Özkan Başaran7 Mayıs 2010 Cuma günkü köşe yazımda Baykal’ın CHP için kendini feda edeceğine inandığımı yazmıştım. O günden sonra telefonlarım susmadı. “Nasıl bildin” diyenler mi istersiniz, “Ulusal Basında bile bunu öngören olmadı” diyenler mi istersiniz
Ben kimim ki, sadece araştırıyorum, okuyorum ve siyasete kafa yoruyorum kafa yoruyorum. Bir de Allah malum ediyor diyebilirim.
Zaman zaman Baykal’ı birçok kişi gibi ben de yazılarımda eleştirdim.
Ancak, bu şekilde bir komplo sebebi ile istifa etmek durumunda kalması doğrusu benim de yüreğimi sızlattı.
Onurlu bir davranışla istifa etmekle, Baykal doğrusunu yaptı.
Şimdi artık geriye dönmemesi gerekir ki; o onuru Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ne kadar taşısın. Çocuklarına bırakacağı en büyük miras CHP’nin Onursal Genel Başkanlığı’dır.
Bendeniz Baykal’ı Genel Başkanlığı bırakmalı ve CHP için kendini feda etmeli diye yazılarımda birçok kez eleştirdim.
Eleştirilerim CHP’nin “Baykallaşması, solu ve sosyal demokrasiyi terk etmesi” bağlamındaydı.
Baykal’ın Genel Başkanlığı’nda CHP, önümüzdeki seçime girerse bir daha seçim kaybeder şeklindeki endişelerimi yazılarımda sürekli dile getirdim.
CHP Genel Başkanı olarak girdiği bütün seçimleri kaybeden Baykal’ın, önümüzdeki seçimleri kazanmasını imkânsız görüyordum.
CHP tabanının bir seçim kaybına daha tahammülü olamazdı.
“Yeter artık, Bırak git Baykal, git de ölmeden CHP’yi iktidarda göreyim” diye feryat eden CHP’li tabanın sesini köşeme taşıyordum.
CHP örgütleri tamamen Baykallaştığı için, tabandaki CHP’liler eleştirel konuşamıyordu. Özgürlükleri kısıtlanmıştı.
Konuşanı ise, parti disipline veriyor ve CHP’den ihraç ediyordu.
Tek tip bir siyasi düşüncenin hâkim olduğu CHP, tepeden aşağı Baykallaşan örgütüyle farklı siyasi anlayışları asla barındırmıyordu.
Bendeniz de; konuşmaya korkan CHP’lilerin dili olmaya çalışıyordum.
Parti içi demokrasinin körlendiği CHP, şu sıralar tornadan çıkmış fanatik Baykalcılardan oluşan büyük bir dernek görünümünde.
Parti içinde farklı düşüncelerin yeşermesine kesinlikle fırsat verilmiyor.
Parti tüzüğüne Baykal’ın karşısına aday çıkmasın diye çeşit çeşit barajlar bulunmakta.
Geçmişte CHP Genel Başkanlığı’na aday olanların Kurultay’da ne hale düşürüldüklerini de televizyon ekranlarından bütün Türkiye ibretle izlemişti.
Farklı sesleri yok eden, eleştirilere tahammül edemeyen Baykalcı anlayış uzun yıllardır CHP örgütünü ve Meclis Grubu’nu da birer fotokopisi gibi sayısız küçük Baykallar üreterek, tek tipçilik sarpa sardı.
Baykal’ın CHP Genel Başkanlığı’ndan istifası koskoca kütleyi değiştirip dönüştürebilir mi?
CHP’nin Genel yönetiminden, en küçük belde yönetimine kadar Baykallaşan örgüt, CHP’lileşecek mi?
Solu ve sosyal demokrasiyi parti içinde tekrar yeşertebilecek mi?
Farklılıklar partilerin zenginlikleridir.
Baykalcıları anlayışın yok ettiği sol ve sosyal demokratlar CHP’nin zenginlikleriydi.
CHP solu ve sosyal demokrasiyi yok etmekle omurgasını da çökertti.
Omurgasız bünye nasıl ayakta durabilir?
Baykal istifa ettikten sonra en çok ağlayanlar, koltuklarını kaybedecekleri korkusundan çırpınan fanatik Baykalcılardır.
CHP örgütlerinin Ankara’ya giderek geri dön Baykal diye yalvarmaları da kendi siyasi pozisyonlarını kurtarma telaşındaki Baykalcı örgütlerdir.
CHP Baykalla mı yaşayacak?
Baykalsız CHP batacak mı?
Partiler kişilerin önündedir.
Aslında bir CHP’de partinin dışında bekliyor. Baykal’ın partiden uzaklaştırdığı solcu ve sosyal demokratlar dışarıda bekliyorlar.
CHP Baykalcılardan kurtuldukça büyüyecek ve özgürleştikçe yükselecektir.
Çünkü insanların onuru, özgürlüğündedir.
Ben kimim ki, sadece araştırıyorum, okuyorum ve siyasete kafa yoruyorum kafa yoruyorum. Bir de Allah malum ediyor diyebilirim.
Zaman zaman Baykal’ı birçok kişi gibi ben de yazılarımda eleştirdim.
Ancak, bu şekilde bir komplo sebebi ile istifa etmek durumunda kalması doğrusu benim de yüreğimi sızlattı.
Onurlu bir davranışla istifa etmekle, Baykal doğrusunu yaptı.
Şimdi artık geriye dönmemesi gerekir ki; o onuru Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ne kadar taşısın. Çocuklarına bırakacağı en büyük miras CHP’nin Onursal Genel Başkanlığı’dır.
Bendeniz Baykal’ı Genel Başkanlığı bırakmalı ve CHP için kendini feda etmeli diye yazılarımda birçok kez eleştirdim.
Eleştirilerim CHP’nin “Baykallaşması, solu ve sosyal demokrasiyi terk etmesi” bağlamındaydı.
Baykal’ın Genel Başkanlığı’nda CHP, önümüzdeki seçime girerse bir daha seçim kaybeder şeklindeki endişelerimi yazılarımda sürekli dile getirdim.
CHP Genel Başkanı olarak girdiği bütün seçimleri kaybeden Baykal’ın, önümüzdeki seçimleri kazanmasını imkânsız görüyordum.
CHP tabanının bir seçim kaybına daha tahammülü olamazdı.
“Yeter artık, Bırak git Baykal, git de ölmeden CHP’yi iktidarda göreyim” diye feryat eden CHP’li tabanın sesini köşeme taşıyordum.
CHP örgütleri tamamen Baykallaştığı için, tabandaki CHP’liler eleştirel konuşamıyordu. Özgürlükleri kısıtlanmıştı.
Konuşanı ise, parti disipline veriyor ve CHP’den ihraç ediyordu.
Tek tip bir siyasi düşüncenin hâkim olduğu CHP, tepeden aşağı Baykallaşan örgütüyle farklı siyasi anlayışları asla barındırmıyordu.
Bendeniz de; konuşmaya korkan CHP’lilerin dili olmaya çalışıyordum.
Parti içi demokrasinin körlendiği CHP, şu sıralar tornadan çıkmış fanatik Baykalcılardan oluşan büyük bir dernek görünümünde.
Parti içinde farklı düşüncelerin yeşermesine kesinlikle fırsat verilmiyor.
Parti tüzüğüne Baykal’ın karşısına aday çıkmasın diye çeşit çeşit barajlar bulunmakta.
Geçmişte CHP Genel Başkanlığı’na aday olanların Kurultay’da ne hale düşürüldüklerini de televizyon ekranlarından bütün Türkiye ibretle izlemişti.
Farklı sesleri yok eden, eleştirilere tahammül edemeyen Baykalcı anlayış uzun yıllardır CHP örgütünü ve Meclis Grubu’nu da birer fotokopisi gibi sayısız küçük Baykallar üreterek, tek tipçilik sarpa sardı.
Baykal’ın CHP Genel Başkanlığı’ndan istifası koskoca kütleyi değiştirip dönüştürebilir mi?
CHP’nin Genel yönetiminden, en küçük belde yönetimine kadar Baykallaşan örgüt, CHP’lileşecek mi?
Solu ve sosyal demokrasiyi parti içinde tekrar yeşertebilecek mi?
Farklılıklar partilerin zenginlikleridir.
Baykalcıları anlayışın yok ettiği sol ve sosyal demokratlar CHP’nin zenginlikleriydi.
CHP solu ve sosyal demokrasiyi yok etmekle omurgasını da çökertti.
Omurgasız bünye nasıl ayakta durabilir?
Baykal istifa ettikten sonra en çok ağlayanlar, koltuklarını kaybedecekleri korkusundan çırpınan fanatik Baykalcılardır.
CHP örgütlerinin Ankara’ya giderek geri dön Baykal diye yalvarmaları da kendi siyasi pozisyonlarını kurtarma telaşındaki Baykalcı örgütlerdir.
CHP Baykalla mı yaşayacak?
Baykalsız CHP batacak mı?
Partiler kişilerin önündedir.
Aslında bir CHP’de partinin dışında bekliyor. Baykal’ın partiden uzaklaştırdığı solcu ve sosyal demokratlar dışarıda bekliyorlar.
CHP Baykalcılardan kurtuldukça büyüyecek ve özgürleştikçe yükselecektir.
Çünkü insanların onuru, özgürlüğündedir.











