle yemeği atlanıyor. Öğle yemeğini atlayanların yüzde 33,1’i “Zamanım yok” derken, yüzde 23’lük kesim ise zayıflamak amacıyla rejim yapıyor ve öğle aralarını ofislerinde geçiriyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünyayı etkisi altına alan pandemi ve teknolojik gelişmeler, iş yaşamı ve çalışkanlıklarıyla birlikte beslenme düzenini de değiştiriyor. Dünya çapında her gün 100 milyon insanın yaşamına dokunan Sodexo’nun Insight 2023 araştırmasında beyaz yakalıların beslenme alışkanlıklarına değinildi. Motivasyon güçlüğü çeken çalışanların yorgunluk ve odaklanma sorunu yaşadıkları; bu problemlerin altında da düzensiz beslenmenin yattığı belirtiliyor. Çalışanlarda gözlemlenen beslenme sorunlarının nedenlerinin başında işyerlerinde yemek servisinin olmaması ya da yemeğin besin değeri veya hijyen bakımından uygun olmaması ve yanlış beslenme alışkanlıkları geliyor. 

Araştırmaya göre beyaz yakaların yüzde 13.1’i günlük olarak iki ve daha az öğün tüketiyor. Yüzde 55,4 ile en çok öğle yemeği atlanıyor. Yüzde 33,1’lik grup, “Zamanım olmadığı için öğle yemeğine çıkamıyorum” diyor. Yüzde 23,1’lik kesim ise rejim yapmak ya da zayıflamak amacıyla öğün atlıyor. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yarisi-ogle-yemegini-atliyor-2158.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yarisi-ogle-yemegini-atliyor-2158.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yarisi-ogle-yemegini-atliyor-2158-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yarisi-ogle-yemegini-atliyor-2158.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/yarisi-ogle-yemegini-atliyor/8511/</link>
			<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 10:35:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Otizm ve Dikkat Eksikliği Riskini de Azaltıyor ]]></title>
			<description><![CDATA[Emzirmenin meme ve yumurtalık kanserine karşı anneleri koruduğunu vurgulayan Yenidoğan Uzmanı Dr. Meltem Aksu, anne sütünün bebeklerin zeka puanlarını yükselttiğini, otizm ve dikkat eksikliği gelişme riskini ise azalttığını söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anne sütü, bebeklerin ilk 6 ayında tüm gıda ihtiyacını tek başına karşılıyor. Ancak dünya genelinde yeni doğan bebeklerin sadece yarısından azı anne sütü alarak hayata başlıyor. Sonrasında ise bebeklerin yaklaşık yüzde 44'ü hayatlarının ilk altı ayında sadece anne sütüyle beslenebiliyor. Oysa anne sütü ile beslenme otizm ve dikkat eksikliği gelişme riskini azaltırken anne sütü ile beslenen bebeklerde gelişimsel sorunlar daha az görülüyor.

Ankara Etlik Şehir Hastanesi Kadın Doğum Hastanesinden Yenidoğan Uzmanı Dr. Meltem Aksu, 'Dünya Emzirme Haftası' dolayısıyla Elips Haber'den Selim Ercan'a anne sütünün önemini anlattı. Dünya Sağlık Örgütü'nün bebeklerin hayata gözlerinin açmalarının ardından 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmelerini ve iki yaşına kadar anne sütünün devem ettirilmesini önerdiğini aktaran Dr. Aksu, anne sütünün teşvikine yönelik yürütülen çalışmalar neticesinde Türkiye'de ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme oranının yüzde 41'e, ortalama emzirme süresinin ise 17 aya yükseldiğini söyledi.

Her annenin sütünün kendi bebeğine uygun bileşimde ve yeterli miktarda olduğunu belirten Dr. Aksu, "Anne sütü her zaman hazır, temiz ve uygun ısıdadır. Sindirimi kolaydır, sindirim sistemine ve böbreklerine uygun yoğunlukta protein içerir. Bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir. Anne ve bebek arasındaki duygusal bağı güçlendirir" diye konuştu. Anne sütünün hastalıklara karşı koruyucu oluğunun altını çizen Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Anne sütü orta kulak iltihabı, solunum yolu enfeksiyonları, konjoktivit, enfeksiyöz ishal gibi enfeksiyonlara karşı bebekleri korur. Anne sütünün ileri yaşlarda tip 1 diyabet, çölyak hastalığı, obezite, koroner arter hastalığı ve hipertansiyon gelişimini azalttığı görüldü. Anne sütü ile beslenen bebeklerin ruhsal, bedensel ve beyin gelişimleri daha iyi olur. Bebeklerin zeka puanları yükselir, gelişimsel sorunlar daha az görülür. Anne sütü ile beslenme otizm ve dikkat eksikliği gelişme riskini de azaltır."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/otizm-ve-dikkat-eksikligi-riskini-de-azaltiyor-4119.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/otizm-ve-dikkat-eksikligi-riskini-de-azaltiyor-4119.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/otizm-ve-dikkat-eksikligi-riskini-de-azaltiyor-4119-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/otizm-ve-dikkat-eksikligi-riskini-de-azaltiyor-4119.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/otizm-ve-dikkat-eksikligi-riskini-de-azaltiyor/8508/</link>
			<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 10:29:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[UMKE Haftası Programına Katıldılar ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[7-13 Ağustos Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi Birimi (UMKE) Haftası Programı Ankara’da gerçekleştirildi. Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın açılış konuşmalarıyla başlayan 7-13 Ağustos 2023 Ulusal UMKE Haftası Programına Kırklareli İl Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Özkan Kara ve UMKE il sorumlumuz ATT Selin Telo katılım da katılım gösterdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/umke-haftasi-programina-katildilar-43.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/umke-haftasi-programina-katildilar-43.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/umke-haftasi-programina-katildilar-43-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/umke-haftasi-programina-katildilar-43.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/umke-haftasi-programina-katildilar/8488/</link>
			<pubDate>Wed, 09 Aug 2023 15:36:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sadece Yazın Değil, Kışın Da Kullanın!]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz aylarında yoğun ve dik gelen güneş ışınlarıyla birlikte özellikle tatil dönemlerinde güneş koruyucular gündeme geliyor. Ancak güneş koruyucuların sadece yazın değil, kışın da kullanılması öneriliyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarında yoğun ve dik gelen güneş ışınlarıyla birlikte özellikle tatil dönemlerinde güneş koruyucular gündeme geliyor. Ancak güneş koruyucuların sadece yazın değil, kışın da kullanılması öneriliyor. Güneş koruyucuların cilt kanserine yakalanma riskini azalttığı ve koruduğu biliniyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Asude Kara Polat, güneş koruyucu ürünlerin kullanımı ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı. 

Yaz döneminde gebelerde, çocuklarda ve ek dermatolojik hastalığı olanlarda güneş koruyucuların kullanması önerilmektedir. Güneş koruyucularda iki tür bulunmaktadır. 

Organik filtre içeren güneş koruyucuları kimyasal güneş koruyuculardır. Ultraviyole ışınları absorbe eder ve cilt yüzeyinin altında gerçekleşen kimyasal reaksiyonla cildi korumaktadır. Ciltte daha kolay yayılmaktadır. Kimyasal içerikli güneş koruyucular yetişkinlerde tercih edilmektedir. 

İnorganik filtre içeren güneş koruyucuları fiziksel güneş koruyuculardır. UVA ve UVB ışınlarını yansıtmaktadırlar. Cilde uygulandığı an etkisini göstermeye başlamaktadır. Cilt yüzeyinde çalışmakta ve cilde nüfuz etmediği için gözenek tıkama olasılığı azalmaktadır. Mineral filtre içeren güneş koruyucular çocuklarda, gebelerde ve hassas ciltlerde kullanılabilmektedir. 

Genellikle yaz aylarında gündeme gelen güneş koruyucular her mevsimde kullanılmalıdır.

Güneş koruyucuları kullanırken iki ya da üç saatte bir yenilenmesi önerilmektedir. Güneş koruyucuları makyaj rutinine eklenmesi gereken bir üründür. Sabah uyanıldığında yüz yıkandıktan sonra nemlendirilmesi ve ardından güneş kremi sürüldükten sonra makyaj yapılması önerilmektedir. Evden çıkmadan yarım saat önce güneş koruyucuları sürmek gün içinde korumaya da yol açacaktır. Gün içinde 2-3 saatte bir sürülen güneş koruyucu yenilenmelidir. Duşa girdikten sonra ya da yüzdükten sonra da güneş koruyucuyu tekrarlamak cildi sağlıklı tutmak için önemlidir. 

Sadece dışarıya çıkarken değil, evde otururken de güneş koruyucuları uygulamak önemlidir. Pencerelerden içeriye giren ultraviyole ışınlarının yanı sıra kullandığınız tablet, bilgisayar, led lambalar ve telefonlar da ciltte lekelenmeye ve yaşlanmaya yol açabilmektedir. Bu nedenle evde de güneş koruyucu uygulanmalı ve güneş koruyucularda mavi ışık filtreli olanlar tercih edilmesi önerilmektedir. 

Güneş koruyucular kullanırken iki parmak kuralına dikkat etmek gerekmektedir. İki parmağınıza şeritler haline sıkacağınız güneş koruyucuları yüz ve boyun bölgesine uygulanması önerilmektedir. 

Bebeklerde ilk 6 ay güneş koruyucu önerilmemektedir. Güneş koruyucular yerine açık renk kıyafet giydirmek, gölgede tutmak, sabah 10’dan önce veya öğlen 16’dan sonra çocuğu güneşe çıkarmak, ultraviyole ışınlardan koruyan kıyafet giydirmek veya enseyi, kulakları koruyan siperlikli şapkalar takmak bebekleri güneşten koruyabilmektedir. 

6 aydan sonraki bebeklerde ise güneş koruyucular kullanılmaya başlanabilmektedir. Mineral koruyucu filtre içeren güneş koruyucular ile 6 aydan sonraki bebekler güneşe çıkarılabilmektedir. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/sadece-yazin-degil-kisin-da-kullanin-9482.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/sadece-yazin-degil-kisin-da-kullanin-9482.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/sadece-yazin-degil-kisin-da-kullanin-9482-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/sadece-yazin-degil-kisin-da-kullanin-9482.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/sadece-yazin-degil-kisin-da-kullanin/8474/</link>
			<pubDate>Wed, 09 Aug 2023 10:27:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aman Dikkat! Onlar da Obezite Sorunu Yaşıyor ]]></title>
			<description><![CDATA[Obezite, insanlarda olduğu gibi kedilerde de önemli bir sağlık sorunu. Aşırı kilo, kedilerde bağışıklık sistemini baskılarken onkolojik hastalıklar da dahil olmak üzere birçok hastalığa kapı aralıyor. Kedilerin özel ihtiyaçları düşünülerek tasarlanmış doğru ve dengeli beslenme, düzenli veteriner hekim ziyaretleri ve egzersizler ile kedileri aşırı kilonun getirebileceği hastalık risklerinden korumak mümkün. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya çapında kedi ve köpeklerin yüzde 40'ından fazlası aşırı kilolu veya obez olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. İnsan sağlığında olduğu gibi hayvanlarda da benzer bir artış eğilimine sahip obezite, son 10 yılda kedilerde yüzde 169 arttı. Royal Canin, Uluslararası Kedi Günü’nde kediler için aşırı kilo ile ilişkili risklere ve doğru beslenmenin kedilerin sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çekiyor.

Beslenme konusunda kedi sahiplerinin doğru bilinen yanlışlara sahip olduğunu ifade eden Veteriner Hekim Murat Özhavala, “Örneğin, bu mitlerden bir tanesi tavuğun hayvanlarda sık görülen bir alerjen kaynağı olduğu yönünde. Bu noktada protein kaynağı olarak tavuğa büyük bir haksızlık yapılıyor. Bazı hayvanların, tavuk eti alerjisi farklı nedenlerle ve bireysel bir şekilde söz konusu olabiliyor fakat benzer örnekleri balık ya da kuzu eti kaynaklı vakalarda da gözlemleyebiliyoruz. Bunun tespiti ancak veteriner hekim kontrolünde yapılabilir. Öte yandan kedilerin ev yemekleri ile beslenmesi, yapılan en büyük hatalardan biri. Kedilerin de diğer tüm canlılar gibi farklı ihtiyaçları doğrultusunda dengeli bir beslenmeye ihtiyaçları var ve bu dengeli beslenmenin ev yemekleri ile karşılanması mümkün değil. Kediler için doğru, tam ve dengeli beslenme ancak onların ihtiyaçlarına özel tasarlanmış mamalar ile mümkün olabilir.”

Obezitenin kediler için büyük bir sorun teşkil ettiğini ve kedilerde bağışıklık sistemini baskılarken onkolojik hastalıklar da dahil olmak üzere birçok hastalığa kapı araladığını ifade eden Veteriner Hekim Murat Özhavala sözlerine şu şekilde devam etti: 

“Kedi sahiplerinin günlük rutinleri ve alışkanlıkları, kedilerinin yaşamlarını da etkiliyor çünkü aynı çevrede, benzer şartlarda yaşıyoruz. Bu noktada, aşırı kilo veya obeziteye bağlı sağlık risklerinden kaçınmanın en etkili yolu kesintisiz bir şekilde kilo kontrolü yapmaktır. Hastalandıktan sonra tedavi sürecine girmek, hayvan sahibi açısından hem maddi hem de duygusal anlamda oldukça yıpratıcı olabiliyor. O yüzden kedimizi ideal kilosunda tutarak obezite ilişkili hastalıklardan korumak oldukça önemli. Hastalık risklerini değerlendirerek bunları zamanında bertaraf etmek gerekiyor, bu noktada da doğru beslenme ve kilo yönetimi kilit rol oynuyor. Kedilerin eğilimine göre obeziteye mahal vermeyecek şekilde, günlük porsiyonlarını almalarını sağlamak gerekiyor. Bunun için mutlaka veteriner hekiminize danışarak bir beslenme programı hazırlamalısınız. Kilo takibi için düzenli veteriner hekim kontrolleri oldukça önemli. Fazla kilo, immün sistemi baskılar ve onkolojik hastalıklar da dahil olmak üzere kedinizi birçok hastalığa yatkın hale getirir.”

Araştırmalar, kedi sahiplerinin obezite riskini hafife aldığını gösteriyor

İngiltere merkezli Liverpool Kliniği’nin gerçekleştirdiği araştırma, evcil hayvan sahiplerinin yüzde 44 ila 70’inin, hayvanlarının kilo problemini ve yaratacağı sağlık risklerini yeterince önemsemediğini gösteriyor. Evcil hayvanların oldukça az bir kısmı obezite tedavisi görürken; müdahale edilmediği durumlarda aşırı kilolu kedilerin hayat kaliteleri olumsuz etkileniyor ve yaşam süreleri kısabiliyor. 

Konuyla ilgili konuşan Royal Canin Türkiye Bilimsel İletişim ve İlişkiler Müdürü Veteriner Hekim Tilbe Babakıray: “Kedi sahiplerinin yüzde 60’tan fazlası kedilerine mama verirken herhangi bir ölçüleme veya miktar ayarlamasında bulunmuyor. Ek olarak, araştırmalar, hayvan sahiplerinin kedileri yalvarma davranışı gösterdiği anlarda mama verme yoluyla bu davranışları yönettiklerini gösteriyor. Oysa, hayvanlarımızın yalvarma davranışı göstermesinin ardında her zaman açlık hissi veya mama ihtiyacı bulunmaz. Çoğunlukla, hayvan, sahibinin ilgisini istemektedir. Bu nedenle, evcil hayvanlarımızdaki yalvarma davranışlarını, hemen besleme yöntemine başvurmadan, onunla oyun oynayarak veya onu severek yönetebilmeliyiz. Kedilerde aşırı kilo, oturma pozisyonundan sosyal hayatlarına, psikolojilerinden sosyalleşmelerine kadar günlük hayatlarındaki pek çok olguyu etkiliyor. Tam ve dengeli beslenme, kediler için sahipleri ile kurabilecekleri daha anlamlı ilişkilere de zemin hazırlıyor. Royal Canin olarak, evcil hayvanlarda giderek artan aşırı kilo ve obezite kaynaklı sağlık risklerine her fırsatta dikkat çekerek, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin öneminin altını çiziyoruz,” dedi. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/aman-dikkat-onlarda-obezite-sorunu-yasiyor-9292.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/aman-dikkat-onlarda-obezite-sorunu-yasiyor-9292.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/aman-dikkat-onlarda-obezite-sorunu-yasiyor-9292-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/aman-dikkat-onlarda-obezite-sorunu-yasiyor-9292.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/aman-dikkat-onlarda-obezite-sorunu-yasiyor/8446/</link>
			<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 11:40:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sıcaklarda Çocuğunuzun Sağlığı İçin Bunlara Dikkat!]]></title>
			<description><![CDATA[Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Taşkesen, sıcak havalarda çocukların sağlıklı kalması için anne babalara önerilerde bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Taşkesen, sıcak havalarda çocukların sağlıklı kalması için anne babalara önerilerde bulundu.

Çocukluk çağında mevsimsel olarak farklı hastalıklar görülebilir. Bunun en önemli sebebi hastalık yapıcı mikroorganizmaların her mevsimde değişkenlik göstermesidir. Örneğin; kış mevsiminde etkili olan bakteriler veya virüsler daha çok üst solunum yolu enfeksiyonu ile ilişkili nezle, grip, boğaz, kulak ve akciğer enfeksiyonu gibi durumlara daha çok yol açar.Yaz mevsiminde ise görülen mikroorganizmalar ise daha çok ishal, kusma, bulantı, karın ağrısı, döküntü, cilt hastalıkları gibi durumlara sebep olabilmektedirler. Bundan dolayı mevsimler arası geçiş dönemlerinde ebeveynlerin alması gereken bir takım önlemler önerilir. Özellikle yaz mevsimlerinde klima karşısında gün geçirilmesi ve daha sonra güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde dışarıya çıkılması yetişkinlerde sağlık sorunlarına yol açabileceği gibi, gelişim evresinde olan çocukların sağlık durumunu daha ciddi tabloların oluşmasına neden olacaktır. Isı kontrolü bu evrede oldukça önemlidir. 

Yaz mevsiminde havaların sıcaklığına bağlı olarak dış ortamlarda geçirilen süre giderek artar. Aynı zamanda dış ortamda yiyecek ve içecekler de aynı şekilde bu sıcak havada daha çabuk bozulur. Bu durum mikro organizma üremesi için uygun ortam oluşturur dolayısıyla özellikle dışarıdan alınan yiyecek ve içeceklere özellikle dikkat edilmelidir.  Kapalı ve soğuk ortamda korunmayan besinlerden uzak durulmalıdır. Çocukların beslenmesine bu konuda oldukça dikkat edilmelidir. Beslenme biçiminin yanı sıra hijyenik olmayan havuzlara girilmemelidir. Böcek sinek ve benzeri canlılar da yaz mevsiminde çoğalma gösterir. Özellikle park, orman, piknik alanları gibi açık hava yerlerde çocuklar sineklik, koruyucu sprey, krem vb ile böcek ısırıklarından korunmalıdır. Aynı zamanda yazın güneşin zararlı etkilerinden korunmak için güneş ışınlarının daha yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamalı ve gerekirse şapka, gözlük, güneş koruyucu krem kullanılmalıdır. 

Tatil dönemi hastalıklardan korunmak için;

Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte tatile çıkma fikri çoğu zaman önlem almayan ebeveynler için kabusa dönüşebilir. Yeni çocuk sahibi olmuş anne ve babaların bu süreçte en çok merak ettiği konuların arasında ilk 6 ay tatile gidilip gidilmeyeceği konusu gelir. Çocuklar ile her yaş döneminde tatile gidilebilir. Ancak özellikle yenidoğan 3 aylık dönemde daha çok dikkat edilmesi gerekir. Çocuklu tatile çıkacak çiftler için valize eklenmesi gereken ürünlerin başında güneş kremi, gözlük ve şapka dışında basit ısırıklar ve güneş yanıkları için krem, ateş düşürücü,probiyotiktürü ilaçlar gelmektedir.

Özellikle güvenlik ve sağlık için ilk dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır;


	Havuz ve denizde çocuklar gözlenmelidir,
	Yüzme bilmeyen çocuklar için daha dikkatli olunmalıdır,
	Kolluk ve can simidi kullanılmalıdır. Ayrıca her çocuğun yüzme eğitimi almaları önemlidir 
	Beslenme konusunda daha fazla sıvı tüketilmesi gerekir 
	Bu mevsimde özellikle mevsime özgü sebze ve meyvelerin tüketimi önemlidir
	Yaz mevsimi için özel olarak alınması önerilen bir vitamin yoktur.


Tatil dönemi olduğu için beslenme düzeni bozulabilir.  Abur cubur hazır ve paketlenmiş yiyecek- içecek tüketimini sınırlamaya dikkat edilmelidir. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/sicaklarda-cocugunuzun-sagligi-icin-bunlara-dikkat-2684.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/sicaklarda-cocugunuzun-sagligi-icin-bunlara-dikkat-2684.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/sicaklarda-cocugunuzun-sagligi-icin-bunlara-dikkat-2684-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/sicaklarda-cocugunuzun-sagligi-icin-bunlara-dikkat-2684.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/sicaklarda-cocugunuzun-sagligi-icin-bunlara-dikkat/8444/</link>
			<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 11:00:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yüksek Sıcaklıklar Astım Atağını Tetikleyebilir ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Memorial Bahçelievler Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Pelin Aktaş Uysal, astım ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. 

Alerjisi olanlarda astım atakları yıl boyu sürebilir

Astım, uzun süreli kronik hava yolu daralması ile seyreden ve belli etkenlerle karşılaşılınca şiddetinin arttığı ataklar halinde seyreden solunum hastalığıdır. Alerjik astım, polen mevsiminin yoğun olduğu ilkbahar ve sonbahar aylarında olabildiği gibi, kişide akar ya da ev hayvanı alerjisi varsa yıl boyu da sürebilmektedir. Nefes darlığı, öksürük veya hırıltı şikayetleri ataklarda aniden şiddetli bir şekilde ortaya çıkabilmektedir. Özellikle geceleri şikayetler artabilmektedir. 

Yazın yüksek ısı ve nem derecesi astım ataklarına sebep olabilir. Çok sıcak ve nemli havalarda dışarı mümkünse çıkılmaması, pencerelerin kapatılıp klima ile nem dengesini yüzde 50’nin altında ayarlanması, mecburen sokağa dışarı çıkılacaksa hastanın yanında kurtarıcı inhaler ilaçların bulunması ve gerektiğinde göğüs hastalıkları hekimi ile acil servise başvurulması son derece önemlidir. 

İnhaler ilaçların düzgün kullanılması önemli 

Astım ataklarına sebep olan hem çevresel hem de genetik risk faktörleri olabilmektedir. Kişinin genetiği, cinsiyeti ve obezite gibi faktörler kişisel risk faktörlerdir. Bunun dışında alerjenler, enfeksiyonlar, sigara kullanımı, hava kirliliği, hava ısısı değişimi, mesleki riskler gibi çevresel faktörler de astım ataklarını artırabilmektedir. Ataklara sebep olan risk faktörlerinin saptanması ve uzak durulması önerilmektedir. Acil durumlarda inhaler ilaçların kullanılması, ilgili göğüs hastalıkları hekimlerine ve acil servise başvurulup gerekli tetkik ve tedavinin yapılması son derece önemlidir. Uzmanlar tarafından klinik durum, fiziki muayene ve ilgili testlerle konulmaktadır. Tanı açısından genellikle en önemli test solunum fonksiyon testidir. Muayenede akciğer seslerinde ronküs denilen hırıltılı solunum steteskopla dinlenmektedir. Hastaların kullandığı inhaler cihaz eğitimi ve adaptasyonu düzenli ve doğru teknikte kullanmaları, genel beslenme, uyku düzeni veya spor gibi sağlıklı yaşam önerilmektedir. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yuksek-sicakliklar-astim-atagini-tetikleyebilir-854.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yuksek-sicakliklar-astim-atagini-tetikleyebilir-854.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yuksek-sicakliklar-astim-atagini-tetikleyebilir-854-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/yuksek-sicakliklar-astim-atagini-tetikleyebilir-854.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/yuksek-sicakliklar-astim-atagini-tetikleyebilir/8416/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 11:14:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Cildinize Bu Ürünleri Sakın Sürmeyin!]]></title>
			<description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş yanığında dikkat etmeniz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Acıbadem Altunizade Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş yanığında dikkat etmeniz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Cilt kanseri riskini 3 kat artırıyor!

Cildin ultraviyole (UV) ışığına aşırı maruz kalmasına verdiği tepki güneş yanığı olarak tanımlanıyor. Güneş nedeniyle hem UVA ve hem de UVB radyasyonuna maruz kalıyoruz. UVB radyasyonu eritem, bir başka deyişle kızarıklık oluşturmada UVA'dan çok daha güçlü bir etkiye sahip. Aşırı ve ani maruziyet sonucunda cilt kendisini korumak için kalınlaşıyor ve melanin denilen renk pigmentini daha fazla üretmeye başlıyor. Bunun sonucunda da güneş yanığı oluşuyor. Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, zararlı güneş ışınlarının cilt bağışıklığını baskılamasına ek olarak cilt hücrelerinde doğrudan DNA hasarına da yol açabildiğini vurgulayarak, ”Üstelik güneş ışınlarına sık maruz kaldığımızda DNA hasarı kalıcı hale gelebiliyor ve bu tablo cilt kanserleri için önemli bir risk oluşturuyor. Öyle ki 10 yılda beş güneş yanığı veya her 10 yılda bir güneş yanığı oluşumu, ölümcül bir kanser türü olan melanom riskini üç katına kadar artırabiliyor” diyor.

Kızarıklık ilk dört saat içinde başlıyor

Güneş yanığı ultraviyole ışınlarına maruz kalındıktan sonraki dört saat içinde ciltte kızarıklık ile kendini gösteriyor. Ek olarak ciltte hassasiyet, ağrı, sıcaklık ve ödem oluşumu, ileri evrelerde de su toplaması görülebiliyor. Genellikle kızarıklık hafiflemeye başladıktan ve yanıktan 4-7 gün sonra ciltte soyulmalar başlıyor. Şiddetli reaksiyonlarda ateş, titreme ile halsizlik gibi sistemik semptomlar gelişebiliyor ve termal yanıklara benzer tedavi için hastanede yatarak tedavi gerektirebiliyor.

Bu belirtilerde mutlaka doktora başvurun!

Güneş yanığı tedavisinde, orta ve şiddetli tablolarda yangıyı azaltması için düşük güçteki kortizonlu kremler problemli bölgeye kısa süreli uygulanabiliyor. Bazı ağrı kesici haplar da ağrı kontrolünde yardımcı oluyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, geniş alanları tutan yanıklarda ve ateş titreme ile halsizlik gibi şikayetlerde mutlaka hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunarak, “Zira, geniş alanları tutan şiddetli güneş yanıkları sıvı- elektrolit dengesizlikleri ile kalp ve böbrek sorunlarına yol açabiliyor. Hastanede yatırılarak takip edilmesi gerekiyor. Ayrıca yaralarda iltihap ve akıntı varsa ikincil gelişebilen enfeksiyonlar açısından hekim muayenesi son derece önem taşıyor. Tedaviyle birlikte güneş yanıkları ortalama 3-5 gün içerisinde iyileşiyor ve yaklaşık bir hafta içinde ciltte soyulmalar başlıyor. Ancak şiddetli vakalarda bazen kızarıklık uzayabiliyor” diyor.

Güneş yanığında 10 önemli kural!  

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş yanığının hızla iyileşmesi için dikkat etmeniz gereken kuralları şöyle anlatıyor:  


	Güneş yanığı oluştuğunda iyileşmeden kesinlikle güneşe çıkmayın.
	Vücudunuzdaki sıvı kaybını yerine koymak için bol bol su tüketin.
	Isıyı cilde hapsederek ağrıyı daha da kötüleştirmesi nedeniyle yağlı bir krem veya merhem sürmeyin.
	Cildinizi tahriş etmeyecek bir nemlendiriciyle cildinizi bol bol nemlendirin.
	Ağrı ve kızarıklığı hafifletmek için soğuk kompres (soğuk suyla ıslatılmış havlu) uygulayabilirsiniz.
	Ilık duş almanız cildinizde rahatlama sağlayabiliyor.
	Yoğurt güneş yanıklarında sık kullanılsa da soğuk kompresten daha iyi bir etki göstermiyor. Ayrıca süt ürünlerinde bulunan bakteriler enfeksiyona yol açabileceği için önerilmiyor. Yoğurdun yanı sıra içinde bulunan maddelerin tahriş oluşturabilmesi nedeniyle cildinize diş macunu da sürmeyin. 
	Ciltte reaksiyonlara sebep oldukları için bazı ağrı kesici kremler ve lokal anestezik kremleri doktorunuza danışmadan kullanmayın.
	Cildin nefes almasını ve kendini iyileştirmesini önlemesi nedeniyle vücudunuzu sıkan dar kıyafetler giymeyin.
	Cildinizde oluşan kabarcıkları patlatmaya çalışmayın. Zira, kalan deri parçası doğal bir yara örtüsü görevi görüyor, böylece yaralarınızın daha hızlı iyileşmesini sağlıyor ve mikrop kapmasını önlüyor. Gerekirse gazlı bezle kapatabilirsiniz. Herhangi bir kabarcık kendiliğinden patlarsa, topikal bir antibiyotik merhem uygulayabilirsiniz.

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/cildinize-bu-urunleri-sakin-surmeyin-1179.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/cildinize-bu-urunleri-sakin-surmeyin-1179.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/cildinize-bu-urunleri-sakin-surmeyin-1179-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.trakyagundemi.com/images/haberler/2023/08/cildinize-bu-urunleri-sakin-surmeyin-1179.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.trakyagundemi.com/cildinize-bu-urunleri-sakin-surmeyin/8411/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 10:11:11 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>