Özkan Başaran
Seçim sonuçlarına itirazlar devam ediyor. Seçim Kurulu gereğini yapacak ve haklı gerekçelerle yapılan itirazları değerlendirecek. Seçime şaibe karıştığı iddialarını belgeleyenlerin sandıkları bir kez daha sayılacak.
Sandıkta kazanılan, masa başında kaybedilmez.
Nerelerde şaibe varsa, oralardaki yanlışlıklar düzelir. Kim kazandıysa, ortaya çıkar. Kaybettiği halde seçim kazandığı ilan edilenler varsa, hakkı iade edilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Her seçim dönemi bu durumlar yaşanır. Fakat bu seçim dönemi görülmemiş bir itiraz furyası yaşıyoruz. Yenilgiyi kabullenememenin verdiği hırstan kaynaklanan bazı itirazlar, yeniden sayılan oyları değiştiremez. Ancak, hazımsızlığın verdiği gazı da alır.
Ülke Genelinde AK Parti’nin zaferiyle biten bir yerel seçim yaşadık. Mahalli seçimlerde insanlar adaylara göre oy verirler. Aşiret bağları, tarikat ilişkileri, akrabalıklar, dostluklar ve arkadaşlıklar o yöredeki parti oylarını değiştirebilir.
Her ne kadar Genel seçim havasına da bürünse, yerel dinamiklerin etkisi insanları partisinden uzaklaştırabilir.
Ona rağmen AK Parti %45’5 oy alıyorsa, Bunun Genel Seçim karşılığı %55’e dayanabilir.
Cemaat desteğine rağmen CHP’nin %28’lerde kalması, Genel Seçimde %25’lerin altını işaret ediyor.
Muhalefet blok halinde birleşmesine rağmen AK Parti karşısında isteneni alamamaları önümüzdeki iki seçimi şimdiden riske sokabilir.
Muhalefet Bloğu bu güne kadar böylesi uygun bir ortamda yerel seçim yaşamamıştı. Her şey lehineydi.
2009 Yerel seçimlerinde %38’5 oy alan AK Parti, oyunu %45’5’lara yükselttiyse, bundan sonra ne ses kaydı ne kaset AK Parti’nin önünü kolay beri kesemez.
Başbakan Erdoğan bu sonuçlarla, bir cebine Cumhurbaşkanlığı’nı koydu diğer cebine de Başbakanlığı koydu.
Bir seçimle, önümüzdeki iki seçimi birden kazanmış oldu.
Şimdi önümüzdeki Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı Seçimi var.
Eğer Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı Adayı olmayı kafaya koyduysa, Milletvekili Genel Seçimleri de erkene alarak iki seçimi birleştirilebilir.
Yani, 4,5 Ay sonra iki seçimi birden yaşayabiliriz.
Eğer 4. Dönem Başbakanlığı istiyorsa, Erken Genel Seçim olmaz.
Çünkü, Başbakan Erdoğan’ın olmadığı bir AK Parti’yi, bu Muhalefet Bloğu paramparça eder. Başbakan Edoğan bu güne kadar her seçimi tek başına taşıdı.
Bundan sonraki seçimlere partisini öksüz bırakıp gitmeyecektir.
Çünkü bu siyasi hareket ne ANAP’a ne de DYP’ye benzemiyor.
Başbakan Erdoğan ve kurmayları ANAP ve DYP’nin liderlerinin Cumhurbaşkanlığa çıktıktan sonra partilerinin bittiğini çok iyi bildikleri için stratejilerini ona göre kurgularlar.
Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte olacak Genel seçimde, Mitinglere çıkan Erdoğan iki seçimi birden götürebilir. Hem Halkın seçeceği Cumhurbaşkanı olur, hem de partisini parçalatmaz.
Eğer Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanlığına Aday olmayacaksa, 4.Dönem Başbakanlığa devam edip Başkanlık sisteminin yolunu açtıktan sonra, Halkın seçeceği Başkan olmayı tercih edecektir. Yeni Türkiye’ye yeni sistem oluşturup işin başına geçecektir.
Neyin ne olacağını yaşayıp göreceğiz. Çok hızlı bir sürece girdik. Her şey çarçabuk şekillenecek. Türkiye’nin siyasi yapısı her an değişime gebe.
Resmi seçim sonuçları açıklandıktan sonra, CHP’de Kurultay süreci başlayacak.
Bu ay içinde delegeler oluşacak. Hemen ardından İlçe Başkanlığı seçimleri yapılacak. Daha sonra da İl Başkanlığı seçimleri yapılacak.
Sonbaharda da Büyük Kurultay toplanacak. Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı sorgulanacak. Sarıgül’ün Genel Başkanlığı gündeme gelecek.
Sarıgül, İstanbulda CHP’nin oylarını arttırdı. Kılıçdaroğlu %37’de bırakmıştı. Sarıgül %40 tırmandırdı. Dolayısıyla Genel Başkan Adayı olmayı hak etti.
Öte yandan Mansur Yavaş’ın ismi de Genel Başkan olarak dillendirilmeye başlandı. Hep İstanbul’da kaybeden Adaylar Genel Başkan olmayacak ya. Bu kez de Ankara da kaybeden Aday Genel Başkan olsun. Çünkü Mansur Yavaş CHP’nin oylarını Sarıgül’den kat kat fazla arttırdı.
Ama, Erken Seçim olursa, CHP süreci donduracak. Bu olasılıklar suya düşecek.
Öylesine baş döndürücü bir sürece girdik ki, Hem AK Parti’de Hem de CHP’de göz kamaştırıcı değişimler yaşayabiliriz.
Bu hızlı siyasi sürece ayak uyduran yerel siyasiler, beklemedikleri yerlere gelebilirler. Bu Yerel Seçim’in kaybedenleri daha yüksek yerler kazanabilirler.
Belediye Başkanlığı’nı kaybedenler, Milletvekilliği’ne yükselebilirler.
Siyaset böyle bir şey işte, bazen kaybederken kazanırsınız.
Onun için ne kazandığına çok sevinmeli. Ne de Kaybettiğine çok üzülmeli. “Vardır bu şer’de de bir Hayır” demeli.
Seçim sonuçlarına itirazlar devam ediyor. Seçim Kurulu gereğini yapacak ve haklı gerekçelerle yapılan itirazları değerlendirecek. Seçime şaibe karıştığı iddialarını belgeleyenlerin sandıkları bir kez daha sayılacak.
Sandıkta kazanılan, masa başında kaybedilmez.
Nerelerde şaibe varsa, oralardaki yanlışlıklar düzelir. Kim kazandıysa, ortaya çıkar. Kaybettiği halde seçim kazandığı ilan edilenler varsa, hakkı iade edilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Her seçim dönemi bu durumlar yaşanır. Fakat bu seçim dönemi görülmemiş bir itiraz furyası yaşıyoruz. Yenilgiyi kabullenememenin verdiği hırstan kaynaklanan bazı itirazlar, yeniden sayılan oyları değiştiremez. Ancak, hazımsızlığın verdiği gazı da alır.
Ülke Genelinde AK Parti’nin zaferiyle biten bir yerel seçim yaşadık. Mahalli seçimlerde insanlar adaylara göre oy verirler. Aşiret bağları, tarikat ilişkileri, akrabalıklar, dostluklar ve arkadaşlıklar o yöredeki parti oylarını değiştirebilir.
Her ne kadar Genel seçim havasına da bürünse, yerel dinamiklerin etkisi insanları partisinden uzaklaştırabilir.
Ona rağmen AK Parti %45’5 oy alıyorsa, Bunun Genel Seçim karşılığı %55’e dayanabilir.
Cemaat desteğine rağmen CHP’nin %28’lerde kalması, Genel Seçimde %25’lerin altını işaret ediyor.
Muhalefet blok halinde birleşmesine rağmen AK Parti karşısında isteneni alamamaları önümüzdeki iki seçimi şimdiden riske sokabilir.
Muhalefet Bloğu bu güne kadar böylesi uygun bir ortamda yerel seçim yaşamamıştı. Her şey lehineydi.
2009 Yerel seçimlerinde %38’5 oy alan AK Parti, oyunu %45’5’lara yükselttiyse, bundan sonra ne ses kaydı ne kaset AK Parti’nin önünü kolay beri kesemez.
Başbakan Erdoğan bu sonuçlarla, bir cebine Cumhurbaşkanlığı’nı koydu diğer cebine de Başbakanlığı koydu.
Bir seçimle, önümüzdeki iki seçimi birden kazanmış oldu.
Şimdi önümüzdeki Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı Seçimi var.
Eğer Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı Adayı olmayı kafaya koyduysa, Milletvekili Genel Seçimleri de erkene alarak iki seçimi birleştirilebilir.
Yani, 4,5 Ay sonra iki seçimi birden yaşayabiliriz.
Eğer 4. Dönem Başbakanlığı istiyorsa, Erken Genel Seçim olmaz.
Çünkü, Başbakan Erdoğan’ın olmadığı bir AK Parti’yi, bu Muhalefet Bloğu paramparça eder. Başbakan Edoğan bu güne kadar her seçimi tek başına taşıdı.
Bundan sonraki seçimlere partisini öksüz bırakıp gitmeyecektir.
Çünkü bu siyasi hareket ne ANAP’a ne de DYP’ye benzemiyor.
Başbakan Erdoğan ve kurmayları ANAP ve DYP’nin liderlerinin Cumhurbaşkanlığa çıktıktan sonra partilerinin bittiğini çok iyi bildikleri için stratejilerini ona göre kurgularlar.
Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte olacak Genel seçimde, Mitinglere çıkan Erdoğan iki seçimi birden götürebilir. Hem Halkın seçeceği Cumhurbaşkanı olur, hem de partisini parçalatmaz.
Eğer Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanlığına Aday olmayacaksa, 4.Dönem Başbakanlığa devam edip Başkanlık sisteminin yolunu açtıktan sonra, Halkın seçeceği Başkan olmayı tercih edecektir. Yeni Türkiye’ye yeni sistem oluşturup işin başına geçecektir.
Neyin ne olacağını yaşayıp göreceğiz. Çok hızlı bir sürece girdik. Her şey çarçabuk şekillenecek. Türkiye’nin siyasi yapısı her an değişime gebe.
Resmi seçim sonuçları açıklandıktan sonra, CHP’de Kurultay süreci başlayacak.
Bu ay içinde delegeler oluşacak. Hemen ardından İlçe Başkanlığı seçimleri yapılacak. Daha sonra da İl Başkanlığı seçimleri yapılacak.
Sonbaharda da Büyük Kurultay toplanacak. Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı sorgulanacak. Sarıgül’ün Genel Başkanlığı gündeme gelecek.
Sarıgül, İstanbulda CHP’nin oylarını arttırdı. Kılıçdaroğlu %37’de bırakmıştı. Sarıgül %40 tırmandırdı. Dolayısıyla Genel Başkan Adayı olmayı hak etti.
Öte yandan Mansur Yavaş’ın ismi de Genel Başkan olarak dillendirilmeye başlandı. Hep İstanbul’da kaybeden Adaylar Genel Başkan olmayacak ya. Bu kez de Ankara da kaybeden Aday Genel Başkan olsun. Çünkü Mansur Yavaş CHP’nin oylarını Sarıgül’den kat kat fazla arttırdı.
Ama, Erken Seçim olursa, CHP süreci donduracak. Bu olasılıklar suya düşecek.
Öylesine baş döndürücü bir sürece girdik ki, Hem AK Parti’de Hem de CHP’de göz kamaştırıcı değişimler yaşayabiliriz.
Bu hızlı siyasi sürece ayak uyduran yerel siyasiler, beklemedikleri yerlere gelebilirler. Bu Yerel Seçim’in kaybedenleri daha yüksek yerler kazanabilirler.
Belediye Başkanlığı’nı kaybedenler, Milletvekilliği’ne yükselebilirler.
Siyaset böyle bir şey işte, bazen kaybederken kazanırsınız.
Onun için ne kazandığına çok sevinmeli. Ne de Kaybettiğine çok üzülmeli. “Vardır bu şer’de de bir Hayır” demeli.











