Başkan Şen açıklamasında şu ifadelere yer verdi “Bir ağaca sımsıkı tutunmamızla başlamıştı her şey, bir kepçenin sökmeye çalıştığı bir ağaca… Ellerimiz tanımadığımız milyonlarca elle tutuştu, birbirimize tutunarak büyüdük!
Hatırlıyoruz!..
Kelimelerin ilk gecesini yaşar gibiydik hep birlikte… Yan yana gelmenin sevincini, kalabalıkların gücünü, yaratıcılığın heyecanını, dayanışmanın güzelliğini, sahip çıkmanın onurunu, birlikte olmanın güvenini keşfettik beraberce!
Hatırlıyoruz ve unutmuyoruz!
İçinde taşıdığı olanca umut, sevinç ve acıyla yakın tarihimizin en coşkulu, en kitlesel, en yaratıcı toplumsal hareketi olan Gezi Direnişi’ni dokuzuncu yılında bir kez daha selamlıyoruz.
Baskıya ve zulme karşı gelişen ülkemiz halk hareketleri tarihine altın harflerle yazılan, en barışçıl, en demokratik direnişin, GEZİ Direnişinin üzerinden 9 yıl geçti.
İstanbul’un yeşil alanlarından birisinin daha betonlaştırılmasına karşı çıkanlara reva görülen amansız şiddete duyulan tepki milyonların ekolojik bir yaşam, eşitlik, özgürlük, laiklik, adalet ve demokrasi talebi ile birleşerek o ağaçların yeşeren dalları gibi kısa sürede tüm ülkeyi sardı.
Yıllardır süren antidemokratik ve baskıcı ortamda bu ülkede yaşayan milyonlar yaşam alanlarına ve yaşam tarzlarına dönük saldırılarla karşı karşıya kaldı. Kaç çocuk sahibi olacaklarından, çocuklarını hangi okullara göndereceklerine, nasıl giyinip ne yiyip içeceklerine kadar yaşamlarının her hücresine müdahale edilen, en temel sendikal hakları tek tek ellerinden alınan milyonlar kölece çalışma koşullarına “yeter artık” diyerek omuz omuza verdiler.
Demokrasiye, adalete, özgürlüğe susamış her yaştan, her kimlikten, her düşünceden, her inançtan, her meslekten milyonlar dayanışmayı, karşılıklı saygı ve sevgiyi, kardeşliği temel alan bir toplumsal direnişe, GEZİ’YE imza attılar.
İktidar ise; GEZİ’nin değerlerine, demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik talebine adeta savaş açtı. Olmadık yalanlara, iftiralara sığındılar. Bir toplumsal direnişten gizli örgüt, darbe senaryosu çıkarmaya çalıştılar.
Çünkü daha da otoriterleşmek ve OHAL’e varacak yeni bir süreci başlatmak için yalana, hileye, gerekçelere, senaryolara ihtiyaçları vardı.
Davalar açtılar. Olmadı. Yargılananların önce beraat etti. Yargıya müdahale ettiler, aynı iddianame ve iddialarla bu kez müebbetler, onlarca yıllık cezalar verdiler. Çünkü muktedirler hükmünü vermişti, bu topraklarda “ayakların baş olmasına izin verilmeyecekti”!
Bizim için Gezi Direnişi, bundan dokuz yıl önce başlayan ama henüz bitmemiş, bitirilememiş onurlu bir halk hareketinin adıdır. Gezi’nin yarattığı heyecan, gezinin yaşattığı duygular, gezinin öğrettiği doğrular ilk günkü canlılıklarıyla hayatlarımızı biçimlendirmeye umut vermeye devam ediyor.
Bu umut bizlere, iktidarın tüm saldırganlığına karşı parklarımıza, kentlerimize, ormanlarımıza, derelerimize, madenlerimize sahip çıkma cesareti vermektedir.
Bu umut bizlere, hukuku yok sayan, insanları yok sayan, doğayı yok sayan bu karanlıktan kurtulma gücü vermektedir.
Çünkü biliyoruz ki, Karanlık gider Gezi kalır! Hapislik biter, mücadele kazanır!
Ne yaparlarsa yapsınlar milyonların eseri GEZİ’Yİ hafızlarımızdan silmeye, GEZİ’NİN değerlerini, ruhunu yok etmeye güçleri yetmedi, yetmeyecek!
Milyonların demokrasiye, adalete, özgürlüğe, insanca yaşamaya olan özlemi sürdükçe de yetmeyecek, GEZİ hep yaşayacak.
Eşitliğin, özgürlüğün, barışın, laikliğin, dayanışmanın, insanca ve ekolojik bir yaşamın hâkim olduğu bir ülke için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Yaşadığımız bunca karanlık, bunca baskı, bunca kötülük içinde bile bu ülkenin geleceğine dair umudumuzu koruyabiliyorsak eğer, bunu Gezi Direnişi’ne, Gezi Direnişini var eden gençlerimize borçluyuz.
Gezi sürecinde aramızdan koparılan Berkin Elvan’ın, Ethem Sarısülük’ün, Ali İsmail Korkmaz’ın, Abdullah Cömert’in, Medeni Yıldırım’ın, Hasan Ferit’in, Ahmet Atakan’ın, Mehmet Ayvalıtaş’ın anıları önünde saygıya eğiliyoruz. Milyonların Demokrasi, Eşitlik, Adalet Mücadelesinin Eseri GEZİ’Yİ VE GEZİ TUTSAKLARINI bir kez daha selamlıyoruz! Bu daha başlangıç mücadeleye devam! Karanlık gider gezi kalır!”












