HAYATIN İÇİNDEN
Şenol Goncagül
Derin devlet adına mayın patlatıyorlar ve suçu terör örgütüne atıyorlar amma, olay yerinde bir çanta içerisinde askeri malzeme unutuyorlar!
Peki, biz salak mıyız ki, bu numarayı yiyoruz?
Derin devlete, bir malzemeye sahip çıkamayan bu salakları kimler almış acaba?
Torpil veya himmet ile mi girmişler oralara?
Yok sa, suçu derin veya sığ yerlere atan bu beyinsizler, “Yerse” mi dediler herkese?
Bazı cinayetlerde de, üzerlerinde Arapça yazılar bulunan silah ve mühimmatlar ele geçirilmişti. “İran Gizli Servisi, suikastları gerçekleştirmişti” güya!
Ogün için bunlar etkili de olmuşlardı hani!
En azından, zaten amaç gündemi belirli hedeflere kaydırmak değil miydi?
O suikastçılar de salaktı aynı bunlar gibi!
Aylarca planladıkları gizli suikastlarını yapıyorlardı amma, arkalarında izlerini bırakıyorlardı!
Yaptıklarını açık edecek olsalardı, zaten hedef gösterilen örgütler kendilerinden çıkıp “Bunu biz yaptık” diyeceklerdi.
Amma, işlerini yüzlerine gözlerine bulaştıran birkaç salak, arkalarında, üstelikte, genlerini ortaya koyacak mühimmatları da bırakarak, ortadan kayboluyorlardı!
Tıpkı, Hakkrâi’de olduğu gibi…
Bu oyuna kimsenin gelmeyeceğini umuyordum ki, cenaze merasimlerinde planlı provokasyonların, cahil veya duruma inanmayan ama inanmaya hazır insanları harekete geçirmekte olduklarını gördüm.
Bir şekilde, istenen hedefe varılmıştı!
İnanılacak gibi olmasa bile, inandırmaya uygun bir şeyler vardı ellerinde
Orada yaşayan insanlar, bunların düzmece olduğunu, o minibüste öldürülen insanların, kimlerin kurbanı olduklarını biliyorlardı elbette ki. Anacak, ya korkularından, ya da kendilerine anlatılan hayallerden dolayı, tek hayat güvenceleri olan güvenlik güçlerine karşı öfkeliydiler!
Evet! Orada gerçekten de önemli bir sorun var. Bu sorunun gerçek adresi kesinlikle Güneydoğu değil!
Orası sadece, birilerinin satranç tahtaları, o kadar…
Şenol Goncagül
Derin devlet adına mayın patlatıyorlar ve suçu terör örgütüne atıyorlar amma, olay yerinde bir çanta içerisinde askeri malzeme unutuyorlar!
Peki, biz salak mıyız ki, bu numarayı yiyoruz?
Derin devlete, bir malzemeye sahip çıkamayan bu salakları kimler almış acaba?
Torpil veya himmet ile mi girmişler oralara?
Yok sa, suçu derin veya sığ yerlere atan bu beyinsizler, “Yerse” mi dediler herkese?
Bazı cinayetlerde de, üzerlerinde Arapça yazılar bulunan silah ve mühimmatlar ele geçirilmişti. “İran Gizli Servisi, suikastları gerçekleştirmişti” güya!
Ogün için bunlar etkili de olmuşlardı hani!
En azından, zaten amaç gündemi belirli hedeflere kaydırmak değil miydi?
O suikastçılar de salaktı aynı bunlar gibi!
Aylarca planladıkları gizli suikastlarını yapıyorlardı amma, arkalarında izlerini bırakıyorlardı!
Yaptıklarını açık edecek olsalardı, zaten hedef gösterilen örgütler kendilerinden çıkıp “Bunu biz yaptık” diyeceklerdi.
Amma, işlerini yüzlerine gözlerine bulaştıran birkaç salak, arkalarında, üstelikte, genlerini ortaya koyacak mühimmatları da bırakarak, ortadan kayboluyorlardı!
Tıpkı, Hakkrâi’de olduğu gibi…
Bu oyuna kimsenin gelmeyeceğini umuyordum ki, cenaze merasimlerinde planlı provokasyonların, cahil veya duruma inanmayan ama inanmaya hazır insanları harekete geçirmekte olduklarını gördüm.
Bir şekilde, istenen hedefe varılmıştı!
İnanılacak gibi olmasa bile, inandırmaya uygun bir şeyler vardı ellerinde
Orada yaşayan insanlar, bunların düzmece olduğunu, o minibüste öldürülen insanların, kimlerin kurbanı olduklarını biliyorlardı elbette ki. Anacak, ya korkularından, ya da kendilerine anlatılan hayallerden dolayı, tek hayat güvenceleri olan güvenlik güçlerine karşı öfkeliydiler!
Evet! Orada gerçekten de önemli bir sorun var. Bu sorunun gerçek adresi kesinlikle Güneydoğu değil!
Orası sadece, birilerinin satranç tahtaları, o kadar…











